Abime saatlerdir ulaşamıyordum. Keder her saniye içimi bir acı ile doldururken meşgul telefonuma doğru baktım.
"Abi..." Diye bir fısıltı dudaklarımın arasından süzüldü. Gözlerim dolmuş telefonumu tutan o uzuv titriyordu.
Oturduğum kanepede rahatsız ama istekle kıpırdandım.
Sesler derin bir denizde, denizin içinden gelir gibi gidip geliyordu, derken bir ses netleşti.
"Son dakika haberleri!" Diyerek televizyonun ekranı ile bende parladım,
"Az önce gelişen haberlerimizle, bir kurban daha olduğunu üzülerek sunuyoruz." Dedi spiker, o an öyle bir içime dolduki!
Saçma fikirler aklimdayken, televizyonda bir yer gösterdiğinde kanım dondu.
Burası abimin iş yerinin orasıydı!
Hemen bozuntuya vermek istemedim çünkü abim bir kaç saat önce çıkacaklarlarina dair mesaj göndermişti ama yinede nedensizce, kontrolsüz ve tüm umudumla bakmak istedim.
Konumlar kısmına girmek için yavaşça parmağımi hareket ettirdim, girdiğimde ise bir Şok dürtüsü içimi kapladı.
Abim haber spikerinin ekranda gösterdiği yerin aynı yerindeydi.
Hemen onun iş yerine gitmeliydim, onu kontrol etmeliydim!
Bu dürtü ile paltomu kaptığım gibi kapı koluna uzanıp açtım ve kendimi dışarı attım.
Şansımıza şükürki 2. Katta oturduğumuz için oraya erkenden gidebilirdim.
Merdivenlerden hızlı adımlarla aşşağıya doğru indim. Resmen uçmuştum. Koşarak arabama bindim ve zaman kaybetmeden sürmeye başladım.
-----1 Saat Sonra----
Tam girişe arabayı park ettim.
Hemen olay anına geldimki...
Ellerim uyuşmaya ve bacaklarım titremeye başladı. Sarı şeritler ve polis arabaları ile süslenmiş olan karenin ortasında yatan kişi, Abimin ta kendisiydi...
O gözlerinden giden parıltısının yerine kendisine boncuk misali içi boş bir küre bırakmıştı.
O enerji saçan güler yüzü,o mavi parıldayan gözleri ve kırmızı dudakları yerine kendisine bir bembeyaz ceset yüz gelmişti.
Bedduş, temiz ruhu artık cennetin derinliklerindeyken, ben yere düşmüştüm bile. Belki dizlerim kaniyordu ama içim kan ağlıyordu.
"Abi..." Küçük cümleler dudaklarımdan saçıldı.
Göz yaşlarına boğuldum. Bu acı içimi kasıp kavurmaya başlamıştı bile, kalbim paramparça oluyordu. Sanki ucu sivri mızraklar sırayla ve teker teker kalbime saplaniyordu, sanki uzuvlarım kopuyor yerine kan bırakıyordu.
Abime daha dikkatli bakmak için kendimi zorlamaya başladım. Ona veda edemedim bile.
Abimin gözünden bir damla yaş süzülmüş oda kurumuştu. Üzerindeki takım elbisesi bıçak darbesiyle yırtılmış tı. Oysaki annem ve ben ona doğum günü hediyesi için gece gündüz uyumadan dikmiştik.
Abi....
Abi...
Abi!
----0----
Bir süre sonra o ıssız kolidorda dolaniyordum, anneme nasıl haber vereceğimi düşünüyor gözlerimin dolmasına engel olamıyordum.
Otopsi... Sonucu için bana yardım ederek bir karakola getirmişlerdi. Bana yardım etmeye çalışıyorlardı. Ama nafile.
Bu acıyı kimse, bu kanamayı hiçbir doktor durduramazdı...