İçeriğe geç

Sen ve Yıldız

Bölüm 5 · 3 dk okuma

Sen ve Yıldız

Bölüm 5

Bölüm : 5

Hayal'in ağzından Piyanonun başından hâlâ kalkmamıştı. Sınıf sessizdi. Kimse öksürmedi bile, sanki kıpırdamayı bile bırakmışlardı. Sanki herkes aynı anda nefes almayı unutmuştu. Ben de öyle. Hoca birkaç not söyledi. Güzel, dengeli, kontrollü… Fakat cümlesinin sonlarına doğru onu dinleyememiştim. Çünkü bakışlarım çoktan başka bir yere kaymıştı. Deniz'e. Hastane koridorunda bana “liseli” diyen adama. Arabada camdan dışarı bakarak konuşan, gülümserken bile mesafesini koruyan adama. Şimdi piyanonun başındaydı. Ayağımı geri attım, sahneden indim. Yerime yürürken dizlerimdeki hafif titremeyi bastırmaya çalıştım. Kimse fark etmedi sanıyordum ama ben fark ediyordum. Kalbim, olması gerekenden hızlıydı. “Yeni yardımcı hocamız,” dedi hoca, sanki birazdan olacaklar çok sıradanmış gibi. “Deniz.” Yardımcı… hoca mı? Bakışlarım istemsizce tekrar ona gitti. Bu kez o da bana baktı. Gülmedi. Hastanedeki gibi değildi. Daha sert görünüyordu. Sınıfta hafif bir hareketlenme oldu. Fısıltılar, bakışlar… Ben hiçbirine dahil değildim. Aklım tek bir yerde takılı kalmıştı. Burada ne işi vardı? Hani tekrar yurtdışına dönecekti ? Ders devam etti. Başkaları şarkı söyledi,başkaları eşlik aldı. Ben dinledim. Normalde dinlerdim. Ama bu kez notalara değil, tuşlara bakıyordum. Ellerine. Nasıl bastığına. Nerede durduğuna. Bana eşlik ettiği gibi çalmıyordu. Bunu fark ettim. Ders bitimine doğru çantasını topladı. Acele etmedi ama fazla da oyalanmadı. Sanki burada kalmakla gitmek arasında çok net bir çizgisi vardı. Zil çaldığında herkes ayağa kalktı. Ben biraz geç kalktım. Kapıya yönelirken aramızda sadece birkaç adım vardı. Yanından geçerken bir şey söylemesini beklemedim. Ama tam yanımdan geçerken sesi alçak, sakin bir şekilde kulağıma geldi, “İyi söyledin.” Durup ona bakmadım. Teşekkür de etmedim. Çünkü durursam, bu dersin gerçekten bittiğine inanamayacaktım. Çünkü bazı şeyler, bitti sanıldığında daha tehlikelidir. Kalbim çok hızlı atıyordu. Üzerimdeki gerginliği bir an önce atmaliydim. Hızlı adımlarla arkadaşlarımın yanına ilerledim. Hep birlikte kantine gidip boş bir yere oturduk. Oturduğum yerde arkadaşlarımdan birinin getirdiği çayı içerken arkamdan gelen seslere kulak misafiri oldum. “Ya ama kabul et, hoca fazla yakışıklıydı,” dedi biri fısıltıyla ama duyulmayacak gibi de değildi. Diğer kız güldü. “Bir de sakin konuşuyor… insanın içi titriyor.” Elimdeki çayı masaya biraz sert bıraktığımı fark ettim. Neden yaptığımı bilmiyordum. Sanki bu cümleler bana söylenmiş gibiydi. Saçmaydı. Sadece bir hocaydı. Hem… beni neden ilgilendiriyordu ki? “Hayal,” dedi İpek, kaşlarını kaldırarak. “Sen derste fazla gerildin.” “Evet evet,” diye araya girdi Pelin. “Normalde piyanoda bu kadar kasılmazsın.” “Bir şey mi var?” “Hocayı bir yerden mi tanıyorsun?” “Yoksa—” Sorular üst üste geliyordu. Yağmur gibi. Gülmeye çalıştım. “Saçmalamayın,” dedim. “Yeni hoca sonuçta, insan biraz gerilir.” Kendi söylediklerime ben bile inanmadım. Telefonumun çaldığını farkedip masadan kalktığımda dikkatleri iyice üzerime çektiğimin farkındaydım ama arayan Asuman'dı. Açmam gerekiyordu. Kantinden çıktığımda koridor kalabalıktı. Telefonu açtığım esnada onu gördüm. Deniz… birkaç kızla ayakta konuşuyordu. Rahattı. Gülümsüyordu. Onlara bakarken dersteki o ciddi hâlinden eser yoktu. Adımlarım yavaşladı. Neden bakıyordum? Neden içimde anlamsız bir sıkışma vardı? Birkaç saniye daha durup baktım. Sonra kendime kızıp kafamı çevirdim. Telefona cevap vermeyi unutmuştum. Hemen kulağıma yaklaştırıp konuşmaya başladım. Asuman'a okuldan ne zaman çıkacağımı söyleyip telefonu kapattım. Son kez Deniz'e bakmak istedim ama içimdeki dürtüyü reddedip yukarıya çıkmak için merdivenlere yöneldim. Ders başlamak üzereydi. Bir sonraki derse girip çıktığımda gün iyice ilerlemişti. Koridor daha sakindi. Sınıfımdan bir arkadaşım yanıma geldi. Eğer yanlış hatırlamıyorsam ismi Burak'to. “Bu ders fena değildi,” dedi. “Evet,” dedim. “Biraz yoğundu.” Piyanoyla ilgili bir şeyler anlatıyordu, ben de dinliyordum. O sırada başımı kaldırdım ve… Deniz’i gördüm. Bize bakıyordu. Deniz'in ağzından Koridordan geçerken konuşmalar birbirine karışıyordu. İsimler, kahkahalar, ayak sesleri… Hiçbirine odaklanmıyordum. Sonra başımı çevirdiğim gibi onu gördüm. Hayal, sınıfından olduğunu tahmin ettiğim bir çocukla konuşuyordu. Çocuk ona doğru eğilmişti. Oldukça yakın duruyordu. Hayal gülümsüyordu. Rahat görünüyordu. Dersteki o mesafeli hâli yoktu. Bir an durdum. Saçmaydı. Ne bekliyordum ki? İçimde tuhaf bir şey kıpırdadı. Tanımlayamadığım, adını koyamadığım bir rahatsızlık. Bakışlarımı kaçırmam gerekirken yapamadım. Onların konuşması bitene kadar orada öylece kaldım. Sonra Hayal başını kaldırdı. Göz göze geldik. Bir saniye. Belki iki. Yüz ifadem değişmedi. Değişmemeliydi zaten. Ama içimden geçenleri kimse görmedi diye umut ettim. Adımlarımı hızlandırdım. Koridorun diğer ucuna doğru yürürken, neden bunu önemsediğimi kendime açıklayamadım. Ve açıklamam da gerekmiyordu. Şimdilik.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.