İçeriğe geç

Save Me/ HyunLix

Bölüm 16 · 6 dk okuma

Save Me/ HyunLix

Bölüm 16

Ölmek için çok küçük {Final} 🦋

İyi okumalar 🦋

________

Hyunjin'in tüm vücudu neredeyse kurumuştu. Ama yine de göğsünde halsiz yatan çocuğun saçını okşamaya çalışıyor, son dakikalarında onu rahatlatmak istiyordu. Felix ise durmakta olan kalbinin aksine dayanmadan ağlıyor, her geçen saniye Hyunjin'e daha sıkı sarılıyordu.

En zor durumda olan kişi ise ölmekte olan arkadaşlarını elinden hiçbir şey gelmeden, yanlarına bile gidemeden, onları evin içinden izleyen Bangchan'dı.

Minho, kucağında Jisung'la evin bahçesinde belirdiğinde Bangchan umutla ayağa kalkmış ve kapıya biraz daha yaklaşmıştı. Biraz daha yaklaştığında dışarıda, güneşin altında duran kişinin Minho olduğunu görmüştü. Ve kesinlikle kendini rüyada zannetmişti.

J: "İçeri gir sen Minho. Kan'ın etkisi uzun sürmüyor."

Minho yerde yatan iki bedene endişeyle bakmış, sonra da içeri Bangchan'ın yanına gitmişti. Minho Bangchan'ın ona olan garip bakışlarını gördüğünde, kafasının karıştığını anlamıştı.

M: "Sonra anlatıcam Chan."

Jisung yerde yatan bedenlere yaklaşmış ve elini Felix'in boynuna koyarak, nabzına bakmıştı. Neredeyse atmıyordu.

Felix ise ağlamaktan şişmiş ve yorgun gözlerini Jisung'a çevirmişti. Karşısında Jisung'u gördüğünde ağlamasını daha da şiddetlendirmişti.

F: "J-Jisung, Hyunjin... Lütfen. Ölmesin..."

Hyunjin ise artık Felix'in saçını okşamak için bile elini kıpırdatamıyordu. Tek yapabildiği gözlerini Jisung'a çevirmek olmuştu.

H: "Onu kurtar Jisung. Ölmek için çok küçük"

Hyunjin'in sesi neredeyse duyulmuyordu ama Jisung onu anlamıştı. Belki onları kurtarabilirdi ama artık büyü yapamıyordu. Jisung da dolmakta olan gözlerini serbest bırakmıştı. Onlara söz vermişti. Felix'i koruyacağına dair annesine söz vermişti. Evet..tabi ya annesi. Jisung'un annesi her zaman bilge bir kadın olmuştur. O yüzden.. öleceğini bildiği için her şeyi Jisung'a anlatmış ve Felix'i korumak için onu göndermişti. Ve annesi bunların olabileceğini de biliyordu....

Jisung, elini Hyunjin'in anlına koymuş ve konuşmaya başlamıştı.

J: "Annemin sana Felix'in kanı hakkında söylediği her şeyi hatırlıyor musun?"

Hyunjin anında gözlerini göğsünde bilinçsiz bir halde yatan çocuğa çevirmişti. Ve kulağında o sesler canlanmıştı. Jisung'un annesinin ölmeden önce söylediği sözler...

"Felix doğduğunda annesi melez oldu. Hyunjin, Felix'in kanı melez yaratıyor. Eğer bir insan onun kanını içerse o insan da melez olur, bir vampir içerse o da melez olur. Bu dehşeti gizlemek için annesini kazıkla öldürdüm ve Felix'i kimsenin bulamayacağı yere gönderdim. Ama ona orada kötü davrandıklarını öğrendiğimde seni onun peşinden gönderdim. Ama unutma eğer sen Felix'in kanını içersen tamamen ölümsüz olursun, kazık bile seni öldüremez. Sen ölümsüz olduğun için senin Mührüne bağlı olan Felix de ölümsüz olacak. Bunun da bir bedeli var. Bir kere içersen dönüş yolu yok. Sadece Felix'in kanına merak duyacaksın. Ve sadece onun kanıyla beslenebileceksin. Eğer bunu yapmanı gerektirecek durum varsa, düşünme yap. Felix sandığından daha güçlü, her şeyin üstesinde gelebilir, sen onun yanında olduğun sürece" (Bölüm 5).

Hyunjin ona söylenen her kelimeyi hatırladıktan sonra gözünü tekrar Jisung'a çevirmişti.

J: "Benim elimden hiçbir şey gelmez Hyunjin. Seçim senin. 1 dakikadan az bir süren var."

Hyunjin tekrar göğsünde bilinçsiz halde yatan çocuğa bakmıştı. Ona söz vermişt nerede olursa olsun onu her zaman kurtaracağına söz vermişti. Ama bu onu kurtarmak mıydı bilmiyordu. Belki de bu durum Felix'i ölümden bile kötü duruma sokacaktı. Ama yapmalıydı. Onu kurtarmalıydı. Onunla bir dakika fazla zaman geçirmek için bile her şeyi yapmalıydı.

Jisung, Hyunjin'in kararını anladığında ayağa kalkmış, rahat bir nefes alarak, evin içinde endişeyle onları izleyen iki bedene bakmış, sorun yok anlamında gözlerini kırpmıştı.

Hyunjin, ise Felix'in başında duran elini son kez, son güç parçacıklarıyla sıkılaştırmış ve küçük beden'i kendine yakınlaştırarak dişlerini boynuna saplamış, gözünden gelen yaşları serbest bırakmıştı.

Her geçen saniye, Hyunjin Felix'in kanını içtikce adeta taşa dönmüş vücudu eski haline dönüyordu. Biraz daha.. Biraz ve biraz daha. Bir kaç dakika sonra Hyunjin'in tüm vücudu eski haline dönmüş ve kalbine saplı olan kazık toza dönüşerek rüzgara karışmıştı.

Her şeyin bittiğini anladığında kendini Felix'in boynundan uzaklaştırmıştı, Hyunjin. Başını arkaya iterek rahat nefes almış sonra ise kucağında yatan küçük bedenin kalp atışlarını dinlemişti. Neredeyse normaldi. Ama çok fazla kan kaybettiği için hala baygındı.

Hyunjin, Felix'i de kucağına alarak ayağa kalkmış ve evin içinde şaşırmış suratla ona bakan iki arkadaşına taraf yürümüştü.

...

Felix koltkta uyuyordu, herkes ise Felix'in etrafına dizilmiş onun uyanmasını bekliyordu.

M: "Keşke çocuğa yaşaması için biraz kan bıraksaydın Hyunjin"

Minho, artık ortada hiç bir sorun kalmadığı için eski halini almış, herkesle uğraşmaya devam ediyordu.

Hyunjin ise Felix'i bu hale getirdiği için zaten perişandı. O yüzden Minho'yla uğraşacak gücü yoktu. Ama Jisung anında dirseğiyle Minyo'yu susması için dürtmüştü. Minho da mesajı aldığında hemen susmuştu.

Felix, koltukta birazcık kıprandığında tüm gözler ona dönmüştü. Hyunjin, elini Felix'in saçlarına atarak okşamaya başlamıştı.

H: "Felix?"

Felix, Hyunjin'in sesini duyduğunda mırıldanmış ve yavaşça gözlerini açmaya çalışmıştı. Gözlerini açar açmaz ise herkesi kendi etrafında gördüğünde şaşırmış ve anında gözleriyle Hyunjin'i aramıştı. Bulduğunda ise derin bir nefes alarak, kalbine rahatlamasını emretmişti.

F: "H-Hyunjin"

M: "Al işte kurtarmak için kıçımızı yırtalım bu da uyanır uyanmaz Hyunjin desin."

B: "Seni çağıracak değildi ya"

Hyunjin susmaları için onlara baktığında ikisi de mesajını almıştı.

H: "Efendim"

F: "Yaşıyoruz değil mi?"

M: " Çocuk o kadar kan kaybetmiş ki beynine kan ponpalanmıyor ve yaşayıp, yaşamadığını bile anlayamıyor"

Felix, Minho'ya döndüğünde yanında Jisung'u görmüş ve hemen gülümsemişti. Jisung da ona karşılık olarak gülümsemişti. Uzun bir süredir bu ikili bir birlerini gülümseyerek bile anlıyordu.

H: "Geçti hepsi Felix. Artık ikimiz de iyiyiz."

F: "N-nasıl? Jisung mu yaptı?"

Hyunjin, Jisung'a bakmıştı ve onun konuşmasını beklemişti. Çünkü kendisi açıklayacak kadar güçlü hissetmiyordu.

Jisung ilerlemiş ve Hyunjin'in yanında durduktan sonra koltukta yatan Felix'e yakın olmak için dizlerinin üstüne çökmüştü.

J: "Hyunjin kurtardı."

Felix gülümseyerek Hyunjin'e bakmıştı.

J: "Ama bunu yaptığı için sonsuza kadar bir bedel ödemesi gerekti."

Felix'in yüzü anında düşmüştü, yine kötü bir şey olacağını sanmış ve koltukta oturur vaziyet almak için başını kaldırmıştı. Ama boynunda hissettiği acı yüzünden başını yastığa geri koymuş ve elini boynuna atmıştı. Hissettiği tek şey ise sargıydı. Jisung daha fazla beklememesi gerektiğini anlamış ve konuşmaya başlamıştı.

J: "Felix, senin hayatta kalman için Hyunjin'in yaşaması gerekiyordu. Ve tek çaresi de senin kanını içmekti. Senin kanın melez yaratıyorken, Hyunjin zaten melez olduğu için onu tamamen ölümsüz yapıyor. Ama karşılığında Hyunjin sadece senin kanınla beslenebilecek."

Felix, dikkatle Jisung'u dinlerken, Hyunjin sıkıca gözlerini kapatmıştı. Tek isteği Felix'in ondan nefret etmemesiydi.

F: "Şimdi Hyunjin yaşayacak dimi? Hep benim yanımda olacak."

Jisung, gülümsemiş Hyunjin ise sıkıca kapattığı gözlerini açmaya karar vermişti.

J: "Evet"

Bu sefer Felix, boynunun acısını aldırmadan ayağa kalkmış ve yerde diz çöken Hyunjin'in boynuna sarılmıştı.

F: "Bu sefer sadece beni değil, ikimizi de kurtardın."

Hyunjin boynunda Felix'in sıcacık ellerini hissettiğinde gülümsemiş ve Felix'in küçük vücuduna sarılmıştı.

H: "Özür dilerim."

Felix, başını Hyunjin'in boynundan uzaklaştırıp yüzüne bakmış ve sorun değil anlamında gülümsemişti.

Bangchan da gülümseyerek oturduğu koltuktan ayağa kalkmıştı.

B: "Tamam o zaman Jisung sözünü tuttuğuna göre sıra bende. Her ne kadar Minho'yu sevmesem de bu ekibin dağılmasına izin vermiyorum. Jisung sen de gidecek yerin varsa artık yok. Tek yerin burası."

Jisung kocaman gülümserken Minho da Bangchan'a göz devirmişti.

M: "Sanki ben Bangchan diye ölüyorum."

Herkes gülümsemiş ve Felix'e dönmüştü. Tüm gözleri kendi üstünde hisseden Felix, konuşmaya başladı.

F: "Bana bakmayın. Siz benim ilk ve son ailemsiniz."

Minho boğazını temizleyerek, yanında duran Jisung'a taraf dönmüştü.

M: "Felix tatlı çocuk. Eğer Jisung benimle evlenirse belki tatlı çocuğumuz olur. Ha unutmadan benim genim çok değerlidir."

Minho yine herkesi güldürmeyi başarmıştı.

Bu beşli çok zorluklar çekseler bile hala birlikteydi ve bu böyle de devam edecekti. Felix, gerçek ailesini bulmuştu.

________

Kitap okundukca çok seviniyorum. Bugün burada Final yapıyorum ama ileride Özel bölüm atacağıma dair söz veriyorum.

Bölümü atıp, Tamamlandı butonuna tıklamaya gidiyorum 🥺🦋

Bölüm sonu

9 yorum