İçeriğe geç

Save Me/ HyunLix

Bölüm 7 · 6 dk okuma

Save Me/ HyunLix

Bölüm 7

Dolunay

İyi okumalar 🦋

Felix 18 oldu ehe ehe eheeeeğğ. Asla fesat düşünmem aslaağğğ

________

Felix duyduğu kırılma sesleriyle uykusundan uyanmış, yatağında oturur vaziyette etrafa bakıyordu. Bağırma seslerinden Hyunjin olduğunu biliyordu. Onun canının yandığını biliyordu.

Hyunjin, Felix hayatta kalsın diye acı çekiyordu. Bunu düşündükce Felix'in gözleri doluyordu. İstemiyordu... Hyunjin'in acı çekmesini istemiyordu. Çünkü kendi canı yeterince yanmıştı. Şimdi kendisi yüzünden Hyunjin'in acı çekmesini istemiyordu.

Gözünden gelen yaşları serbest bıraktıktan sonra ayağa kalkıp koşarak Hyunjin'in olduğu odaya gitmek için merdivenleri indi.

Hyunjin dolunayda güçsüz olduğu için Bangchan ve Minho bugün gece olmasına rağmen dışarı çıkmamış, salonda oturuyorlardı. Merdivenlerden gelen ayak sesleriyle ikisi de arkasını dönmüştü.

B: "Felix odana git"

Felix Bangchan'ı aldırmadan Hyunjin'in olduğu odanın karşısında durmuş elini kapının kulpuna yakınlaştırmıştı. Odadan duyduğu bağırma sesi ise onu duraklatmıştı.

B: " Felix, gel hadi seni odana götüreyim. Hyunjin yarın sabah iyi olacak. Yarın konuşursun."

Felix yanında duran Bangchan'a baktıktan sonra kapıyı açmış içeri girdikten hemen sonra kapatıp, kilitlemişti.

Bangchan Hyunjin'in Felix'e zarar vermeyeceğine emin olduğu için ikiliyi baş başa bırakmaya karar vermiş ve kapıdan uzaklaşmıştı.

Felix dolu gözleriyle arkasına dönmüş, yerde dizleri üstüne çökmüş Hyunjin'e bakmıştı.

Yavaş adımlarla ona yaklaşmaya başlamıştı. Hyunjin sadece hızlı nefes alıyordu. Hareket etmiyordu, dizleri üstümde öylece durmuştu.

Felix, Hyunjin'in karşısına geldikten sonra aynı onun gibi dizleri üstüne çökmüş ve Hyunjin'in yüzüne bakmaya çalışmıştı. Ama Hyunjin'in başı aşağıya baktığı için yüzünü görememişti.

F: "İyi misin?"

H: "Odana git"

Hyunjin hırıltılı sesiyle Felix'e bağırmıştı.

F: "Çok acıyor mu?"

H: "Sana odana gitmeni söyledim. Sana odandan çıkmamanı söylemiştim."

F: "Ama benim canım yandığında beni sen kurtardın. O zaman sen de o gün beni o laboratuvarda bırakıp gitseydin."

H: "Felix odana git"

F: "Sen benim yaralarıma merhem sürdün. Yaralarımı iyileştirdin."

Felix sağ elini kaldırıp, Hyunjin'in sağ yanağına koyarak yüzüne bakmıştı. Bu sefer yanağında hissettiği el yüzünden Hyunjin de kafasını kaldırmıştı. Bu sefer gözleri kırmızı ve sarı değil. Sadece koyu sarıydı. Çok güzel gözüküyordu.

Hyunjin yanağındaki el sayesinde içinde kırılan kemiklerinin acısının dindiğini farketmişti. Ve şaşkın gözleriyle Felix'e bakıyordu. Ağladığı Felix'in gözlerinden belliydi.

F: "Ben de senin yaralarını sarmana yardım etsem olmaz mı?"

Hyunjin düzene giren kalp atışlarıyla Felix'e bakıyor. Hala eskisi gibi güçlü hissetmiyordu kendisini ama acıları tamamen dinmişti. Hyunjin artık kafasında dönüp dolaşan sorulardan emindi. Bu çocuk onun kaderiydi. Eğer ölecekse bu çocuk için ölmeliydi, eğer ağlayacaksa bu çocuk için ağlamalıydı, eğer birini sevecekse o kişi kesinlikle bu çocuk olmalıydı.

Hyunjin gözlerini Felix'in dudaklarına kaydırmıştı. Çok güzel dudakları vardı. Ama şimdi bu dudaklar daha da güzeldi.

H: "Benim yaralarımı saracak merhem nerede peki?"

Felix, Hyunjin'in hala sarı sarı parlayan gözlerine bakmıştı. Hyunjin ise gözlerini Felix'in dudağından çekmiyordu.

F: "Neren acıyor ki? Ne yapmalıyız? Belki de pencereyi kapatmalıyız. Baksana ay'ın ışığı odaya giriyor."

Felix elini Hyunjin'in yanağından çekmiş, eliyle pencereyi göstermişti. Hyunjin yanağındaki el uzaklaştığı için hissettiği acı karşısında hafifce inlemişti.

Elini Felix'in beline atmış, kendine doğru biraz daha çekmişti.

H: "Ben ilacımı buldum"

Dedikten hemen sonra dudaklarını Felix'in dudaklarıyla birleştirmiş, hafifce öpmüştü. Sonra çekilip Felix'in şaşırmış yüzüne bakmıştı.

Hyunjin baş parmağıyla Felix'in dudağını okşamaya başladıktan sonra, temas yüzünden acıları tekrar dinmişti.

Felix ise kalp atışlarını kontrol edemediği için hala şok içinde Hyunjin'in yüzüne bakıyordu.

H: "Bana öyle bakma. Seni kurtarmamı isteyen sendin. Seni ben kurtardığım için artık benimsin"

Dedikten sonra tekrar Felix'in dudaklarına yapışmış, bu sefer alt dudağını emmeye başlamıştı. Felix de ona karşılık vermeye karar verdiğinde Hyunjin Felix'i kucağına alarak ayağa kalkmış ve yatağa doğru ilerlemişti.

H: "Benim ilacım sen olduğun için tüm gece yanımda kalman gerekiyor"

Felix başını aşağı-yukarı sallayıp, Hyunjin'i onaylamıştı.

Hyunjin yatağa uzanıp Felix'i de göğsüne yatırdıktan sanra, elini Felix'in pijamasından içeri sokmuş, çocuğun yumuşak sırtını okşamaya başlamıştı.

Artık acı çekmiyordu ve civcivi de kucağındaydı. İkisi de artık huzur içinde uyuyubilirdi.

....

B: "Minho itme beni mal mısın kapıya çarpıcam"

M: "Lan içeriden ses gelmiyor. Bir saat oldu Felix içeri gireli. Öldürmesin Hyunjin çocuğu."

Bangchan kulağını kapıya yaslamış içeriyi dinlemeye çalışıyordu. Ama sürekli konuşan Minho sayesinde hiçbir şey duyamıyordu.

B: "Saçmalama. Hyunjin Felix'e zarar vermez"

M: "Lan o zaman bu mal sikmesin çocuğu?"

B: "Saçmalama Minho o zaman sesleri duyardık. İçerden hiç ses gelmiyor"

M: "O zaman ikisi de ölmüş olmasın?"

Bangchan aldığı sorulardan bunalmış ve kapıdan uzaklaşarak koltuğa ilerlemişti.

B: "Sabah olunca öğreniriz ne olduğunu"

M: "Ben sabaha kadar dayanamam kırsak mı kapıyı?"

B: "Hyunjin de senin kafanı kırar o zaman"

Minho, Hyunjin'in bunu yapabileceğini bildiği için o da sessizce koltuğa ilerlemiş ve oturmuştu.

....

M: "Bir dakika ben doğru mu anladım? Şimdi sen diyorsun ki dün sabah babanla karşılaştın ve konuştuklarından aklında bir planı olduğunu anladın. Felix'i almak için bir plan yapıyor. Ama aynı zamanda diyorsun ki Felix'i almak için plana ihtiyacı yok. İsterse Felix'i alabilir çünkü bizden güçlü. Yani bu işte bir bokluk var."

H: "Evet Minho aynen öyle."

B: "Benim anlamadığım kısım Felix'le temas halinde olduğunda acılarının dinmesi. Nasıl ve neden oldu bu? Mühür yüzünden mi?"

H: "Orasını ben de bilmiyorum ama öğrenmenin yolunu biliyorum."

Elini cebine sokmuş ve cadının ona verdiği karga tüyünü çıkarmıştı.

M: "O ne?"

H: "Beni Felix'e mühürleyen cadı ölmeden önce verdi. Bunu yakarsam bana yardım edecek bir cadı gelecekmiş."

M: "Cadılara güvenecek miyiz"

H: "Ona güvenebileceğimizi söyledi."

Minho tam cadılara karşı nefret konuşmasını 19382039. Kez yapmaya başlayacaktı ki yukarıdan Felix'in bağırtıları duyuldu.

Üçü de bir saniye bile beklemeden hızla Felix'in uyuduğu odaya gittiler. Kapıyı açıp odaya girdiklerinde ise karşılaştıkları manzara hiç hoş değildi. 4 kişilik cadı grubu Felix'i almak için gelmişlerdi. Ama Felix çaresizce çırpınıyor, bağırıyor, onların elinden kurtulmak istiyordu.

M: "Cadılara olan nefret konuşmamı yapmamı ister misiniz?"

B: "Sus Minho şakanın yeri değil"

H: "BIRAKIN ONU!"

Hyunjin bağırarak cadıların üstüne yürüyordu ki sanki onu durduran görünmez bir cam varmışcasına sendelemişti, bir kaç adım attıktan sonra.

Cadılar ise Hyunjin'i aldırmadan Felix'i çekiştiriyorlardı. Sonunda içlerinden biri elini Felix'in anlına koyduğunda, Felix anında bayılmıştı.

H: "Ne zamandan beri türler arasında kapışma oldu? Ona dokunmaya hakkınız yok. Bırakın onu hemen"

Hyunjin bir taraftan dişlerini sıkarak sinirle konuşuyor, diğer taraftan da görünmez olan duvarı aşmaya çalışıyordu. Felix onların elindeydi. Onu kurtarmalıydı.

Cadılar Hyunjin'i aldırmadan bayılmış bedeni kucaklarına alıp birbirlerine onaylar şekilde baş sallamış ve Hyunjin'e karşı konuşma yapmışlardı.

"Bu çocuk tüm türler için tehlike yaratıyor. Anne karnına düştüğü ilk günden beri kaderinde ölmek vardı. Ölmek için doğmuş bir çocuğun yaşamaması gerekir. Hele de kanı melez yaratabilecek kadar güçlüyse"

Dedikten hemen sonra Felix'le birlikte ortadan kaybolmuşlardı.

B: "bir dakiak ne? Felix'in kanı melez mi yaratıyor?"

H: "Bildiğim kadarıyla eğer bir vampir kanını içerse aynı zamanda kurt güçleri de olur."

M: "Küçücük çocuk mu yapıyor bunu?"

Hyunjin yatağa doğru adımlamış, Felix'e aldığı küçük sarı peluş oyuncağı eline almış bir süre ona bakmıştı. Gerçekten de Felix'e benziyordu.

Asırlar boyunca Hyunjin farklı türlerle savaşmıştı. Buna cadılar da dahil. Evet hemen şimdi gidip şehirde bulunan tüm cadıları öldürebilirdi. Bunu yapabilirdi. Ama şimdi durum farklıydı. Şimdi onlarda Felix vardı. Hiç olmadığı kadar dikkatli olmalıydı.

_________

Hayat kısa bu kitabın bölümleri hayattan da kısa. Ehe

Bölüm sonu

9 yorum