Gün batımı yavaş yavaş içimdeki alev sönene kadar izlemiştim. Gaza basmak için ayağımı hafifçe oynattım. O sırada telefonumun zil sesi çalan bölgede titremeye başlamıştı bile.
Kaydetmediğim bir numara ekranımda belirdi. Şüphe duygusuna kapılarak açtım.
"Alo?" Dedim kararlı bir sesle.
"Drax Victor, sensin degilmi?" Dedi bir ses "Evet." Dedim soru soran bir üslupla
"Ben komiser David, karakola gelmen gerekiyor bay Victor." Duraksadım "İfadeni alacağız, olay yerinde ne işin olduğunu öğrenmemiz gerek."
Birşeyler geveledikten sonra telefonu kapattım. Bu nasıl olabilirdiki? Benim gibi zeki, yakışıklı biri nasıl olurda ifade verilecek konuma gelmişti!
Arabayı acele bir şekilde gaza basarak sürmeye başladım. Nasıl olduğumu bilmedigim bir şekilde merak içinde sürüyor, etrafıma bakarak dikkat ediyordum.
---1 süre sonra---
Arabayı park ettim, yavaşça ve bir adım attım ve devam ettirerek, ilerlemeye başladım. Tabiiki zeki bir insan olduğum için bunu başarıcağıma emindim.
İçeri girdiğimde ki o yoğun, ağır atmosfer tüm bedenimi sarmıştı, ağır adımlarla başrol misali yürüyordum, derken komiser Davidi bulmam gerekti.
O sırada kolidorda başına buyruk gezen Genç bir kızı gördüm. Tam aldırış etmeden yürüyecekken, kızın tam karşımda kontrolünü kaybetmiş bir şekilde düşmek üzere olduğunu fark ettim. Bir hışımla yanına gidip onu belinden kavrayarak tuttum.
Gözleri ile birbirimizi bulduk, o buluşma anı tüm dünyanın kasılıp kavrulmasina, denizlerin ıssız gürlemesine, yer ve gök gürültülü sağanak olmasına yetmişti bile.
Kalbim Deli, gibi deliler gibi çarpıyor ona doğru ilk dokunuşumu sergilediğimde ise yer sallanıyordu, bacaklarım titriyordu.
Şaşkınlıkla kız;
"Teşekkür ederim." Dedi titreyen o ahenk sesiyle.
Onu doğrulttum ve "Rica ederim." Dedim.
Kız utanç içinde uzaklaşıp giderken, arkasından kahrolan, bencilliğe karşı savaşan ve galibiyet kaybeden ben, bir sonraki görüşmeyi umutla beklemeyi umdum.
------
Nihayet danışmana odayı sormuş kapısının önünde sıramı bekliyordum. Birden adım beyaz kolidorlarda yankılandı.
Ayağa yavaş ve kararlı adımlarla kalktım. Kapıyı yavaşça celtinmen usulü tıklayarak girdim. David beni görünce soğuk yüzünü tüm hücrelerimde hissettim.
"Gir." Diye bir ses beni yankıladı.
Oturdum.
"Drax Victor." Dedi "Mesleğin veya yaptığn bir iş varmı?" İlk soru acımasiz bir sesten geldi.
Omuzlarını dikleştirdim ve her soruya doğru cevabı vermeye dikkat ederek anlatmaya başladım.
"Ben yazarım, yazarlık dışında yaptığım iş piskoloji bölümü okumam, bunu devlet sitemde gorebilirsiniz."
"Göreceğiz." Dedikten sonra bilgisayarını açtı, devlet şifremi ve adımı verdim
"Doğru." Dedi uzun bir sessizlikten sonra nihayet
"Olay yerinde ne işin vardı?" Ses yine acımasızcaydı.
"Sizin kastettiğiniz yerde bir AVM var diye hatırlıyorum, bende defter gibi malzemeler almıştım, arabamda duruyor evime uğramadım hemen buraya geldimde."
"Peki kaç yaşındasın, Victor?"
"32"
"Yazarlık demiştin, yayınladığın bir kitabın varmı?"
"Online yazıyorum ve yayınlamayı editör onayından sonra düşünüyorum."
"Anladım." Dedi ve nihayet bittiğini umarak veda ettim, ardından ayrıldım.
Zafer sevinci içinde ayrılyordum, amma velakin.
Ben o Zeki, usta, yakışıklı katillerin en iyisinden en alasıydım.
Beni bırak polisin tutuklanmasını, yakalayamazdı bile.
Çünkü başrol bendim.
Ve basroller ölmezdiler.