Ateş Sarp KAYALAR
Cumartesi sabah altıda kalkmak zor gelirmiş insana! Hafta içi yedide başlayan antrenman hafta sonu on iki gibi başlardı. Yani başlıyordu. 24 Fikret çalışma saatlerini erkene alana kadar. "Akşam maçınız var prensesler saat yedide sahada olun." diyerekten hem aşağılayıp hem de saati erkene almıştı. Fikretten önceki koçumuz ondan yirmi dört kat daha iyidi. Al sana yirmi dört işte! En azından insaflıydı. Geçen ay zorunlu olarak işten ayrılmıştı. Yerine Fikret denen yirmi dördüncü sadist geldi. "Böyle giderse basketbolu bırakıp kafe açacağım." Sallana sallana banyoya girdim ve kendimi soğuk suyun altına bıraktım. İki dakikalık donmalı titremeli duştan sonra üstüme beyaz kapşonlu altıma siyah dışarda giymelik bir eşofman altı ayarladım. Üstüme geçirdikten sonra hemen yan odamdaki Ilgazın yanına gittim. "Ben uyanıksam o da uyansın!" acımasızlığıyla üstündeki battaniyeyi çektim. "Abi saat daha altı!" çığlığını duyunca keyiflendim. Abi olmak bunu gerektiriyordu. "Biliyorum." Kafasının altındaki yastığı kafama fırlatmasıyla yerimde geri sendeledim. Normal zamanda yerinden hareket etmeyen bedenim bir anda gelen yastığa tepki bile verememişti. Tabi sabahın mahmurluğu da üstümdeydi. "Çıkıyom ben!" Kulağının dibinde bağırdıktan sonra koşarak aşağı indim. Yukarıda sinirden debelendiğini duyabiliyordum. Dün geceden ayarladığım çantamı aldım ve Termal kafeye doğru yol almaya başladım. Evimin yakınındaki bu şirin kafeyi çok seviyordum. Rüya teyze genelde bu saatlerde açmış olurdu. Kapıdan içeriye girdiğimde masaların boşluğu hiç garibime gitmemişti. Bu saatte kim buraya gelirdi ki? Bir kahve ve bir kruvasan alarak yeterli enerjiyi temin etmiştim. Bu akşamki maç aklıma geldikçe tatlı tatlı heyecanlanıyordum. Kesin kazanacaktık. Şu dakikaya kadar bu civarlarda bizi yenebilen olmamıştı. Olacağını da sanmıyordum. Bu rahatlık oradan geliyordu. Motoruma atladım ve sahanın yolunu tuttum.
🦋
Ukde GÜNAY
Dün gece Limonla beraber uyuduğumuz koltukta tek başıma uyandım. Her tarafım tutulmuş olmalıydı ki hareket bile edemiyordum. Tavanı izlemek gibi harika bir aktivite yapmaya karar verdim. Birkaç dakika sonra üstümdeki uyuşukluk gitmişti. Saat daha sabahın altısıydı. Cumartesi günü altıda uyanmak için mantıklı bir sebep arıyordum. "Neden ben? " Uyanınca geri uyuyamayan bir insan olduğum için sabah yürüyüşüne çıkmaya karar verdim. En güzel yürüyüş güzergahı Termal kafeye giden yürüyüş güzergahıydı. Hemen içeri girip dolabımı açtım. Bir pantolon ve örme kazak giydim. Aynanın karşısına geçip yüzüme baktım. Gayet düzgün duran yüzüm bana güven verdi. Saçımı geriye doğru atıp kapıya doğru yöneldim. Spor ayakkabılarımın bağcıklarını bağlayıp merdivenleri atlaya zıplaya indim. Yarım saatlik yürüme mesafemdeydi. Sahil tarafına inip yavaş yavaş yürümeye başladım. Daha birkaç kişinin yürüyüş yaptığı sahil huzur vericiydi.
Termal kafeye sonunda varmıştım. İçerde Rüya teyze ve bir müşteri vardı. "Hayret bu saatte kim gelir ki? " Kahve ve kruvasan alıp çıkan adam ağzının tadını biliyor olmalıydı. "Günaydın Rüya teyze." Gülümseyerek mutfak tarafından çıkan Rüya teyzenin elinde yeni çıkmış simitler vardı. "Günaydın Ukde kızım. " Gözüm kruvasanlara takıldı. "Bir kruvasan ve bir kahve. "...