Mikasa'nın ağzından
Hızlı bir şekilde merdivenlerden aşağı iniyordum. Hepsi salak Levi yüzünden oldu onun yüzünden Ereni kaç dakikadır bekletiyordum. Hatırlar diye kırmızı atkıyı takmıştım acaba görünce ne diyecekti. Hatrına anılarımız düşünce neler hisseder acaba? Heyecanlanır mı ya da mutlu mu olur? Bilmiyorum. Sorular silsilesi beynimin içinde dönüp dururken aşağıya varmıştım. Ereni sırtı binaya dönük bir şekilde tek ayağıyla yerdeki taşı sektirirken buldum. Geldiğimi belli etmek için hafifçe öksürdüm. Eren heybetli bir şekilde bana dönüp yakışıklı yüzünü gözlerime sundu. Gözlerim bayramda şeker alabilen çocuk gibi sevinçten bayram ediyordu. Kendimi hemen toparlayıp erene doğru adımladım.
"Çok beklettim kusura bakma aslınd-" lafımı bitirmeden Eren lafa atıldı.
"Hayır."
"Anlamadım"
"Hayır beklemedim yeni geldim sayılır. Ne yapıyordun?"
"Makarna yapıyordum."
"Makarna mı?? Kızım madem makarna var ne diye iki paket için bu yolu tekrar bana yürüttün?"
Ne oldu yani az yürüyünce aptal adam. Hem bu kadar sinir olup hem de bu derece aşık olmak off kalbim sana çok acıyorum.
"Bende bilmiyordum ki annem de almış işte."
"Haber verseydin ya."
Niye haber vereyim ki seni o zaman tekrar göremezdim. Tabi bunları asla sana dışımdan diyemezdim.
"Aklımdan çıkmış zahmetin için teşekkür ederim."
"Neyse olan oldu al bakalım."
"Havalarda çok soğuk değil mi artık." bunu derken kırmızı atkıyı boynumda düzelttim umarım bu defa dikkatini çeker.
"Evet öyle artık hadi içeriye geç sen bekleme burada"
"Pp..peki" dedim dolmuş gözlerimin arasında.
Daha fazla bir şey demeden arkasını dönüp gitti Eren. Erenin ardından bakarken istemsizce gözümden bir yaş süzüldü. Sanırım bizim hiç umudumuz yoktu. Arsız kalbim artık tam ikna olmuştu.
