Baran'ın anlatımı
Saat geç olmuştu. Atakan bizde kalacaktı.
Salonda oturuyorduk. Alara’yı çağırdım.
“Alara, bize iki kahve yap abicim,” dedim.
Alara başını salladı.
“Tamam,” dedi ve mutfağa gitti.
Atakan’a döndüm.
“Bu Umay’ın arkadaşı vardı… adı neydi ya?”
Atakan hemen cevap verdi:
“Yuna mı?”
“Demek Yuna.”(yzr:spoi bilerek Yuna olarak yazdım.)
Kısa bir duraksama oldu.
“Onu da bi işe falan mı başlatsak? İşçiliği iyi gibi duruyor,” dedim.
Kahveler hazır oldu. Alara getirip masaya bıraktı.
Atakan teşekkür etti. Sohbete devam ettik.
Bir süre sonra Atakan’ın aklına Umay geldi.
“Bu arada Umay bugün bilgisayarı bozulduğu için beni arayacaktı ama aramadı.”
Omuz silktim.
“Unutmuştur.”
Atakan telefonu açtı ve Umay’ı aradı.
Bir süre sonra yüzü değişti.
“Ulaşılamıyor.”
Kaşlarımı çattım.
“Ne oldu?”
“Aranamıyor.”
Ciddileştim.
“Yuna’yı ara o zaman,” dedim. “Bugün Umay’la birlikte olacaktı demedın mi.”
Atakan başını salladı ve Yuna’yı aradı.
Ama…
Yuna’ya da ulaşılamıyordu.
Atakan’ın yüzü gerildi.
“Yuna’ya da ulaşılamıyor.”
“Belki şarjları bitmiştir,” dedim.
Atakan hemen karşı çıktı:
“Umay telefonun başından asla ayrılmaz. Şarja taktıktan sonra açıldığı an kontrol eder.”
Bir an sustum.
“Abartma,” dedim.
Atakan derin bir nefes aldı.
“Evet… belki fazla düşünüyorum.”
Aniden yüksek bir ses duyuldu.
“Baran beyim! Baran beyim!”
Bir koruma telaşla içeri koştu.
Kaşlarımı çattım, hızla ayağa kalktım.
“Noldu?”
Atakan’ın bakışları bir anda ciddileşti, yüzü gerildi.
Koruma nefes nefeseydi.
“Baran beyim… Koran İstanbul’a dönmüş ve bir şeyler karıştırıyor!”
Atakan’la bir an göz göze geldik.
Sessizlik ağırlaştı.
Atakan sordu:
“Şu an nerede?”
Koruma hızlıca cevap verdi:
“Eski bir fabrikada.”
Atakan ağzını açtı:
“Umay ve Yuna—”
Sözünü kestim.
“Öyle düşünme. Çabuk yola çıkıyoruz.”
Korumaya konum attırdım.
Hiç vakit kaybetmeden arabaya geçtik.
Kısa bir süre sonra fabrikaya ulaştık.
Kapı sert bir demirle kapatılmıştı.
Atakan kapıya baktı, sonra bana döndü.
“Bu normal değil.”
Camı işaret ettim.
“Oradan.”
Yan camı kırdık.
İçeri girdik.
Ortam loştu.
Koridorlarda birkaç koruma vardı ve yüzleri hiç de dostça değildi.
Derin bir nefes aldım.
“Neler karıştırıyorsunuz!” diye bağırdım.
Atakan arka tarafa doğru sessizce koştu.
Bir anda sesi yankılandı:
“Baran!”
Korumalar hareketlendi ama ben hızla ilerledim.
Onları durdurmaya çalışanları kenara ittim.
Ve koştum.
Gördüğüm sahne…
Zamanı durdurdu.
Yuna.
Koran’ı sert şekilde dövüyordu.
Yuna’nın hareketleri hızlıydı, kontrolsüz değildi… öfke vardı ama aynı zamanda net bir amaç..
Yuna "Sen ne tür bir pisliksin! " diye bağırdı.