İçeriğe geç

Seni Hatırlamayan Kalp

Bölüm 8 · 5 dk okuma

Seni Hatırlamayan Kalp

Bölüm 8

Koran'ın Hikayesi

Geçmiş-İstanbul/Yazarın anlatımı

​​Alara, yeni başladığı lisenin bahçesinde dolanıyordu. Yeni yağmur yağdığı için bahçedeki çimenlerin kokusunu içine çekiyordu. O kadar güzeldi ki... Bu lise, ağabeyinin eskiden okuduğu liseydi.

​Zil çaldı ve Alara sınıfa girdi. En arkadaki cam kenarı sırasına oturdu ama yanına biri geldi. İçinden, "Of ya, tek oturmak istiyordum," dedi.
​Yanına oturan kişi Koran'ın sevgilisi Nilay'dı. "Merhaba, tanışalım mı?" dedi.
Alara ise "Olur," diye yanıt verdi.
"Benim adım Nilay, senin?"
"Benim de Alara, tanıştığıma memnun oldum."
​Tam o sırada sınıfa hoca girdi. Bu hoca İngilizce hocasıydı ve ilk dersleri İngilizceydi. Hoca, "Oturabilirsiniz," dedi. Herkes oturdu. Hoca gerçekten çok tatlıydı; sarı saçları, uzun küpeleri, uzun bir eteği ve kısa kollu, dar bir üstü vardı. Hoca tanışmak istediğini söyledi ve herkes sırayla ismini belirtti. İlk ders olduğu için ders işlemeyeceğini, bahçeye çıkabileceklerini söyledi ve hep birlikte dışarı çıktılar.
​Nilay gülümseyerek Alara'nın yanına geldi. "Yalnızsın galiba, ben de gelebilir miyim?" dedi. Alara, "Olur," dedi.
Nilay, Alara'ya dönerek, "Gözlerimin rengi çok güzel değil mi ya?" diye sordu.
Alara, "Harika!" dedi ama içinden, "Tamam kanka, tek senin mavi gözün var, mükemmel... Uf," diye geçirdi.
​Nilay, "Ben yeşil gözü çok sevmem ya," deyince, Alara yine içinden, "Ben yeşil göz çok sevmem ya... Pardon ama benim gözlerim yeşil!" diye isyan etti.
​Alara bu sefer dışından konuştu: "Ben seviyorum. Bu kadar abartma lütfen." Nilay samiyetsiz bir gülüş attı. Alara ise daha fazla katlanamayarak Nilay'ın yanından uzaklaştı.
​O sırada birine çarpıp yere düştü. Çarptığı kişi Koran'dı! Alara, Koran'ın Korkut ailesinin çocuğu olduğunu henüz bilmiyordu. Alara hemen ayağa kalktı ve "Özür dilerim..." dedi.
Koran ise, "Bak hanımefendi, önüne bakarak koşmalısın. Bir daha yere yapışma," dedi.
Alara, "Özür dilediğimi söyledim, neden öğüt veriyorsun?" diye çıkıştı.
Koran, "Sakin ol, bir şey demedim," diye yanıt verdi.
​Onları gören Nilay kıskançlık krizine girdi ve hemen koşarak yanlarına geldi. Alara'ya bağırarak, "Önüne baksana!" dedi.
Alara kısık sesle, "Ya ben kimlerle uğraşıyorum aq," diye mırıldandı.
Nilay bunu duydu ve Koran'a döndü: "Görüyor musun bana ne dedi..." Alara ise ikisine de ters bir bakış atarak oradan uzaklaştı.
​Koran, "Nilay, sana bir şey söylemem gerek," dedi. Bunu söylerken gayet ciddiydi.
Nilay, "Dinliyorum," dedi.
"Ben senden ayrılıyorum."
Nilay şaşkın ve üzgün bir suratla, "Ne?! Şaka yapma Koran!!!" diye bağırdı.
Koran, "Şaka değil!" diyerek arkasını döndü ve Alara'ya doğru koştu.
​Alara'ya yetişip, "Az önceki olanlar için özür dilerim," dedi.
Alara, "Umrumda değil, baybay. Sınıfa gideceğim," dedi. Koran onu durdurmadı.
​Alara sınıfa geldi, Nilay da arkasından ağlayarak içeri girdi. Sınıfta hoca yoktu.
Nilay, "SENİN AĞZINA EDECEĞİM, HEPSİ SENİN YÜZÜNDEN ALARA! TAM BİR YALAKASIN!" diye bağırdı ve Alara'nın üzerine doğru yürümeye başladı.
Alara, "NİLAY NELER OLUYOR, GİT!" dedi. Nilay ise sadece güldü.
​Nilay kapıyı kilitledi. Alara maalesef fiziksel olarak güçsüz bir kızdı. Nilay kapıyı kilitlediği an Alara'yı darp etmeye başladı. (Yazarın notu: Olayların dönüp dolaşıp bana gelme hızı...)
​O sırada hoca sınıfa doğru geliyordu. Kapıya ulaştığında kilitli olduğunu fark etti. "Çocuklar, kapıyı açar mısınız?" diye seslendi. Nilay sesleri duyunca durdu ve kapıyı açtı. Ağlayarak, "Hocam, Alara kendine zarar vermeye çalıştı, durdurmaya çalıştım ama durmadı," dedi.
​Hoca çığlık attı ve koşarak Alara'nın yanına gitti. Alara konuşamıyordu çünkü nefesi kesilmişti, boğazından hırıltılar yükseliyordu. Hoca hemen müdür yardımcısını çağırdı. Müdür yardımcısı Alara'yı revire, hemşireye götürdü ve ailesini çağırmasını söyledi. Alara eliyle hayır işareti yaptı ve zorlukla nefes almayı başararak, "Ailem tatilde, ben yalnızım," dedi.
​O sırada arkadan Nilay belirdi ve elindeki kâğıdı gösterdi. Kâğıtta, "Eğer beni söylersen sana daha beter şeyler yaparım," yazıyordu. Alara korkudan gerçeği söyleyemedi. Müdür yardımcısına panik atak geçirdiğini belirtti. Müdür yardımcısı da Alara'yı eve gönderdi.
​

Ertesi Gün
​Alara okula geldi. Koran onu gördü ve "İyi misin? Olanları Nilay'dan duydum," dedi. Ardından kulağına yanaşarak fısıldadı: "Nilay'ın yaptığını biliyorum ve sana yardımcı olabilirim ama tek bir şartla."
Alara korktuğu için şart ne olursa olsun kabul etmeye hazırdır. "Nedir?" diye sordu.
Koran, "Benimle sevgili olacaksın!" dedi. Bu söz üzerine Alara'nın nefesi bir anlığına yine durdu, sonra geri geldi. "Ama Nilay öğrenirse daha beter olur ve okulda rezil olurum," dedi.
Koran, "Çözeceğim dedim ya!" diye çıkıştı. Alara biraz düşündü; ailesi kızmazdı, aksine mutlu olurlardı, o yönden sıkıntı yoktu. Derin derin düşündükten sonra son çare olarak teklifi kabul etti.
​Okuldan Sonra
​Alara eve dönüyordu ki yanında bir araba belirdi. Bu, Koran'ın arabasıydı. Koran camı açtı, "Ee, benimle gelmeyecek misin hanımefendi?" dedi.
Alara iç çekti, "Hayır!" dedi.
Koran, "Kırma beni," diye üsteledi. Alara durumdan tiksinse de "Peki, geleyim," diyerek arabaya bindi.
​Arabaya bindiği an bilinci kapandı. O sırada arka koltuktan Nilay belirdi. Koran, Nilay'a dönerek, "İyi iş ortak! İşte Baran'ın zayıf noktalarından biri... Tek tek o zayıf noktalarını elinden alacağız," dedi ve ikisi de haince gülmeye başladı.
​Eve geldiler ve doğruca evin bodrumuna indiler. Alara baygındı ve teni buz gibiydi. Onu bodruma kilitleyip, Koran hemen babasının yanına koştu. "Alara Bodur şu an bodrumda," dedi.
Babası, "Aferin evlat, Korkut ailesi olmak bunu gerektirir," diyerek oğlunu övdü.

​3 Gün Sonra
​Bodur ailesi tatilden dönmüştü ama evde büyük bir sıkıntı vardı: Alara yoktu! Hemen korumalara sordular: "Alara nerede?!"
Koruma, "Alara Hanım bize mesaj attı, arkadaşında kalacağını söyledi," dedi.
Baran buna inanmadı. "O zaman telefonunun konumuna bakalım," dedi. Konuma baktıklarında büyük bir şok yaşadılar; çünkü sinyal, Alara'nın Korkut ailesinin evinde olduğunu gösteriyordu.
​İmge Bodur korkudan tir tir titriyordu. "Çabuk kızımızın yanına gidelim! İlteriş, bir şey yap!" diye haykırdı.
İlteriş, "Herkes arabalara!" diye emir verdi.
Baran, "Anne, sen de mi geleceksin?" diye sordu.
Annesi, "Kızım bu haldeyken evde duramam!" dedi. Baran, "Peki," diyerek kabul etti.
​

Konakta
​Korkut'lar kapıdaki silah seslerini duydular. Alara'yı nasıl bulduklarına şaşırmışlardı. Koran, "Alara'yı vermeyeceğiz!" diye bağırarak kurşun sıktı. Tam o anda İmge Bodur kalbinden vuruldu. Baran, "ANNEEEE!!!" diye feryat etti. Öfkeyle Koran'ın üzerine atladı ve ona o kadar sert vurdu ki elindeki silah kırıldı.
​...
​Aşağıdaki sesleri duyan Alara, annesinin vurulduğunu anladı. "ANNEEEE! Daha seni göremedim... Allah'ım koru onu, ANNEEEE!" diye ağladı.
​Alara yerdeki sivri bir taşı zar zor uzanarak aldı ve bağlı olduğu ipleri kesmeyi başardı. Bu sayede kurtulmuştu ama bodrumun kapısı kilitliydi. Tüm gücünü toplayarak zor bela kapıyı kırdı; bu sırada kolu çizilmişti ama umurunda bile değildi.
​Dışarı çıktığı an Bodur ailesinin korumaları onu hemen arabaya bindirdi. Ailesi çoktan hastaneye doğru yola çıkmıştı.
​

Hastanede
​...
​Doktor ameliyathaneden çıktı ve acı haberi verdi:
"Çok üzülerek söylüyoruz ki, İmge Bodur hayatını kaybetti..."
​O an dünya durdu. Herkes çığlık çığlığaydı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.