Ben... Ben hep inançsızdım. Herkeste, her şeye. Ailemin sevgisi hile yetmezdi, eksik kalırdı. Hep şüphe ederdim, her zaman şüphe duyardım. Kafamda hep bir acaba olurdu. İnsanların sevgisine inanmazdım. Ailesinin sevmediği, davranışlarını kabullenmediği birini birini kim niye sevsin ki derdim hep. Canım hep yandı benim. Hiç sönmedi, hep acıdı. Aynada kendine bakmaya korkar oldum çoğu kez. Aklımdan geçenlerden korkar oldum. İnsan kendinden korkar mı? Ben korktum. Kendimin esiri oldum ben. Canım her yandığında en yakınımdaki insanlara zarar verdim. Onların da yalan olduğunu düşündüm. Herkese her şeyi en ağır şekilde ödettim. Hiç hak etmeyen insanlara bile cesaret edemesinler diye en ağır şeyleri yaşattım. İlk fırtınada çekip gittiler, ilk rüzgarda devrildiler. Derdimi açamadım kimseye. Hep bir şeyler yazdım, hep saçmaladım. Konu sabit, gerisi yalan. Oynadım. Her zaman mutlu maskemi taktım yüzüme. Onlar da beni dışa dönük, neşeli biri zannettiler. İnandılar.
Kimse bilmez içinde ne savaşlar verdiğini, ne yangınlara girdiğini. Herkesin derdi kendine büyük. Yıllarca çile çeken insanlarla çocukken darbe yemiş insanlar birbirine eşdeğerdir. Hele ki bu darbe aileden gelmiş ise. Kesinlikle yapmadım. İçimdeki karanlığı insanlara yansıtmadım. Ya da böyle sandım, bilmiyorum..