İçeriğe geç

Save Me/ HyunLix

Bölüm 9 · 5 dk okuma

Save Me/ HyunLix

Bölüm 9

Gerçek 🦋

İyi okumalar 🦋

_______

Hyunjin kucağında uyuyakalan Felix'i yavaşca yatağa bıraktıktan sonra peluş oyuncaklarını da yanına koymayı unutmadı. Eliyle saçlarını okşadıktan sonra yorganı Felix'in üstüne çekmiş ve anlına küçük bir öpücük kondurmuştu. Şimdi bebeği güvendeydi ve Hyunjin'in kalbi rahattı. Yani bir nevi rahattı. Şimdi aşağı inmeli Jisung'a sayamadığı kadar çok soru sormalıydı.

Aşağıda sadece Jisung vardı. O da düşüncelere boğulmuş gibi duruyordu. Koltukta oturmuş sadece beyaz duvarı izliyordu.

H: "Diğerleri nerede?"

J: "Biraz daha kalırlarsa susuzluktan benim kanımı içeceklermiş. Dışarı çıktılar. Güneş doğmadan işlerini halletmek için"

Hyunjin anladım anlamında ağır ağır kafasını sallamış, Jisung'un karşısındaki koltuğa oturmuştu.

H: "Ya aramızdaki mühür gerçek değilse? Ya gerçekten onların dediği gibi sahteyse. Ki aslında öyle olmalı. O mühür Felix hayatta kalsın diye yapıldı."

J: "Bilmiyorum"

H: "Ne demek bilmiyorum. Artık tüm cadılar her boku biliyorlar ve bizim kanıtlamak için bir haftamız var. Bunların hepsi senin başının altından çıktı."

J: "Ne yapsaydım? Başka çaremiz mi vardı. İzin verseydim de çocuğu gözünün önünde yaksalar mıydı?

Bu sefer Hyunjin'e karşıt Jisung da bağırmaya başlamıştı ve ayağa kalkmıştı. Jisung'un ayağa kalktığını gören Hyunjin de sinirle ayağa kalkmıştı.

H: "Hepsi o senin annen yüzünden. Benim iznim olmadan beni önüne gelene mühürlemiş. Sen annenin bokunu temizlemek zorundasın."

J: "Benim annem senin baban yüzünden öldü. Senin benden özür dilemen gereken yerde, ben sana yardım ediyorum"

H: "Yardım mı? Sen buna yardım mı diyorsun? Üstümüzdeki odada uyuyan çocuk var ya ona bir şey olursa unutma seni de yaşatmam, cadı arkadaşlarını da , atalarımız dediğiniz her ne siklerse artık onları da yaşatmam. Hepiniz o çocuğun tek nefesine muhtaçsınız."

Jisung sakince kalktığı koltuğa geri oturmuştu.

J: "Gerçek"

Hyunjin şaşırmış yüz ifadesiyle Jisunga bakmıştı.

H: "Ne gerçek?"

J: "Mühür."

Eliyle merdivenlerde durup sessizce onları izleyen Felix'i göstermiş ve cümlesine devam etmişti.

J: "Sen sinirlenmeye başladığında, senin için endişeleniyor ve kurt yanı biraz daha gösteriyor kendini. Çok az. Sadece bir cadının hissedebileceği kadar."

Felix bir şey anlamadan Hyunjin'e ve Jisung'a bakıyordu. Az önce kavga ediyorlardı ve şimdi de sakin sakin konuşuyorlardı.

H: "Bunları görebilmek için mi beni kızdırdın"

J: "Evet. Ama söylediklerimde ciddiydim. Annem senin baban yüzünden öldü unutma."

Hyunjin bir şey demeden merdivenlerde duran küçük bedene doğru ilerlemişti.

H: "Hadi uyumaya gidelim. İkimiz de yorgunuz"

F: "Gerçek mi mühür?"

Hyunjin, Felix'i kucağına alıp, boynuna öpücük bıraktıktan sonra hızla odaya ilerlemişti.

H: "Gerçek"

Felix gülümsemiş ve başını Hyunjin'in göğsüne yaslamıştı.

...

Hyunjin gözünğ açtığında Felix yatakta yoktu. Endişelendiği için hemen ayağa kalkmış. Hızla aşağıya inmişti. Ama Felix'i salonda diğerleriyle birlikte gördüğünde rahat nefes almış ve onları dinlemeye başlamıştı.

M: "Aslında her şeyi ben yaptım. Var ya ben olmasaydım bunlar seni kurtarmaya gelmeyeceklerdi."

Felix Minho'nun lafına kıkırdamıştı.

F: "Aslında çok havalıydı. Böyle aniden kapı açıldı ve sonra siz dördünüz geldiniz. Çok güçlü ve yenilmez gözüküyordunuz."

Hyunjin Felix'in heycanlı konuşmasına hafifce gülümsemişti.

B: "Tabi. Biz zaten saatlerce nasıl havalı giriş yaparız diye düşündüğümüz için geciktik. Yoksa seni orada bırakmazdık ki."

J: "Sohbetinize gerçekten doyum olmaz. Ama bırakın çocuk kahvaltısını yapsın. Onunla işim var"

Hyunjin, Jisung'un lafını duyduktan sonra, yaslandığı duvardan vücudunu ayırıp, onlara taraf yürümüştü. Ve tek kaşını kaldırarak konuşmuştu.

H: "Ne işin var Felix'le"

J: "Araştırmam için biraz kanını almam gerekiyor. Mührü bile kanıtlayacak yolumuz yok en azından kanının gerçekten melez yaratıp, yaratmadığını öğrenelim."

Hyunjin tam Jisung'a karşı konuşacaktı ki, Minho ondan önce davrandı.

M: "Ne demek mührü kanıtlama yolumuz yok. Sen demedin mi birlikte olduklarında dolunay'ı getirecekler diye. Bu bir kanıt değil mi?"

Herkes anında sessizleşmiş, bir birine bakıyordu. Felix ise sessizce kahvaltısını yapmaya devam ediyordu. Hyunjin Minho'ya ölümcül bakışlar attıktan sonra, yaklaşmış, Felix'in yanındaki sandalyeye oturmuştu.

H: "Bugün Felix'in hastaneye gitmesi gerekiyor. Bir kez daha muayene olunması gerekiyor. Kemikleri ciddi oranda ezilmişti. Hastaneden dönerken kan örneği alırız."

Jisung onaylar anlamda kafasını sallamış ve gözlerini Hyunjin'den çektikten sonra istemeden de olsa, Hyunjin'in yanında duran Minho'ya çevirmişti. Minho, Jisungla göz göze geldiğinde başını aşağıya eğmiş, iki tarafa sallayarak merdivenlere doğru yürümüştü.

M: "Cadıları sevmiyorum"

J: "Bugün yedinci söyleyişin"

M: "İnce belli cadıları hiç sevmiyorum."

Jisung hafifce gülümsemişti. Hayatı boyunca bir çok vampir görmüş, tanımış, arkadaş veya düşman olmuştu. Ama Minho tamamen farklıydı. Minho değişik biriydi. Jisun her zaman değişik olan şeyleri sevmiştir.

_________

Hyunjin ciddi yüz ifadesiyle arabayı kullanıyordu, Felix de sakin şekilde hastaneye varmalarını bekliyordu.

F: "Hiç kan içtiğini görmedim. Kan içiyor musun? Yoksa melez olduğun için gerek yok mu?"

H: "İçiyorum"

F: "Yani susuyorsun"

H: "Evet"

F: "Benim kanıma susadın mı hiç?"

H: "Hayır"

Felix gözlerini kocaman açmış, yan şekilde Hyunjin'e taraf dönmüştü.

F: "Benim kanım kötü mü?"

Hyunjin Felix'in bu sorusuna gülümsemişti.

H: "Hayır. Sadece senin kanının kokusu susuzluk değil başka hissler uyandırıyor."

Felix duyduğu cümle karşısında hemen önüne dönmüştü. Şanslıydı ki hastaneye varmışlardı. Yoksa bu gergin ortamda bir süre daha duramazdı. Durdaydı yanakları kızarırdı. Belki de çoktan kızarmıştı bile.

Araba durduğunda bu sefer Felix kendisi kapısını açıp hemen inmişti arabadan. Ve Hyunjin'le birlikte yürümeye başlamıştılar.

F: "Neden arabayla geliyoruz? Sen hızınla iki saniyede bizi buraya getirebilirsin."

H: "Seni kucağıma almamı mı istiyorsun yani?"

F: "HAYIRR.. yani daha erken geliriz diye demiştim."

H: "Yani seni kucağıma almamı istemiyor musun?"

Felix bu sefer yanaklarının kızardığına emindi. Tek çaresi konuyu değiştirmekti.

F: "Yine aynı doktora mı gideceğiz"

H: "Hayır. Onu sevmedim bu sefer başkasına gidelim."

....

Doktor elindeki kağıtlara bakarak içeri girmiş. Yüzünü buruşturarak konuşmaya başlamıştı.

"Vücudunda çok fazla ezik var. Yaşı küçük olduğu için çabuk iyileşir. Bir kaç ilaç ve merhem yazacağım vücudundaki morlukar için. Ama bu morluklar şey gibi... Yani birini yıldırım çarptığında vücutta böyle morluklar oluşur. Bu morluklar görünüşe göre uzun süredir vücüdunda. Neredeyse kalıcı yara gibi. Yani bunun tek açıklaması vücuda yüksek derecede elektirik verilmesidir-"

Hyunjin doktorun daha fazla konuşmasına izin vermemişti. Çünkü bu doktorun da yaralardan şüphelendiği doğruydu. Ya polise haber verecekti, ya da hastaneye şikayet edecekti. O yüzden doktorun elindeki reçete ve belgeleri almış, hafızasını sildikten sonra Felix'in elinden tutarak dışarıya doğru adımlamaya başlamıştı."

F: "Hiçbir şey hatırlamayacağından emin misin?"

H: "Evet"

F: "Nereye gidiyoruz?"

H: "Kan örneği almaya"

Hyunjin, Felix'i doktora emanet ettikten sonra odadan çıkmıştı. Çünkü kan görmesi onu zor duruma sokabilirdi. Zaten çok geçmeden Felix elinde kan örneğiyle çıkmıştı.

Felix, Hyunjin'in kapıda beklediğini gördüğünde, hemen elindeki küçük tüpü arkasına saklamıştı. Hyunjin, Felix'in bu hareketine gülümsemişti. O gerçekten de civcive benziyordu.

H: "Gidelim"

Hyunjin Felix'e gülümseyerek söylemiş ve elini tutması için uzatmıştı. Felix de bir süre kocaman ele bakmış sonra da kendi küçük eliyle, büyük elden tutunmuştu.

_______

Civciv yhaağğğ

Bölüm sonu

7 yorum