İyi okumalar!
**
Çağıl ile dün yaşadığımız maceranın ardından bugün bana kimya çalıştırmasını istemiştim. Biraz zorlamış gibi olmuştum ancak koskoca beni görecekti. Çağıl ile vakit geçirmek onun gibi egolu yapmıştı beni. Gerçek bir ego değildi tabii bu.
Çantamı bulabildiğim kadar kimya notları ve test kitaplarıyla doldurmuştum. Çantanın fermuarını kapatarak onu sırtladım. Çantanın benden ağır olduğunu ve taşımayacağımı anlayınca içinden birkaç tane kitap çıkartıp çantayı tekrardan taktım. İşte şimdi olmuştu.
Odamın kapısını açarak ilk önce kafamı kapıdan dışarı çıkardım. Önce sağıma bakarak koridoru kontrol ettim, kimse yoktu. Soluma kafamı çevirdiğim anda yüzümün dibinde gördüğüm surat yüzünden ağzımdan küçük bir çığlık firar etti.
"Ya ne yapıyorsun sinsi sinsi gelmişsin dibime!" diyerek Ceren'e sesimi yükselttim.
"Neden bağırıyorsun kardeşim uyanacak." sabır dileyerek havaya baktıktan sonra yanından geçerek ayakkabılığın önünde eğildim. Ayakkabımı giyerken çantamla büyük bir savaşa girdik ve bu savaştan ben galip geldim.
"Bende seninle birlikte geleyim mi?" kaşlarım istemsizce çatılırken ona cevap verdim.
"Hayır kütüphaneye gideceğim." kapının kolunu aşağı indirip açılan kapıdan çıktım.
"Çağıl gelecek mi?" onun ne alaka olduğunu çözmeye çalışırken cevap verdim.
"Hayır o burada değil de... Çağıl ne alaka?"
"Bilirsin ya birbirimizi seviyoruz. Uzun zamandır onu görmedim özledim, o da beni özlemiştir. Sahi, sana hiç beni soruyor mu?"
"Hayır." diyerek kapıyı çekerek yüzüne kapattım. Sabah sabah söyleyeceklerini duymak istemediğim için o kapıyı tekrardan açmadan merdivenlerden indim. Kurtulmuştum.
Apartmandan çıkarak hızla arka sokaktaki otobüs durağına yürümeye başladım. Bu saatte durağın kalabalık olacağını düşünmüyordum çünkü ne okul saatiydi ne de iş saatiydi. Yaşlıların olduğunu da düşünmüyorum çünkü ne hikmetse okul ya da iş çıkış saatinde otobüste oluyorlar.
Durağa geldiğimde kolumdaki saate baktım. Otobüsün gelmesine dakikalar kalmıştı. Nefesimi dışarı vererek omzumdan aşağı kayan çantamın askısını yukarı çektim. Arkamı dönerek durağın arkasındaki mağazanın vitrininden yansıyan görüntüme baktım. Sıradan bir görünüme sahiptim. Yorgun bakışlara sahip gözlerim ve Güneş vurunca sarıya çalan açık kumral saçlarım vardı. Hızlk yürüdüğüm için dağılan saçlarımı parmaklarımı tarak niyetine kullanarak taradım, insana benzemiştim. Üzerimde gözlerimi gezdirdim bu kez. Gri eşofmanımın üzerine bana bol gelen beyaz tişörtümü giymiştim. Ayağımda ise üzerimdeki tek renk olan kırmızı Converse vardı. Evet, oldukça sıradandım.
Oflayarak sırtımı mağazanın vitrinine döndüm. İleriye doğru baktığımda binmem gereken otobüsün yaklaştığını gördüm. Elimi durması için havaya kaldırdım. Beni gören otobüs şöforu otobüsü yavaşlattı. Tam önümde duran otobüse bindikten sonra Çağıl'ın dediği şey aklıma geldi. "Şoföre söyle hızlı sürsün."
"Hızlı sür kaptan!" diyerek şoförün penceresine vurdum.
"Ne diyorsun kardeşim?" dedikten sonra yaptığım şeyin farkına varmıştım.
"Pardon abi arkadaşlarla sosyal deney çekiyorduk."
Cevap vermesini beklemeden koşarak otobüsün en arka kısmına geçtim. Otobüs boş olduğu için yer bulup oturabilmiştim. Yaşlı teyzelerim ve amcalarım bu saatte neredesiniz?
Birkaç dakikanın ardından ayağa kalktım. İneceğim durağa gelmiştik. Direkteki 'DUR!' düğmesine bastıktan sonra durakta durmasını bekledim. Otobüs durmuş duraktaki yolcuları alıyordu, benim kapım açılmayınca şoföre seslendim.
"Kaptan arka kapı!" diyerek bağırdım. Şoförün cevabı geldi.
"Sosyal deney!"
Agam bizimle eğleniyor!
Cevap vermediğimi görünce bir şey demeden kapıyı açtı. Sosyal deney niyetine tekrardan kapının yüzüme kapanmasını istemediğim için hızlıca indim.
Cebimden telefonumu çıkarıp Çağıl ile olan sohbetimize girip ona mesaj attım.
su: geldim bekliyorummm
çağıl: daha çok beklersin uyuyorum ben
su: ne?
çağıl: şaka şaka geldim
Telefonu cebime koyduktan sonra karşıma baktım. Çağıl sırıtarak yanıma yürüyordu. Onun sırıtmasına karşılık kötü kötü baktım. Yanıma gelerek tek hareketiyle sırtımdaki çantayı alarak omzuna taktı. Ardından kolunu omzuma atarak bizi yürüttü.
"Ben taşıyordum." bana yukarıdan bir bakış atarak önüne geri döndü.
"Kızım senden ağır bu çanta. Ayrıca ne yaptın bulduğun tüm kimya kitabını çantana mı doldurdun?" dedi gülerek.
"Evet. Aslında birkaç kitap daha vardı ama çok ağır olunca geri çıkarmak zorunda kaldım." diye cevapladım onu.
"Ben şaka yapıyordum... Deli kız."
"Sadece sana deliyim." ağzımdan çıkan cümleyle elimle ağzımı kapattım. Çağıl durunca omzumdaki kolu yüzünden bende onunla birlikte durmak zorunda kalmıştım.
Çağıl'a baktığımda gülümseyerek O da bana bakıyordu. "Sen ciddi misin?" diye sordu.
O an içimden gelen her şeyi söylemek istedim. Gözlerine baktım dikkatle beni izliyordu. Bakışlarında hissettiğim güven duygusuyla ona içimi açtım.
"Seninle defalarca kez göz göze gelebilmek için saatlerce kimya çalışabilecek kadar deliyim ben."
Yüzündeki gülümseme daha da büyüdü. Bu benim kalbimde yaşayan Çağıl'a daha çok umut bağlamama neden oldu.
"Böyle şeyler söylememelisin Su." dedi sonunda konuşarak. Kaşlarım çatıldı. Yanlış düşünmüştüm. Korkarak sordum.
"Neden?"
"Çünkü içimdeki seni daha çok sevme isteğim kabarıyor." Yanlış düşünmemiştim. Gülümseyerek baktım gözlerine. Gözleri gülümsüyordu.
"Su?" dedi bana yaklaşırken.
"Efendim?" sesim titriyordu. Sadece sesim değil kalbimi de bir titreme esir almıştı.
"Ben sanırım susadım. Su içebilir miyim?" aklıma evlerinde yaşadığımız anı gelince güldüm. Üzerinden sadece bir gün geçmişti ama uzun bir zaman gibi gelmişti.
Ona cevabımı kafamla onaylayarak vermiştim.
Gülümseyerek bana yaklaştı, elini belime yerleştirerek beni kendisine çekti. Ellerim hemen omzundaki yerini alırken titrek bir nefes verdim. Çağıl'ın bakışları gözlerimden ayrılıp dudaklarıma kaydı. Dudaklarını dudaklarımın üstünde hissettim. Küçük bir öpücük bıraktıktan sonra alnını alnıma yasladı. Gözlerimi açınca gözleriyle göz göze geldim. İkimizde aynı anda birbirimize gülümsedik.
"Ben çok susamışım bu yetmedi." gülümsedikten sonra gözlerim kendiliğinden kapandı.
Dudaklarım dudaklarının arasında yerini alırken vücudumun titrediğini kalbimin alev alev yandığını hissettim.
Bir dakika.
Biz şu an resmen Çağıl ile öpüşüyorduk!
***
Bölüm sonu.
Sizin kırk bir kere maşallah demenizi görmem için bu bölümde böyle bir şey yaptım eheheh













