İyi okumalar aşkolar 🦋
İyisiyle, kötüsüyle 10. Bölüme geldik 🥺
________
Felix, arabanın evin yanında durmasını beklerken, deniz kenarında durmuştu. Felix sorgulayan bakışlarını Hyunjin'e çevirdiğinde zaten Hyunjin'in ona baktığını farketmişti.
F: "Neden geldik buraya?"
H: "Kanını aldılar, biraz tatlı yemen iyi olur."
F: "Önemli değil ki, azıcık bir şeydi zaten."
Hyunjin biliyordu Felix'in bundan daha kötü durumlar yaşadığını. Ama istemiyordu, onun yanındayken Felix'e en ufak bir zarar gelsin istemiyordu. O yüzden Felix'in lafına göz devirmiş, arabadan inerek Felix'in kapısına doğru ilerlemişti. Kapıyı açtığı an Felix'in elinden tutup, kendisiyle birlikte götürmüştü.
H: "Çok konuşma hadi gel. Ne tür bir tatlı yemek istersin?"
F: "Bilmiyorum ki sen ne istersen"
H: "Deniz kenarına gidelim, orada güzel cupcake satan küçük bir yer var."
F: "Hyunjin"
Hyunjin, Felix'in ağzından kendi ismini duyduğunda hemen ona taraf dönmüştü. Felix'in gözleri dolu doluydu.
F: "T- teşekkür ederim. Beni kurtardığın için. Ve..."
Felix, her zaman yaptığı gibi yine kollarını Hyunjin'in vücuduna dolamış, sıkıca sarılmıştı. Bunu yapmayı gerçekten çok seviyordu. Felix hiç anne kucağı görmemişti ama bu sarılmanın en az anne kucağı kadar güvenli olduğunu biliyordu.
F: "Ve beni sevdiğin için"
Hyunjin de bir eliyle Felix'in sırtını, diğeriyle de saçını okşuyordu. Aslında Hyunjin Felix'e teşekkür etmeliydi hayatına girdiği için. Eskiden Hyunjin hep gecelere hükmeder, acımasızlık yapar, insanların kanını içerdi. Çünkü babası da öyle yapıyordu. Ve Hyunjin kendisinin ona benzediğini sanıyordu. Felix'i o gün, o laboratuvarda bulana kadar. Sonrası ise malum zaten. İkisi de bir birleri için vardı, ister mühür olsun ister olmasın.
H: "Hadi bakalım. Tatlı olduğun için sana iki tane cupcake alıcam"
Felix, Hyunjin'in göğsüne gömdüğü kafasını kaldırıp kocaman gülümsemişti.
....
F: "Pembeli ve mavili olandan istiyorum"
Felix isteğini kasada duran adama söylemişti. Ama seçmek çok zordu. Hepsi çok harika gözüküyordu. O yüzden kedi bakışlarını Hyunjin'e doğru çevirmişti.
F: "Şey... Hyunjin. Ben üç tane alabilir miyimm? Sarı olan da çok güzel gözüküyor"
Felix, kedi bakışlarını hiç indirmeden cümlesini söylemiş ve parmaklarıyla da üç sayısını vurgulamıştı. Hyunjin eliyle Felix'in yanağını okşayarak gülümsemişti. Sonra kasiyere dönmüştü.
H: "Hepsinden olsun. Paket olacak."
....
Denizin kenarında çok fazla insan olduğu için uzun süre yürüdükten sonra sonunda oturacak yer bulmuştular. Oturdukları an Felix konuşmaya başlamıştı.
F: "Biliyor musun ilk defa deniz görüyorum"
H: "Hm. Nasılmış peki sevdin mi?"
F: "Çok güzel..Senin gözlerine bakıyormuşum gibi hissediyorum"
Felix, lafını bitirdikten hemen sonra mavili cupcake'ni ısırmıştı. Hyunjin ise çocuğun ağzından çıkan küçük bir cümlenin nasıl bu kadar harika olabileceğini sorguluyordu. Ve bu cümlenin nasıl bu kadar kalp hızlandırıcı oluşunu...
Hyunjin bir süre Felix'in cupcake yemesini izledikten sonra başını yukarı kaldırmıştı. Yavaş yavaş yıldızlar gözükmeye başlıyordu. Sağ kolunu kaldırıp işaret parmağıyla gözüken yıldızları göstermişti.
H: "Bak o yıldızlara. Onlar da senin çillerine benziyor."
Felix anında başını kaldırmış ve kocaman gülümsemeyle yıldızlara bakmıştı. Ağzından küçük bir fısıltıyla "çok güzeller"
Felix bir süre düşündükten sonra Hyunjin'e dönmüştü.
F: "Çok güzeller ama denizle yıldızlar asla kavuşamaz ki."
Hyunjin de gözünü yıldızlardan çekerek Felix'e dönmüştü.
H: "Hayır yanılıyorsun küçük civciv"
Demiş ve burnunu sıkmıştı. Sonra ayağa kalkıp, Felix'e elini uzatmıştı.
H: "Hadi gel göstereyim"
Felix, Hyunjin'in elini tutmuş ve ayağa kalktıktan sonra onunla birlikte biraz daha denize yaklaşmıştı. Hyunjin denizin şeffaf yüzünü göstererek söylemişti.
H: "Bak deniz'in üstünde yıldızlar var"
Gerçekten de öyleydi. Yıldızların yansıması deniz'in üstündeydi. Ve denizle yıldızlar, birlikte hiç bu kadar harika gözükmemişti.
....
H: "Al"
Hyunjin, elindeki küçük kan tüpünü koltukta oturan Jisung'a uzatmıştı. Jisung ise bir saniye bile beklemeden tüpü Hyunjin'den almıştı.
H: "Eğer bu kan senden başkasının eline geçerse affetmem."
J: "Bana hala güvenmiyor musun?"
H: "Ha-"
M: "Cadıları sevmem, onlara güvenmem"
Hyunjin tam Jisung'a cevap verecekti ki, koltuğun diğer ucunda oturup, kitap okuyan Minho kendini sohbete dahil etmişti. Jisung ise her gün bu sözleri duyduğu için alışmıştı ve yine her zamanki gibi göz devirmişti.
J: "Gece oldu sen niye avlanmaya çıkmıyorsun. Bak Bangchan gitmiş. Hadi git susuzluğunu gider."
M: "Yanımda kanlı canlı cadı var. Yemeğim yanımdayken neden dışarı çıkayım ki?"
J: "Seni lanetlerim, başınla ayağın yer değişir."
M: "Kendinde olduğu gibi mi?"
Jisung tam ayağa kalkıp Minho'nun üzerine yürüyecekti ki Hyunjin devreye girdi.
H: "YETER! Bırakın didişmeyi. Minho sen de git dışarı, günüz zaten tüm gün evdesin"
Minho bir şey demeden kitabını kapatmış, masaya bırakmış ve ağır adımlarla kapıya taraf yürümüştü.
M: "Şimdi cadıları hiç sevmiyorum"
Dedikten sonra kapıyı açmış kendini zefiri karanlığa bırakmıştı.
Hyunjin, Minho'nun gittiğinden emin olup, tekrar Jisung'a dönmüştü.
H: "Kan örneğiyle ne yapmayı düşünüyorsun?"
J: "Kanın gerçekten melez yaratıp yaratmadığını öğrenmeye çalışıcam. Çok güçlü büyüler denemem gerekiyor. Umarım işimize yarar. Beş günümüz var. Cadıların bize verdiği süre bitecek ne yapmayı planlıyorsun?"
Hyunjin, sadece beş günlerinin kaldığı gerçeğiyle bir süre sarsıldıktan sonra mutfakta su içen küçük bedene bakmıştı. Ona baktığını hisseden Felix de Hyunjin'e bakmıştı. İkisi de bir birlerinden gözlerini çekmiyordu.
H: "Bilmiyorum. Ama Felix'i onlara veremem"
J: "Kısa bir sü-"
Jisung konuşurken mutfaktan kırılma sesi gelmişti. Felix Hyunjin'e bakarken bardağı tezgaha koymak yerine, yere düşürmüş ve kırmıştı.
J: "Sonra konuşuruz bunları. Şimdi Felix'le ilgilen"
Cümlesi biter bitmez Hyunjin mutfağa gitmişti. Hyunjin'in geldiğini gören Felix önce yerdeki cam kırıklarına sonra da Hyunjin'e bakmıştı.
F: "Özür dilerim dalmışım"
H: "Sorun değil"
Hyunjin her yere saçılmış kırıklara baktıktan sonra Felix'i belin'den kavrayarak kıcağına almış ve tezgahın üstüne oturtmuştu.
H: "Bir yerin kesilsin istemeyiz."
Dedikten sonra, kırıkları temizlemek için yere eğilmek istediğinde Felix, Hyunjin'i yakasından kavrayıp kendine çekmişti. Şimdi yüzleri çok yakındı ve nefeslerini hissedebiliyorlardı.
F: "Ş-şey sen de dikkatli ol diye yaptım, yani elinle tutma, elin kesilir."
H: "Ben vampirim, bana bir şey olmuyor."
F: "O-olsun yine de elin kesilir"
Aralarında az mesafenin olması Felix'in kalp atışlarını, evin diğer tarafından duyulacak kadar fırlatmıştı. Hyunjin ise onun bu tatlı hali karşısında kendisini ona teslim etmeye karar vermişti.
H: "Öpebilir miyim?"
F: "Ha? N-ne? Ne zaman?"
Hyunjin Felix'in daha fazla heycanlandığını gördüğünde gülümsemesini büyütmüştü. Onun bu halleri hoşuna gitmişti.
H: "Hemen şimdi"
F: "N-neden?"
H: "İstemiyorsan sorun değil."
F: "HAYIR. Yani neden soruyorsun ki. Sormadan yapsan olmaz mı?"
Felix ellerini Hyunjin'in yakasından çekerek alev alev yanan yanaklarına koymuştu. Artık kızardığına emindi.
Hyunjin, Felix'in ellerini yanaklarından çekerek tezgaha yaslamış, kendi ellerini de küçük ellerin üstüne koymuş, gözlerini Felix'in dudaklarına çevirmişti.
H: "Soruyorum çünkü iplerin sende olması gerekiyor. Bende olursa iş yatakta biter."
Dedikten hemen sonra kendi dudaklarını, Felix'in dudaklarıyla buluşturmuştu. Hafifce öptükten sonra çekilmiş, bu sefer alt dudağını sesli şekilde öpmeye başlamıştı. Felix de karşısındaki bedene uyum sağlamaya çalışıyordu. Hyunjin ellerini Felix'in ellerinden çekip, beline sarmış, tezgahın üstünden kendine daha fazla yaklaştırmıştı. Karşısındakinin nefessiz kaldığını anladığında ağır ağır geri çekilmişti.
Felix gözlerini yavaşca açmış, Hyunjin'e bakmıştı.
F: "Olsun, İpler sende olsun"
H: "Ne?"
F: "Seni istiyorum"
H: "Hayır"
F: "Hyunjin"
H: "Felix, hayır"
F: "Cadılara mührü kanıtlamak için değil. Gerçekten yaşadıklarımdan sonra ölmekten korkmuyorum Hyunjin. Sorun değil, cadılar beni alabilir istedikleri şekilde öldürebilirler, korkmuyorum. Ama seni hissetmeden ölmek istemiyorum. Sana güveniyorum, seni gerçekten seviyorum. Seni kısa süredir tanıyor olabilirim. Ama sanki yıllardır benimleymişsin gibime gliyor."
H: "Biliyorum Felix, biliyorum ama olmaz. Canını yakmak istemiyorum."
F: "Ama-"
Felix'in konuşmasına izin vermeden, Hyunjin onun dudaklarına yapışmış, tekrar öpmüştü. Küçük bedenin dudaklarından ayrılmadan kucağına almış, bir saniye sonra yatak odasında olmuştu.
Yatağa yatıp, küçük bebeğinide göğsüne yatırdıktan sonra, her zamanki gibi saçlarını okşamaya başlamıştı.
H: "Seni seviyorum, küçük civcivim"
Felix, Hyunjin'e biraz daha sokulup, kollarını gövdesine sarmıştı.
F: "Bizim sayemizde deniz ve yıldızlar birleşecek"
Hyunjin gülümsemiş, Felix'e daha sıkı sarılmış ve kendini gecenin huzurlu kollarına teslim etmişti.
_______
Umarım bölümü beğenmişsiniz.
Bu bölüm çok soft oldu gibi yhağ 🥺






