Eylül Okula ilk gelen benim gene. Okula erkenden gelip hem kafamı toplarım hem de etüt yaparım biraz.
Gene Mert var aklımda. O gün ondan utanarak kacmasaydim eğer yanlış anlaşılmayacaktı. Resmen bir mal olduğum için bunu akıl edememem normal bence.
Çantamın yanına siyah bir çantanın konulmasıyla normal dunyaya döndüm. "Günaydın." dedi uykulu bir sesle.
"G-günaydın." dedim. Mert hiç bana benzemiyor. Ben gurur yaptığım için kavga ettiğim ya da bana tokat atan biriyle asla konuşmam ama o üstüne bir de naziklik yapıyor.
"Dün benden utandığın için mi kaçtın yoksa başka bir neden mi var?" diye sordu pat diye. Ne cevap vermem gerektiğini bilmiyordum ama eninde sonunda bunu soracağını biliyordum. Tabiki de kaçmam yanlış anlamasına sebep olacaktı.
"Sadece senin yüzünü daha fazla görmeye dayanamadım ve kaçtım. Yanlış canlanacak bir şey yok yani. Hem de ben senden neden utanayım ki?"
"Bilmem senin işin belli olmuyor. Belki bir anda tokat da atabilirdin. Hem de ben sadece sordum niye bu kadar tepki verdin? Bu kadar fazla tepkiyi sadece altında bir gerçek olduğunda verirsin bence."
Yakışıklı olduğu kadar zeki olması biraz büyüleyiciydi evet ama ben erkek peşinde koşan kızlardan değildim ve olamazdım. Benim kurtarmam gereken bir annem vardı ve ben ona sahip olmak zorundaydım.
" Ne anlamak istiyorsan onu anla. Ben sana açıklamamı yaptım ki mecbur bile değildim. Bu kadar soruşturduğuna göre senin kalbinde bir şey filizlenmis. Boşa umutlanma ben sana bakmam." dedim alaycı bir şekilde.
"Duygularımız karşılıklı." dedi sakince. Sinirlenmiş olmalıydı kıpkırmızı olmuştu. "Ben çok meraklıyım sanki sana." dedi gerçekten sinirlenmişti. Koşarak kapıdan çıkarken arkasından bakakaldım.
---------------------------------------------------------------
Bu bölüm biraz diyalog üzerine yazdım beğendiniz mi? ❤❤


