İki hafta geçmişti. Görmezden geliyordu beni. Askerliğimi yakmamıştı. Neden diye düşünüyordum hala. Askerde olmasak,o adam komutan olmasa, başka şeyler düşünürdüm ama Barış Alper olunca...inanasım gelmiyordu aklımdaki şeylere.
Saat kaçtı bilmiyorum. Ama geç olmuştu. Yatağın kenarından suyumu alırken Göktuğ hafifçe kıpırdandı. Anlatmamıştım ona hala. Zaten insanlara pek yaşadığım şeyleri anlatmıyordum. İyi bir dinleyiciydim.
Oflayarak sigara içmeye çıktım. Kafede ki çakmağı kaybetmedi bir hafta olmuştu. Aramıştım da bulamamıştım. Üst ranzamdaki sametin çakmağını alıp üstüme ceket geçirdim ve koğuşun önüne geldim.
Göktuğ ile anlaşıp yıllık izin almaya karar vermiştik. Ama barış komutan görse kesin reddeceği için yeni komutanın gelmesini beklemiştik.
Vedat komutan. 30larındaydı. Ve daha babacan biriydi. Şimdilik yani. İznimizi onaylamıştı. Göktuğ picinin çevresi çok olduğundan kışlaya 30 saatlik bir ev kiralamıştık.
Sigaranın izmaritini çöpe atıp uyumaya gittim
***
Ertesi sabah valizlerle imza atmayı bekliyorduk. Nöbetçi asker bir türlü gelmiyordu.
Göktuğ nöbetçiyi aramaya gidince yalnız kaldım komutanların olduğu katta.
Tabloları incelerken adım sesler gelince yüzünü oraya çevirdim.
Barış komutan. Her zamanki sinirli valiyle valizlere bakıyordu.
"Nereye asker?" Ona saf masumiyetle yeşil gözlerimi biraz açarak baktım
"Yıllık izin aldım komutanım. 8 günlüğüne. Onu kullanıcam" esas duruştayken konuştum.
"Rahat, kim verdi izni?"
"Vedat komutan komutanım." Bana bakıyordu, sanki unutmadım der gibi.
Barış komutanın yüzünden bir çok ifade geçti ama anlamdıramadım.
Göktuğ yanında nöbetçiyle gelirken komutan uzaklaştı.
***
Otobüste elimizde valizler,boynumuzda künye olunca bayağı dikkat çekiyorduk.herkes bize bakarken otobüsten inmek çok iyi geldi
Anlaştığımız 2+1 evi gezerken rahatladım temizdi,eşyalıydı.
"Şimdi işk dört günün parasını verirseniz.son dört günü sonra konuşuruz gençler." Gözlerimi emlakçıdan alamıyordum. Bir insan nasıl Yalan Dünya Selehattin'e bu kadar benzeyebilirdi?
Adama ibandan para atıp yolcu ettim.
"Kanka, ben alışverişe çıkıyorum. Liste var ama eksik bir şey görürsen yaz."
Göktuğ kafası telefondayken başını salladı. Kaşları çatıktı.üstünde durmadan yeni aldığım telefonu cebime koydum ve dışarı çıktım.
İlk saatler markette takılıyordum. En azından bugünlük bir planım yoktu. Taa ki Ardayı görene kadar. Yalnızdı, markette biralara bakıyordu.
"Arda? Naber? İstek atmışsın kusura bakma çok sonra döndüm"beni görünce yüzü güldü.
"Serhat! Kaderin cilvesi nerde karşılaşıyoruz.iyi ben sen nabersin. İzinde misin?"
"Evet yıllık izin.ama kafa dinlemek için ya."
Arda bana baktı
"Mesajıma niye dönmedin instadan?istek attığım gün yazmıştım."
O günü hatırlayınca bir an dondum. Mesajına bakmama sebebim instagram hesabımı henüz bu telefonda açmamaktı. Akşam açarım diye düşünüyordum. Ama asıl sorun ne yazdığıydı? Komutanı delirten Arda mıydı?
"Yok valla...görmedim. Ne yazmıştın ki?"
"Çakmağını nerden aldın diye. Ben getirince incelemiştim biraz. Bayağı cool duruyordu."
Hee...derin bir nefes verdim rahatlayarak.
"Anladım. Kusura bakma instagramı tekrar açarım. Eski telefon kırıldı da."
Arda bana sırıttı. Daha sonra elimdeki sepeti gördü ve uzandı.
"Taşıma sen.ağır bunlar. Çıkıyor muydun? Gel bir kahve içelim. Mesajıma bakmadın diye özür olsun? Ne dersin?"
Sırıtarak ne kadar hızlı bu diye düşündüm.
"Olur, ver ödeyeyim onları çıkalım."
Marketten çıkarken poşetleri almak konusunda ısrar etti. Yanyana yürürken poşetler tutan elimiz arada değiyordu. Teması seven biriydim bu da beni rahatsız etmemişti.
"Bak ilerde,yürüyüş mesafesinde zaten." Bana bakıp konuştu. Ben gösterdiği yere bakıp kafamı salladım.
Kafeye geçtiğimizde karşılıklı oturduk. Ortam sessiz ve sakinlikten ne kadar uzak olabiliyorsa o kadar uzaktı. Cogunluk liseliydi sanırım. İki kahve söyleyip sohbete daldık.
Sohbet devam ettikçe üzerime toprak atılıyordu sanki. Cinsellik,araba...ee başka bir şey yok muydu bunda?
"Ben...ben bi lavaboya gidip geliyorum hemen."
Ellerimi yıkarken aynada kendime baktım. Anlamıyorum. Neden hep böyle oluyor amk?
Elimi sildiğim peçeteyi çöpe atıp kapıya doğru ilerledim.
Masaya gittiğim zaman Arda ayakta bir tane kızla konuşuyordu.
"Merhaba?" Arda beni görünce sırıttı.
"Bak Melis,arkadaşım serhat.asker burda."melis beni süzdü.
"Selam. Neyse arda haberleşiriz."
Kız yaylana yalana gitti.
"O kimdi?" Bu rastgele sorulmuş bir soruydu. Ama cevabı?
"Eski sevgilim."
"Ne?"
"Evet eski sevgilim. Barışacağız heralde." Dediği şeyle ona bakakaldım. O ağzımı açık görünce kaşlarını çattı.
"Sen flört falan ettiğimizi mi düşünüyorsun amk? Sex için konuşmadın mı benimle? Gay miyim erkekle ilişki yaşayayım ben?
"He sikimde sorun yok? Ama öpüşürsek var. Siktir git amk ucubesi."
Hizla masadan kalkıp çıkışa doğru gittim. Derin bir nefes alıp anahtarı deliğe sokup çevirdim.
Salona girdiğimde burnuma çarpan kokuyla salona yöneldim. Ve beklediğim şey Göktuğ'un iki tane cini bitirmek üzere olması değildi.
"Noluyor lan?"
"Ka-Kağnka, aldatmış...be-beni"
Nasıl hala konulabiliyordu bu? Yanına gidip bardağı aldım.
"bırak şu içkiyi Göktuğ. Yeter kardeşim."
"Be...ben gitmeden önce aldatmış beni" o kadar çaresiz duruyordu ki...yanına oturdum. Elimdeki bardağı kafama diktim. Sonrası yoktu. Yani keşke olmasaydı.
3.ağızdan anlatım
Serhat telefonunda "komik" olarak güldüğü videoları izlerken Göktuğun telefonuna gelen bildirimle Göktuğ'un telefonunu aldı. Mesaj askeri birliktendi. Gruba bakarken en üstte onun adını gördü. Komutan Amasya Barış Alper Yılmaz.
Kalbi üzüntü ve sinirle. Kendine bile itiraf edemediği duygularla numarayı kendi telefonuna yazmasını zorladı. Ara tuşuna basarken korku yoktu kalbinde.
İkinci çalışta açıldı telefon. Sert sesi serhatın yutkunmasını sağladı.
"Kimsiniz?"
"K-komutanım? Serhat ben...ibne...ibne olan."bir an ses gelmedi karşı taraftan. Daha sonra daha yumuşak ama sinirli kalmaya çalışan adamın sesi yankılandı.
"Napıyosun sen? Bu saatte? Sarhoş musun bi de?" Güldü Serhat.
"Sarhoş?bilmiyorum ki." Boğuk sesle tekrar güldü.
"Komutanım beni neden sevmiyosunuz...? Geçen bi tane askerin kafasını okşadınız...ibneyim diye benim babam da kafamı sevmezdi... off basım..."
"Nerdesin sen?"
"Evde...nerde olucam?"
"Göktuğ nerde?"
"Göktuğun burda olduğunu...nerden biliyosunuz? Beni izleyemezsin oghkz..."
"Ulan ayyaş beraber çıktınız ya kışladan"
"Haa...tamam kızma bana..."
Komutan ufak bir nefes verdi...gülüyormuş gibiydi. Serhat bunu anlamadı gerçi.
"Siz...nerdesin?"
"Evimdeyim ben. İzin aldım öğleden sonra."
"Bensiz kışlaya katlanamadınız yani...çok komiğim dimi"
"Komutanınla doğru konuş asker"
"Siz komutanım değilsiniz ki...siz benim...yangınımsınız..."
"...Kapatıyorum. Gelince görüşüces. Hatırlarsan ne yaptığını"
"Kızacak mısınız?
"Hadi.siktir git"
Serhat telefon kapanınca ekrana baktı. Sonrasında uyudu zaten.
***
Sabah ağır baş ağırıyla uyandığımda tam göktuğa küfredecektim ki çocuğun aldatıldığı geldi aklıma. Bir şey demeden ortalığı toplayıp ağzıma bir ağrı kesici attım.çay koyup kahvaltıyı hazırlarken gözüm göktuğdaydı. Göktuğ uyuyordu hala. Yanına gidip dürttüm. Çayı sehpaya bıraktım.
"Kanka! Uyan... gel bir şeyler ye...ilaç iç."
Göktuğ kıpkırmızı ve şişmiş gözlerle uyandı. Bir şey demeden onun için koyduğum çayı sehpadan aldı. Tüm gün oturdu o koltukta...kahbe karı...göktuğa yaptıkları aklındayken telefonumda ki bildirime baktım
arda_sever06: neden gittin? Kusura bakma o an Melisa görünce....
Saçmalıkları okumakla uğraşmadan hemen engelledim. Bu ay çok uğratırıcıydı. Ve ben uğraşmak istemiyordum.