Mikasa'nın ağzından
Hafta sonu boyunca pislik erenin kırmızı atkıyı farketmemesi beni rahatsiz edip durdu. Sürekli aklıma geliyordu. Beni bir türlü farketmemesi her zaman üzsede bu son olan beni sinir küpüne çevirmişti. Ondan bir şekilde intikam almam gerekiyordu. Ama o kadar odun biriydi ki ne onu etkiler bir türlü bulamıyordum. Yetmezmiş gibi annemde tüm haftasonumu evi temizletmekle geçirtmişti. Neyseki pazar akşamı için yaptığı içli köfteler tüm yorgunluğumu aldı. Kalan içli köfteleri okula götürmeyi düşünüyordum. Sabah erkenden uyanıp giyindim . içli köfteleri bir kaba koydum. Montumu giydim ve kabı elime alıp çıktım. Otobüste yol boyu kucağımda sıkıca tuttum köftelerin kabını. Yaşlı bir amca gelince ona yer vermek icin ayağa kalktım ama unuttuğum bir şey vardı. Kucağımdaki kap! ayağa kalkmamla kap yere düştü ve kapağı açıldı.O leziz içli köfteler otobüsün içinde yuvarlandılar. Hem kahrolmuşlukla hem de utançla içli köfteleri toplayıp kaba geri koydum. Neyseki fazla durak kalmamıştı çabucak indim otobüsten. Otobüs yanımdan ayrılırken başımı kaldırıp bakamadım bile o kadar utanıyordum ki. Köfte kutusu elimde ayaklarımı yere süre süre yürümeye başladım. Ne kadar yürüdüm bilmiyorum ama önümde duran siyah ayakkabıları görünce sahibine bakmak için başımı kaldırdım. Erên! Otobüsteki facia yetmezmiş gibi bir de bu. Yüce rabbim sabah sabah sabrımı sınıyordu galiba. Eren beni gördüğüne mutlu olmuş olacakki enerjik bir şekilde "günaydın" dedi. Sinirle başımı yana çevirip "giniydin" dedim fısıltıyla karışık. Eren anlamaz bakışlarla " neee" dedi . Bir boku anlasa şaşarım.
İtici bir edayla " günaydın "dedim. Ve tam o anda aklıma bir fikir geldi . Yüzüme yapmacık bir gülümseme yerleştirip
" aaa eren seni gördüğüm iyi oldu içli köfte var bende yermisin?"
" Sabah sabah içli köfte?"
" Ne var ya güzel olur güzel. Ben yiyeceğim sende ye bir tane ."
Eren tuhaf tuhaf bakıp" e peki madem yiyeyim bi tane"
"Hadi gel şu bankta yiyelim ."
Birlikte banka oturduk ben kabı açıp erene uzattım.
Bi tane köfte alıp yemeye başladı. Gülmemek için yanağımı ısırırken o yemeye devam etti.
" Sen mi yaptın tadı güzelmiş baya"
" Hmm ben yaptım ."dedim gülmemi görmesin diye başımı yana çevirdim. Tüm kabı bitirmişti Eren bir de sabah sabah ne içli köftesi demişti utanmaz.
"Afiyet olsun yarasın paşama"
Eren şok olmuş bir şekilde bana baktıktan sonra "Anlamadım??"
"Ah ah şimdi aklıma geldi başta diyecektim de unuttum." dedim zor tuttuğum kahkahamın arasında.
"Neyi!?"
"Şey köftelerde bir aroma vardı farkettin mi?"
"Ne aroması "
" Otobüs " dedim gülerek
Eren ayağı kalkıp sinirlenerek "ne otobüsü?"
"Belediye otobüsü hahahhaha"
"Sinirlerimi bozma mikasa ne saçmalıyorsun direkt söyle"
"Şeyyyy köfteler biraz şey oldu . Otobüste yerle öpüştüler biraz .
Erenin gözleri kocaman olmuş "NEEEE!"
"Biraz ama yaa çamur yoktu. Maximum tuvalete gittiği ayakkabıyla otobüse binmişlerdir puahahahaahha"
Eren üzerime doğru sertçe adımlayarak "Delirtme beni mikasa!" Diye adeta gürledi.
"Hoşt köpek belediye toplasın seni." diyerek kaçmaya başladım koşarken arkama döndüğüm de Eren öfkeyle bana bakıyordu. Sesimi yükseltip "Çöpe atmaya gidiyordum tam o sırada seni gördüm yürümeme gerek kalmadı çöp ayağıma geldi senin de çöpten bir farkın yok ne de olsa." Önüme dönüp koşmama devam ettim.
"MİQASAAA!!!"
