İçeriğe geç

Save Me/ HyunLix

Bölüm 3 · 5 dk okuma

Save Me/ HyunLix

Bölüm 3

Canımı yaktılar

Hikaye o kadar karışık ki ben bile dobarlayamıyorım. Bindik bir alamete gidiyoooz qıyametehhğğğ.

_______

Hyunjin odadaki koltukta oturmuş, çocuğun uyanmasını bekliyordu. Saat sabah 8'di ve çocuk oyuncağına sarılmış uyumaya devam ediyordu. Anlaşılan günlerdir uyumuyordu. Böylece vücudu zayıf düşmüştü.

Hyunjin çocuğun yerinde kıprandığını gördüğünde ayağa kalktı ve yatağa yaklaştı. Elini çocuğun alnına götürüp ateşi var mı diye kontrol ederken, elinin soğukluğuyla irkilmiş ve uyanmıştı.

Gözünü açar açmaz nerede olduğunu anlamak istercesine, korkmuş bakışlarla etrafa bakıyordu.

Hyunjin, yatakta çocuğun yanına oturdu tam soru soracakken, çocuğun korkmuş sesini duydu.

"B-beni öldürecek misin"

Hyunjin, çocuğun masum suratına bakıp, onun sorusunu aldırmadan kendi sorusunu sormuştu.

"Adın ne?"

"Felix"

"Güzel, ben de Hyunjin. Şimdi ben sana sorular sorucam ve sen de hepsini cevaplayacaksın tamam mı?"

Felix korktuğu için inkar etmeden, hemen başını onaylar anlamda aşağı-yukarı hızlıca salladı.

"O laboratuvarda ne işin vardı?"

Felix yaşadıklarını düşünerek korkudan titremeye başladı ve titrek sesiyle cevap verdi.

"10 yaşımdayken, yaşadığım yurtta gözlerim parladığı için beni laboratuvara götürdüler. 7 yıldır oradayım. Aslında sadece kanımı alıp analiz ediyorlardı. Bana ne olduğunu çözmeye çalışıyorlardı. Ama son 1 yılda bana kötü davrandılar. C-canımı yaktılar. Nedenini bilmiyorum. Ben onlara hiç kötü bir şey yapmamıştım ki."

Felix gözleri dolu dolu konuştuğunda Hyunjin kendini rahatsız hissetmeye başlamıştı. Ortamdaki gerginlik geçsin diye sorularına devam etmişti.

"Peki sen kendinin ne olduğunu biliyor musun?"

"Canavar mıyım ben?"

"Hayır sen bir melezsin. Tıpkı benim gibi. Ben yarı vampir, yarı kurt adamım. Sen de yarı insan, yarı kurt adam sayılırsın. Ama kurt yönün senin hayatta kalman için bastırılmış."

Hyunjin Felix'in kafasının karıştığını gördüğünde onu rahatlatmak adına sol omzunu hafifce sıyırmış, hilal sembolünü görünür hale getirmişti.

"Bak. Hatta ikimiz aynı sürüdeniz."

Felix dikkatlice Hyunjin'in omzuna bakmış, dolu olan gözlerini silmiş ve gülümseyerek konuşmuştu.

"Sen benim ailem misin şimdi. Hani aynı sürüdeniz ya. Artık biz aynıyız değil mi? Aileyiz değil mi?"

Hyunjin Felix'in tatlı gülümsemesine karşı çıkamamış, ona geri gülümsemiş ve başını onaylar anlamda sallamıştı. Mühürden falan bahsetmek, küçük çoçuğun zor olan hayatını daha da zorlaştırmak istemiyordu. Sadece ikisi de birbirine bakıp gülümsüyordu.

Ta ki Minho kapıda durup öksürene kadar.

Minho odaya girmiş, yatakta oturan, senelerdir gülmeyen kardeşini, gülümseyen küçük bedene bakarak konuşmuştu.

"Adın ne bakalım senin ufaklık?"

"Felix"

"Ben de Minho"

Felix sıcacık gülümsemesini Minho'ya da gösterdikten sonra, aşağı inip bir şeyler yemeye karar verdiler. Felix en son ne zaman yemek yediğini hatırlamıyordu.

...

"Ne yani sen şimdi hiç pizza yemedin mi?"

Minho şaşkın sesiyle Felix'e bakıyordu. Felix onaylar şekilde yavaşca başını salladı.

"Nasıl olur bu. Senin yaşındaki her çocuk bayılır pizzaya."

Minho şaşkın ifadesini bırakmadan konuşmaya devam ediyordu. Bangchan ise onu susması için dürtüyordu.

Felix günlerdir bir şey yemediği için, hızlı hızlı pizzasını yiyordu. Bangchan, Minho ve Hyunjin ise kendi aralarında sessizce konuşuyorlardı.

B: "Temiz kanının kokusunu alıyorum bu nasıl aynı zamanda kurt?"

M: "Sembol'ün gerçek olduğuna emin misin? Belki sadece bir dövmedir."

H: "Yaşayabilmesi için kurt tarafı benim mührümle bastırılmış. Şu an ayakta sadece insan tarafı var. Sembol gerçek ona ilk dokunduğumda ikimizin de gözleri parlamıştı."

B: "Peki ya şimdi şu mühür olayı ne olacak. Her dolunayda zayıf düşmeye devam mı edeceksin?"

H: " Mührü bozarsam ölür. Şimdilik ne yapacağımı bilmiyorum. Belki başka bir yolu vardır.

M: "Neden onun ölmesini bu kadar önemsiyorsun ki? Ne zamandandır birilerinin hayatını önemsiyorsun sen?"

Hyunjin yutkunmuş, kafasını çevirip, yanakları dolu şekilde yemek yiyen tatlı çocuğa bakmış. Hafifce gülümsemiş ve tekrar Minho'ya taraf dönmüştü.

H: " Benim sürümden geriye bir ben kaldım, bir de o. Onun da ölmesini istemem. Ne de olsa ailemin bir parçası."

Lafını bitirdikten sonra ayağa kalkmış son cümlesini Felix'e dönerek söylemişti.

H: " En iyisi ben gidip senin üstüne olacak bir kaç parça kıyafet alayım. Daha rahat olursun. Biraz daha bu sweat'i giyinsen içinde kaybolacaksın."

...

Felix duştan çıkmış, yeni kıyafetlerini giyinmiş yatakta oturuyordu. Hyunjin elinde kremle odaya girmiş, kocaman yatakta, minicik kalan bedenin tatlılığı karşısında gülümsemeden duramamıştı.

Felix'in yanına yaklaştığında saçlarının hala ıslak olduğunu farketti ve kremi yatağın üstüne bırakıp, 1 saniye içinde vampir hızıyla aşağı inip, saç kurutma makinası getirmişti. Felix ise az önce gördüğü hız üstüne ağzı açık şekilde Hyunjin'e bakıyordu.

Hyunjin saç kurutma makinasını fişe takıp, Felix'in yumuşak, sarı çaçlarını kurutmaya başladı.

Bir kaç dakika sonra saçları kurumuştu. Hyunjin, makinayı kapatıp fişini çekmiş, dolabın üstüne koymuştu. Sonra ise yataktaki kremi eline almıştı.

H: " Vücudundaki morluklar daha da çürümeden üstüne bu merhemi sürelim. Daha iyi olsun olur mu?"

Hyunjin Felix'den onay aldıktan sonra yavaşca, çocuğun sweat'ini çıkarmış, eline biraz krem almış, bembeyaz vücuttaki morluklara sürmeye başlamıştı.

Nazikce, canını yakmadan, çocuğu rahatsız etmeden tüm morluklara krem sürdükten sonra, kremi de dolabın üstüne bırakmış, sweat'i alıp Felix'e giydirmişti.

Ayağa kalkmış odadan çıkmadan konuşmasını yapmaya başlamıştı.

H: " Artık burada benimle yaşayacaksın."

Felix başını yavaşca onaylar anlamda sallamıştı. Kapıdan çıkmakta olan Hyunjin'i durduracak soru sormuştu.

F: " Kızdığında bana vuracak mısın? Yanlış bir şey yaptığımda ceza alacak mıyım? Şey bir de istediğim zaman yemek yiyebilecek miyim?"

Hyunjin bu masum sorular karşısında sertce yutkunmuş, içinden çocuğa bu kötülükleri yapanlara en ağır küfürleri etmişti. Ama tabii ki de içinden. Çünkü çocuğunun bu küfürleri duymasını istemezdi.

Yavaşca odaya geri girmiş, ellerini ceplerine sokarak konuşmaya başlamıştı.

H: " Artık kimse sana zarar veremez. Kimse sana ceza veremez. Kimse sana dokunamaz. Ve artık istediğin kadar yemek yiyebilirsin.

Felix duyduğu cümleler karşısında mutluluktan ağlayacaktı. Gözleri parıl parıl parlıyordu. Mutluluktan zıplayarak ayağa kalkmış, koşarak Hyunjin'in gövdesine sarılmıştı.

Elleri cebinde olduğu için Hyunjin biraz geriye doğru sendelemişti. Ve birazcık da şok olmuş olabilirdi.

Başını aşağı eğdiğinde, çocuğun sarı saçlarını görmüştü. Elini atarak saçlarını karıştırmıştı.

H: " Hadi bakalım şimdi gidip uyuman gerekiyor. Yarın daha fazla soru soracağım."

....

Hyunjin koltukta oturmuş, sayamadığı kadar çok sarılma sahnelerini zihninde tekrar tekrar canlandırmıştı. Hala o minik kolları gövdesinde hissediyor, gülümsüyordu.

Felix, Hyunjin'e asırlardır tatmadığı huzur hissini tattırmıştı.

Hyunjin son kez Felix'in saçını okşadığı elini burnuna getirmiş, derin nefes alarak Felix'in bebeksi kokusunu içine çekmiş ve geceyi burada bitirmeye karar vermişti.

____________

Umarım bölümü beğenirsiniz.

💙💙

Bölüm sonu

8 yorum