İçeriğe geç

Sasageyo

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Sasageyo

Bölüm 1

İlk karşılaşma

26 Ağustos sabahı annemin tiz sesiyle uyandım. Yine yaz ayı gelmişti. Yaz ayından nefret ediyordum çünkü her sene olduğu gibi bu senede biber yapmamız lazımdı. Kuzenim Levi ile birlikte hal pazarına gidip isot almamız gerekiyordu. Evin küçükleri olarak bu taşıma işi her seferinde bize kalıyordu. Bu saatte uyandırıldığım için sinirle anneme baktım.

" Levi oğlum aşağıda seni bekliyor sen hala davar gibi zıbarıyorsun ağaç oldu oğlan."

"Ne biberiniz bitiyor ne fıstığınız bıktım yeter yeter."

"Çok konuşma kiza kerê hep o kel baban yüz veriyor sana."

Umarsamaz gözlerle banyoya geçtim. Hiç havamda değildim çilekli lipbalmımı sürüp çıktım. Makyaj yapmaktan hoşlanmazdım zaten. Sinirle aşağıya indim. Sanırım Levi çoktan bekliyordu beni, öfkeli yüz ifadesi bana açıkça belli ediyordu bu durumu. O da neydi traktör mü??

"Ben buna binmem saçmalama bence."

"Senin keyfine bakıyorduk zaten çok konuşma seni karselin içinde götürürüm."

"Ne aslaaa!!!"

" Evet olamaz zaten orası biberlerin yeri layık değilsin oraya." dedi gülerek. Bu tavırlarından nefret ediyordum.

"Bizim aracımıza ne oldu?"

"Kurrê kerê bertholdt arabayı kaçırmış duvara vurmuş"

"Umarım amcam kenny hakkından gelir anca o başa çıkar."

"Çok konuşma mikasa bin hadi daha bir sürü işimiz var."

Bıkkın bir şekilde bindim nefret ediyordum bu hayattan. Levi hızlı bir şekilde traktörü sürdü. Hale yetiştiğimizde sıcaktan bayılmak üzereydik. Tokyo ilk defa bu kadar sıcaktı. Levi emin adımlarla isotlara bakıyordu. İsotçu Eren yazan bir dükkanın önünde durdu. Anlam veremiyordum kalbim neden benden bağımsız bu kadar hızlı atıyordu. Sanki yıllardır buraya aitmişim gibi bir his kapladı içimi. Burada beni çeken bir şey olduğu açıkça belliydi ama neydi bu?

" Mikasa benim bir işim var sen seç ben gelince traktöre yerleştiririz." bir şey sakladığı belliydi ama pek umursamadım çünkü aklımda başka şeyler vardı ve ben ne olduğunu bilmiyordum. Bunu sonra düşünürdüm.

"Tamam." dedim sessizce. Şaşırmış gibi bir bakış attı. Bu tepkiyi beklemiyordu galiba. Sessizce uzaklaştı. Etrafta kimse yoktu anlaşılan tokyo halkı pazar gününü kendine ayırıyordu. Birilerini görme umuduyla dükkana doğru adımladım. Biberlerin başında kimse yoktu. İçeriye doğru ilerlerken ayağım yerdeki bibere takıldı. Dengemi kaybederek arkamdaki semavere çarptım. Her yer çay olmuştu. Olamaz ne yapacaktım ben şimdi. En iyisi burdan uzaklaşmaktı. Geriye doğru adımlarken duvara çarptım. Yani ben öyle düşünüyordum ta ki arkama bakana kadar. Bu kas duvarı adamdan sigaraya karışmış isot kokusu ciğerlerimi doldurdu. Bakışları keskin ve sertti bir devi devirecek kadar heybetli duruyordu. Korkuyla ona bakıyordum sanırım bir açıklama yapmam gerekiyordu.

"Şey..."

" İyi misin?" dedi sesindeki korkuyu hissettim. Benim için ilk defa biri endişeleniyordu.

"İii iyiyim" dedim heycanla neden heyecanlandığımı bilmiyordum.

" Kolun..." dedi. Onun bunu demesiyle bakışlarım yeşillerinden koluma çekti. Olamaz kolumu bir yere çarpmış olmam lazımdı cok kötü görünüyordu. Kolumdan kanlar akıyordu ve ben bunu fark edemeyecek kadar etkilenmiştim.

" Bekle beni geliyorum." dükkandaki boş odaya girdi. Elinde kırmızı bir atkıyla içeri girdi.

"Ben hallederdim aslında."

"Problem değil." Kırmızı rengini çok seviyordum hayat felsefem hep şuydu

"Bıra sor be penç kuruşê wê zêde be " yani kırmızı olsun beş kuruşu fazla olsun. Sessiz bir şekilde yaptığı hareketleri gözlemliyordum. Ciddiyetle koluma kırmızı atkıyı doladı.

"Özür dilerim yanlışlıkla oldu."

"Sorun değil iyi olman yeterli"

Sanki vücudumdaki tüm kan yanaklarıma dolmuştu. Eminim şu an kırmızı kesilmiştim. Birden aklıma Levi geldi. Birazdan gelirdi ve ben çok fazla oyalanmıştım.

"Ben biber almak istemiştim." dedim aniden.

"Tabi, kaç torba istiyorsun?"dedi gülerek sanırım heyecanımı fark etmişti.

" Yirmi torba." dedim umarım levi biraz geç gelirdi. Adının eren olduğunu öğrendiğim bu adam torbaları karsele yerleştirmeye başladı. Yerleştirme bitince Erenin yanına doğru adımladım.

"Buyrun ücret."

"Gerek yok hediyem olsun."

"Olmaz öyle şey." dedim inatla neydi bu yaptığı anlayamıyordum. Eline parayı tutuşturup hızlıca ordan uzaklaştım çünkü Levi buraya doğru geliyordu. Oldukça endişeli bir hali vardı ne olmuştu buna.

"Sorun ne." dedim bıkkınlıkla hala az önceki anın etkisinde kalmıştım.

"Yok bir şey" dedi sessizce " bin hadi."

Umursamadım çünkü aklımda hala eren vardı neden olduğunu anlam veremediğim halde. Kırmızı atkıya bakışlarım kaydı. İstemsizce tebessüm ettim. Bugünün bu kadar güzel bir anla başlayacağını tahmin edemezdim. Traktörden arkama erenin olduğu yere baktım.O da hala oradaydı.Gülümseyerek önüme döndüm. Levi bana tuhaf bi şekilde ne var der gibi baktı. Omuz silkip yola baktım. Sessizce akan yolu izlemeye başladım.

Bölüm sonu

4 yorum