Yine lanet alarmın sesiyle uyandım. Yine gün doğmuştu ve ben biberlere bakmaya dama gitmek zorundayım.Evin hizmetçisi olduğum yetmezmiş gibi bir de amcam kenny nin hizmetçiliğini yapıyordum. Damda kavurucu güneşte biberleri karıştırmaya başladım.Neden amcamın biberlerine ben bakıyordum anlamıyorum levi ve bertholdt ne halta yarıyordu. Elleri ne iş tutar ne de bir işin ucundan yardım ederler. Bertholdt anca kızların peşinden koşsun boyu devrilesice. Levi desen ayrı bir kafa dünyadan haberi yok zorunda olmasa hiç bir şeyi yapmaz. Aşırı sar yani meali soğuk ve temizlik hastası sanırım obsesif kompulsif bozukluğu var ama sadece kendine işliyor. Ah şu kırmızı biberler bana kırmızı atkıyı hatırlatıyor. Eren... O orman yeşil gözleri tüm gece gözümün önünden gitmedi. Neden hala onu düşünüyordum. Bilmiyorum ama beni ona çeken bir şeyler var. Ne zaman işimin bittiğini anlamadım ama kafam sıcaktan yanmaya başlamıştı bile hızlıca havşe(bahçe) indim. Beni yine bir sürpriz karşıladı amojnê (amcanın hanımı yani) bize gelmişti. Umarım yine büyü yapmaz. Hem ne işi vardı burada kendi oğullarıyla ilgilense bunlar başımıza gelmez. Hiç anlamıyorum bu kadını.
"Günaydın mikasa biberlerin durumu nasıl."
"Kontrole gelmişim desene sanki çalacağız."
"Ne alakası var ben sizi özledim."
Bu karı gidince evi bir kontrol etmem gerekiyor anlaşılan büyü yapmaya gelmiş olabilir.
"Geç amojinê geç biberler damda kendin bak. Hem sen kendi evinde yapsan bu kadar uğraşmazsın git gel zor oluyor sana."
"Senin de dilin uzamış benim oğlum her gün babana yardım etmiyor mu?"
"Amojinê o iki yıl önceydi yardım etmesinin sebebi de aynı yere gittiği içindi."
"Sus keçê (kızlara denir) o senin yengen ahlaksızlık yapma geç içeri." Annemin böyle demesiyle başımı ona çevirdim. Hayır yani arkasından konuştuklarını bilmesem seviyor sancağım bu kadını. Tam gideceğim sırada yengemin konuşmaya başlamasıyla durdum.
"Xwişkamın (kız kardeşim yani kısaca bacım) akşam Kenny yemek indirecek sizin ev müsait mi?"
"He he bacım müsait zaten yol geçen hanı sizde gelin."
Sinirle soludum. Annem asla bu kadına hayır demiyordu.
"O zaman akşama bir şeyler hazırlayalım mikasa gel sende elimizin önünde çalış."
Sinirle kafamı onaylar şekilde salladım. İçime asla Erene kavuşamayacağıma dair bir his kapladı bu çocuk niye alakasız anlarda aklıma geliyor. Annemler tendura geçince bende salonu toparlamaya geçtim. Bertholdt u salonda yayıla yayıla otururken gördüm.
"Kuro yani (erkek kardeşe denir) senin işin yok mu?"
"Yok " deyip sırıttı ve devam etti.
"Akşam arkadaşım gelecek insan gibi davran."
"Ona da mı hizmetçilik edeceğim be az ye de uşak tut kendine."
"Ne işin var sanki Mikasa? Tüm gün evdesin az işe yara."
"Bıktım sizden kurtlsaydım bir off."
"Söylenme söylenme." dedi gülerek. Yerde ki yastığı kafasına vurup işime devam ettim. Aklıma Eren doldu yine...


