Bölümdeki şarkıyı medya olarak yüklemeye üşendim.
Lana- Born to die 1:55 (şarkı kısmına geldiğinizde açın lütfen. Daha etkili olsun)
İyi okumalar 🦋
__________
Hyunjin uyumaya gitmeden önce son kez Felix'i kontrol etmek istediği için yavaşca odanın kapısını açmış ve duyduğu ağlama sesiyle hemen odaya dalmıştı.
Felix yatakta uzanmış, kıvrılarak ayaklarını içine çekmiş, ağlıyordu. Hyunjin yavaşca elini Felix'in omzuna koyduğunda, çocuk irkilmiş ve hemen arkasına dönmüştü.
H: "İyi misin?"
F: "E-evet sadece kabus gördüm"
H: "Işığı açmamı ister misin?"
F: "Işığı açmama izin var mı?"
H: " Burada istediğini yapabilirsin. Kimse sana zarar veremez. Hiçbir şey yasak değil."
Dedikten sonra kapının yanına ilerleyip ışığı açmıştı. Sonra geri dönerek yatağın kenarında oturup Felix'e bakmıştı. Çok korktuğu gözlerinden belliydi. Ama aynı zamanda ışığın açılmasıyla, rahatlamış ve mutlu gözüküyordu.
Felix yatakta oturan Hyunjin'e yaklaşmış, başını göğsüne yaslayıp, sıkıca sarılmıştı. İlk defa kendini bu kadar rahat ve güvende hissediyordu.
Hyunjin elini dikkatlice kaldırmış, Felix'in sırtını okşamaya başlamıştı.
H: "Sana şarkı söylememi ister misin? Sesim güzeldir"
Felix başını Hyunjin'in göğsünden kaldırmadan onaylar anlamda sallamıştı. Hyunjin elini Felix'in saçlarına getirip, okşayarak en sevdiği şarkıyı söylemeye başlamıştı.
"Kaybolmuştum ama şimdi bulundum"
"Görebiliyorum ama bir zamanlar kördüm"
"Küçük bir çocuk kadar şaşkınım"
"Alabileceğimi almaya çalıştım"
"Bulamamaktan korktum..."
"Tüm cevapları, tatlım"
"Beni üzme, beni ağlatma"
"Bazen yollar zor ve aşk yetersiz, neden bilemedim"
"Beni güldürmeye devam et"
"Hadi kafayı bulalım"
"Devam edeceğimiz yol uzun, bu sırada eğlenmeye çalışalım"
"Gel ve tehlikeli bir yerde çık benimle yürüyüşe"
"İzin ver sertçe öpeyim seni yağan yağmurda"
"Kızlarının çılgın olmasını seversin"
Hyinjin şarkı söylemeyi bırakıp, göğsüne sıkıca sarılan çocuğa baktı. Felix, Hyunjin'in sustuğunu gördüğünde kafasını kaldırıp, yakışıklı surata bakmaya çalıştı.
Şimdi yüzleri birbirine çok yakındı, Hyunjin Felix'in nefesini yüzünde hissediyordu.
F: "Bitti mi şarkı?"
H: "Hayır ama ben sevdiğim kısmı söyledim"
Felix başını indirip, tekrar Hyunjin'in göğsüne gömüldü. Şarkı bitmişti ve artık geri çekilmesi gerekiyordu. Neden çekilmek istemiyordu?
Hyunjin, Felix'in çekilmek istemediğini anladığında hafifce gülümsemişti.
H: "Korkuyorsan bugün sen uyuyana kadar burada kalabilirim"
Felix istediği soruyu alınca, başını hızla onaylar anlamda sallamış, Hyunjin'e daha fazla sokulmuş, gözlerini huzur içinde kapatmıştı.
....
F: "Çizgi filmlerdeki gibi güneşe çıkamıyor musunuz?
B: "Biz sadece vampir olduğumuz için çıkamıyoruz. Ama Hyunjin melez olduğu için çıkıyor."
F: "Peki, Şimdi siz kan mı içiyorsunuz?"
M: "İnanman için seninkini de içebilirim. Ne dersin ha?"
Felix bunu duyunca başını aşağı indirip, mısır gevreğini yemeğe devam etti. Hyunjin de bu saçma sohbetin bitmesi için Minho'ya ters bakışlar attı.
Hyunjin koltukta oturup okuduğu kitabın kapağını kapatıp, masaya bırakıp, Felix'e doğru yürüdü.
H: "Kahvaltını hemen yap, soru sorma hakkı bizde. Daha öğrenmem gereken çok şey var."
Hyunjin'in kafası çok karışmıştı. Felix neden yıllardır o laboratuvar'daydı ki? Oradaki doktorların amacı neydi? Cadı niye bir insana yardım edip onun çocuğunu kurtarmıştı ki? Peki ya o çocuğu neden Kore'den uzak bir yere göndermişti? Çocuğu niye Hyunjin'den uzağa göndermişti?
....
H: "Kaç yaşındasın?"
F: "17. Peki ya sen kaç yaşındasın?"
H: "Düşündüğünden daha yaşlıyım. Ayrıca burada soruları ben sorarım. Laboratuvarda sana ne yapıyorlardı?
F: "İlk başlarda her ay kanımı alıyorlardı. Son birkaç ay..."
Felix yaşadıklarını gözünün önüne getirip, başını aşağı eymiş, titrek sesiyle konuşmaya devam etmişti.
F: "Son birkaç ay kan almayı bıraktılar, onun yerine her ay elektrikli sandalyeye bağlanıyordum."
Hyunjin, Felix'in anlattıklarından o "her ay" kelimesinin dolunay zamanı olduğunu anlamıştı. Madem Felix'in kurt tarafı mühürle bastırılmıştı, ona neden dolunayda işgence ediyorlardı ki?
Hyunjin bu sorularla aklının daha fazla karıştığını anlıyordu. O yüzden en iyi kararın 20 gün sonra gerçekleşecek dolunayı beklemek olduğunu anladı. O zaman Felix yanında olacaktı ve neler olup, bittiğini anlayacaktı.
Hyunjin, konuyu değiştirmek için elini Felix'in dizine koymuş, gündemi değişmeye çalışmıştı.
H: "Şimdi halletmemiz gereken bir işimiz var. Sana Korece bir isim bulmamız, kimlik için fotoğraf çektirip, sahte kimlik almamız gerekiyor. Ha bir de iletişim için telefon."
Hyunjin ellerini dizlerine çarparak ayağa kalkmıştı.
H: "Hadi bakalım git üstünü giyin bugün yapacak çok işimiz var."
...
F: "Lee Yongbok mu?"
Felix elindeki kimliğe bakıp yüzünü buruşturdu. Fotoğrafta da güzel çıkamamıştı zaten -Hyunjin'e göre çok tatlı çıkmıştı-
H: "Evet beğenmedin mi? Ne yapayım ilk defa birisine isim takıyorum"
Felix gülümsemiş, beğendiğini belirtmişti. Şimdi ise arabada telefon almaya gidiyorlardı. En azından Felix öyle sanıyordu. Çünkü planlarına bakıldığında oraya gitmeleri gerekiyordu. Ama hastanenin önünde durduklarında Felix, Hyunjin'a korktuğunu belli eden bakışlar atmaya çalışmıştı. Çünkü daha fazla beyaz önlüklü insan görmek istemiyordu.
Hyunjin, Felix'in korktuğunu anladığında arabadan inmiş, Felix'in kapısını açıp önünde durmuştu.
H: "Korkmana gerek yok ben yanında olacağım. Çok fazla darbe almışsın. İyi olup olmadığından emin olmam gerekiyor."
Cümlesini bitirdikten sonra, Felix'in emniyet kemerini açmış, elini tutarak arabadan indirmişti.
(Goblin fon müziği aöödşsmdls. Dııt dııtt dırt dırt dııttt)
...
Hyunjin kollarını önünde birleştirip, dikkatlice doktoru izliyordu. Önce kırık, ezik kemik var mı diye kontrol etmişlerdi. Şimdi ise doktor, Felix'in yaralarına bakıyordu.
Doktor: "Kaç yaşındasın?"
F: "17"
D: "Küçükmüşsün daha."
Doktor sesini alçaltıp Felix'in kulağına yaklaşıp "bu yaralar nasıl oldu? Diye sordu. Hyunjin'in duymadığını sanmıştı ama o her şeyi duyuyordu. Felix, Hyunjin'e doğru dönmüş ne söyleyeceğini bilmediğini anlatan bakışlar atmıştı.
H: "İşiniz bitti mi?"
D: "Evet bitti. Üstünü giyinebilirsin ufaklık."
H: "Durumu nasıl?"
Doktor ilaç reçetesi yazarak Felix'in durumunu açıklarken, Felix de üstünü giyiniyordu.
D: "Çok fazla darbe almış kırık çıkık yok ama ezilmeler ve yaralar var. Yaşı daha çok genç dikkat ederse hemen iyileşir. Yazdığım ilaçları ve kremleri zamanında kullansın. Bol bol vitaminli şeyler yesin. Vücudu çok zayıf."
Hyunjin reçeteyi aldıktan sonra, sertce doktorun boynundan tutup kendine çekmişti ve gözlerine bakmasını sağlamıştı.
H: "Biz bu kapıdan çıktıktan sonra olan her şeyi unutacaksın"
Baygın bakan doktoru sandalyesine oturtmuş, şok içinde kendisine bakan Felix'in elini tutmuş odadan çıkarmıştı.
...
F: "Sen şimdi o adamın zihnini mi sildin?"
H: "Evet"
F: "Olanları hatırkamayacak mı?"
H: "Evet"
F: "Herkesin zihnini silebiliyor musun?"
H: "Evet"
F: "Benimkini de mi?"
H: "Evet"
F: "Sadece gözlerinin içine bakarak mı?"
H: "Evet"
F: "Peki ya-"
Hyunjin aniden arabayı durdurmuş, yanında oturan Felix'e taraf dönmüştü.
H: "Biraz daha bu tatlı yüz ifaden ve ses tonunla soru sormaya devam edersen, seni susturmak için dudaklarımı kullanırım"
Felix kızarmış yanaklarıyla Hyunjin'e anladım anlamında başını sallamış ve önümde dönmüştü.
________
Ah huncin'im yaa kullansana o dudakları.









