İçeriğe geç

Sen ve Yıldız

Bölüm 6 · 4 dk okuma

Sen ve Yıldız

Bölüm 6

Bölüm : 6

Oldukca yorucu ve karmaşık bir gündü. Eve girdiğimde salonun ışığı yanıyordu. Ablam koltuğa yayılmış, elinde telefonla bir şeyler okuyordu. Ayakkabılarımı çıkarırken başımı kaldırıp baktı.“Geç geldin,” dedi.“Okul,” dedim kısaca.Yanına oturdum. Annemle babam yoktu, babam muhtemelen okuldaydı. Annemde teyzemlere gitmişti. Bir süre sessiz kaldık. Sonra dayanamayıp sordum.“Doruk abi nasıl?”Ablam iç çekti.“Biraz daha iyi. Bugün yanına gidemedim, annemler tavır yapıyor yine." Başımı salladım. Doruk abinin adı geçince bizim evde biraz huzur kaçıyordu. Sonra aklıma istemeden başka bir isim geldi. Onu düşünmemeye çalıştım ama kelimeler dilimin ucuna kadar geldi.“Konservatuvarda… yeni biri var,” diye başladım.Ablam hemen bana döndü.“Nasıl biri?” Tam söyleyecektim.Tam “Deniz” diyecektim.Ama durdum.“Neyse,” dedim hızlıca. “Boş ver.”Ablam gülümsedi.“Bu ‘neyse’ hiç boş ver gibi durmuyor ama,” dedi.Cevap vermedim. Konuyu kapattım. O gece yatağa uzandığımda bile kendime kızıyordum. Neyi soracaktım ki? Niye soracaktım? Kendi kendime bir şeyler uyduruyordum sadece. Kendime kızmalarım, uykuya yenik düşmemle son bulmuştu. Ertesi gün derste her zamanki yerime oturdum. Bugün piyano dersi vardı. Piyanonun başına geçtiğimde kalbim biraz hızlı atıyordu ama bu sefer sebebini kendime açıklayabiliyordum: çalmak. Sınıfta o da vardı. Bir an bile ona bakmıyordum. Açıklanamayan ve adını koyamadığım saçma bir durumdu. Piyanoyu çalmaya başladım.Notalar aktı. Parmaklarım iyiydi. Hatta normalden bile daha iyiydi. Bitirdiğimde kısa bir sessizlik oldu. Başımı kaldırdım.Hoca bana bakmıyordu.Defterine bir şeyler yazdı. Sonra başını kaldırmadan konuştu.“Hayal,” dedi.“Bu hafta sana yardımcı hoca ile ek ders yazıyorum.”Bir an donakaldım.“Şu pasajlarda teknik eksiklerin var,” diye devam etti.“Onunla çalışman senin için daha iyi olur.” Kalbim göğsümde sert bir sesle vurdu. Yardımcı hoca. Yani… Deniz. Yine ona bakmadım.Başımı salladım.“Tamam,” diyebildim sadece.Ders bitene kadar elim ayağım birbirine dolaştı. Nasıl çalışacaktık ? Nerede ? Ne zaman ? Bunları düşünmek bile beni geriyordu. Kimse fark etmedi sanıyordum ama ben kendi içimde fena hâlde telaşlıydım. Çıkışta herkes konuşurken ben çantamı toparlamakla uğraşıyordum.Koridorda yürürken onu gördüm. Göz göze gelmemeye çalıştım ama olmadı.“Programı yarın konuşuruz,” dedi kısaca.Sesi sakindi. Normaldi. Sanki benim içimde bir şeyler alt üst olmuyormuş gibi.“Olur,” dedim.Hepsi bu.Ama o “hepsi bu” içimde saatlerce yankılandı. Farklı derslere girdim, arkadaşlarımla vakit geçirdim ve gün yine hızlıca akıp geçti. Evin kapısını kapattığımda içerisi her zamanki gibi aynıydı. Annemin mutfaktan gelen sesi, babamın televizyonda bir şeye söylenmesi… Güvenli, tanıdık, değişmeyen bir dünya.“Hoş geldin,” dedi annem, Şebnem.“Hoş bulduk,” dedim ayakkabılarımı çıkarırken.Hande odasında değildi. Salona geçtim. Babam, koltukta oturmuştu. Haberleri izliyordu. Ablamda oradaydı. Dizlerinin üzerine yayılmış bir düğün dergisi, elinde kalem. Bir şeylerin altını çiziyordu.Başımı kapı pervazına yaslayıp onu izledim bir süre.“Doruk nasıldı bugün?” diye sordum, çantamı koltuğun kenarına bırakırken.Kalemini kaldırmadan cevap verdi.“İyi. Biraz ağrısı var ama doktorlar normale dönüyor diyor.”Sesindeki rahatlama gerçekti. Doruk onun için sadece bir sevgili değildi; alışkanlık, gelecek, güven demekti.Yanına oturdum.“Birkaç aya evleniyoruz, farkında mısın?” dedi birden, gülerek.Başımı salladım. Farkındaydım. Herkes farkındaydı zaten.Babam televizyonun sesini kısıp doğruldu.“Doruk’un babası aradı bugün,” dedi, sesinde belli belirsiz bir mesafe vardı.Annem mutfaktan cevap verdi:“İyi bir şey mi söyleyeceksin, yoksa yine mi aynı konu?”Babam omuz silkti.“Doruk’u severim. Onu ayrı tutuyorum.”Cümle havada kaldı. Devamı gelmedi. Gerek de yoktu.Ben de o cümleyi büyütmedim. Çünkü evimizde bazı şeyler böyleydi:Söylenir ama açılmazdı. Sessizlik bazen en güzel cevaptı. Tam o sırada telefonum titredi. Mesaj Asuman'dan gelmişti.Tolga seni soruyor.Ekrana baktım. İçimde tuhaf bir sıkışma oldu.Tolga… Lisedeyken, arka sırada oturan, teneffüslerde göz göze gelince utanan ama her defasında beni reddeden çocuk.Asuman’ın kuzeni.“Kim o?” diye sordu Hande.“Kimse,” dedim hızlıca.Yalandı ama açıklaması daha yorucuydu. Bir an dilimin ucuna kadar geldi aslında. Bugün konservatuvarda olanları anlatmak. Dersin garipliğini. Piyanonun başındaki yabancı tanıdıklığı. Deniz’in adını. Ama kelime boğazımda takılı kaldı. Sormadım. Anlatmadım.Çünkü henüz benim bile tam olarak ne olduğunu bilmediğim bir şeyi, başkasına açmak istemedim.O gece odamda yatağıma uzandığımda, kulağımda hâlâ o piyano vardı.Ama onu düşünmemeye çalıştım.Bunun yerine, Tolga’nın mesajını açtım.Asuman’a kısa bir cevap yazdım.Şu aralar kafam çok karışık Asuman Doğruydu.Ama sebebini ben bile tam bilmiyordum. Yatağımda oturuyordum. Sağ tarafımda kılıfının içinde duran gitarımı çıkardım ve kendi kendime bir şeyler çalıp söyledim. Ellerim tellere her çarptığında daha da huzur buluyordum. Ruhum daha da dinleniyordu. Teller parmaklarımın altında soğuktu. Rastgele çalmaya devam ediyordum. Bir şarkı değildi bu. Ne başı vardı ne de sonu. Sadece içimden gelen sesler. Bazen duraksıyor, bazen aynı akoru tekrar tekrar basıyordum. Düşünmemeye çalıştığım şeyler, notaların arasından kendine yol buluyordu.Kapı tıkladı.“Girebilir miyim?” dedi Hande.Başımı kaldırmadan,“Zaten kapı açık,” dedim.İçeri girdi. Yatağın ucuna oturdu. Bir süre konuşmadı. Ben de çalmayı bırakmadım.Sonra usulca sordu:“Bugün nasılsın?” Omuz silktim.“Bilmiyorum.”Gülümsedi.“En dürüst cevap.”Gitarı dizlerimin üstünde bıraktım. Teller sustu. O sessizlikte, odam biraz daha büyüdü sanki.“Konservatuvar nasıl gidiyor?” dedi.“İyi,” dedim. “Garip.”“Garip iyi mi, garip kötü mü?” “İkisi de.”Hande bana baktı. O bakışı tanıyordum. Bir şeylerin altını eşelemeden anlayan bakıştı.“Bir şey mi oldu?” diye sormadı.Onun yerine,“Büyümek bazen böyle,” dedi. “Ne olduğunu bilmeden yorulursun.”Başımı yastığa yasladım.“Her şey çok hızlı,” dedim. “Herkes bir şeylere yetişiyor gibi.”“Elindeki gitarla bile,” dedi, hafifçe gülerek. “Bazen acele ediyorsun.”Gülümsedim.“Sen hiç korkmadın mı?” diye sordum. “Evlilikten, gelecekten… her şeyden.”Bir an sustu.“Çok korktum,” dedi. “Ama Doruk varken korkularım daha katlanılır oluyor.”İçimden bir şey kıpırdadı.“Benim hayatımda öyle biri yok,” dedim.Cümle ağzımdan düşünmeden çıktı.Hande kalktı, saçımı okşadı.“Olmak zorunda değil,” dedi. “Her şeyin zamanı var Hayal.”Odanın kapısında durdu.“Işıkları kapat, geç oldu,” dedi.“İyi geceler.”“İyi geceler.”Gitarı yerine bıraktım. Yatağa uzandım. Tavanı izledim bir süre.Gözlerimi kapattığımda, yine o piyano sesi geldi. Ama bu kez bastırmadım.Sabah, her şey yeniden başlayacaktı.Ve ben, henüz neye hazır olmam gerektiğini bilmiyordum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.