Sabah uyandığımda Mert yanı başımda oturmuş bir yandan saçlarımla oynuyor bir yandan da bir şarkı mırıldanıyordu gözlerimi açtığımda yüzünde bir gülümseme oluştu.
"Günaydın Melek yürürken bile bir insan bu kadar güzel olabilir mi"dedi bende
"Bilmem olabilir mi" dedim oda
"Diğerlerini bilmem ama sen olabilirsin ablam" dedi Mert ile gerçekten bu kadar iyi anlaşmamız içimi o kadar istiyordu ki çünkü gerçekten çok iyi niyetli bir çocuktu yaşına ve dönemine göre gözü kızlar da değildi belki bir kız arkadaşı vardır belki yoktur bunu bilmiyorum ama en yakın zamanda sormak istiyorum varsa eğer o da istiyorsa ve kızın da onayı varsa tanışmak görüşmek isterim çünkü sen onu biricik ablasıyım o da benim biricik kardeşim bunun iyiliği için gerekirse canımı bile veririm aynı şeyleri abim için de geçerli ama abim biraz çapkın biraz fazla da yakışıklı aynı Mert gibi.
"Benim anlamadığım tek bir şey var isteyen adam bu kadar kaslı ve neden bu kadar yakışıklı gerçekten kendimi onların yanında sönük hissediyorum"dedim bu ne için ben de diyeyim mi zannediyordum ki meğerse dışından söylemiştim Mert küçük bir kahkaha patlatıp bana doğru döndü saçıma bir öpücük kondurdu ve konuşmaya başladı.
"Bana bak minnoş bugüne kadar gördüm en güzel kız sensin ablam olmasaydın yaşın kaç olursa olsun sana yürürdüm ki böyle bir alışkanlığım olmadığında biliyorsun ama sahibime sadıkım kusura bakma ki bizim yanımıza sönük değil biz senin yanında sönük kalıyoruz da bu kaslarla biraz zor"dedi ve bu hayatta en nefret ettiğim şey olan piç gülüşünü yüzüne yerleştirdi bu gülüşten tiksindiğimi bildiği için ve nefret ettiğimi bildiği için bu gülüşü yaptığından emindim. Mert lafı daha fazla uzatmadan konuşmaya başladı.
"Neyse bebek hadi uyan bakalım elini yüzünü yıka üstünü giyin anneciğin sana güzel bir kahvaltı hazırlattı ve çok güzel bir tatlı yaptı bil bakalım ne tatlısını yaptı senin en sevdiğin olan" bunu duyar duymaz gözlerim kocaman açılmıştı ve yüzüme bir gülümseme yerleşmişti aklımdan geçen o tatlıyı yapmış olabilirdi. O kadar mutlu olmuştun ki çünkü annem en sevdiğim tatlının ne olduğunu biliyordu ses tonunun farkında bile olmadan.
"HARİREEE" dedim evet en sevdiğim tatlı harireydi anneanne ve kökeni Mardin'e dayandığı için ne zaman anneannemlere gitsek anneannem hep harire yapardı ve benim 5 yaşından beri en sevdiğim tatlı buydu annem de bu tatlıyı o kadar güzel yapardıki en fazla 3 defa önüme koyardı çekinmeden çünkü üçünün de dibine kadar yiyeceğimi biliyordu tüm Konak hatta tüm Ağrı benim harireye olan sevgimi biliyordu resmen ama gerçekten bu sevginin hakkını veren bir tatlıydı aşıktım o tatlı ya. Ben gene derin düşüncelere dalmışken Mert beni bu düşüncelerden uyandırdı.
"Ee fıstık sen gelmezsen berka denen ayı hepsini bitirecek haberin olsun ama annemin söylediğine göre önce güzelce kahvaltı yapman gerekmiş" dedi ve burnumdan bi makas alarak odadan çıktı.
Ben de oyalanmadan hemen banyoya girdim ve günlük bakım rutin mi gerçekleştirdikten sonra üzerimi giyindim saçımı yaptım ve aşağı indim herkes sofrada beni bekliyordu babam hariç çünkü babam sofraya en son gelen kişi olurdu ve babam gelmeden kimse yemeğe başlamazdı başlayamazdı evin kuralı buydu eğer babam geldikten sonra yemeğe gelirsek biraz sorun çıkıyordu ama bu Kural galiba bana geçerli değildi bana sadece bir daha yemeği geç kalmamam için uyarı veriliyordu ama abimle mert'e bu uyarı değil ceza olarak uygulanıyordu sonuç olarak karataşların ilk ve tek kızıydım amcalarımın da bir kızı yoktu daha doğrusu kız kuzenim yoktu.
Hemen sofraya oturdum ve ardından babam indi babam hepimizin de tek tek günaydınlaşıp sofranın en başına oturdu ve herkese afiyet olsun dedikten sonra herkes yemek yemeye başladı.
Yemeğimi o kadar büyük bir iştahla yiyordum ki annem aslında yemek yemek istemediğimi anlamasın ve istediğim kadar harire versin diye tüm sofrayı hemen hemen ben bitirmiştim ama harireye de yer bırakmıştın tabii yemeğimi bitireyim bitirmem bizim doğmazsın bebeksi gülümsemeyi oluşturup anneme baktım annem de küçük bir kahkaha attı ve Fatma abla ile Dicle ablaya seslendi.
"Fatma Dicle hele şu harireyi bit getirin de kızım yesin bakalım nasıl olmuş özlemiş mi annesinin hariresini" dedi Fatma ablanın mutfağa girmesi ile çıkması bir olmuştu resmen önüme 3 tabağı birden koyunca abim birden kendini tutamadı ve yüksek bir sesle.
"Ohaaa amay mutfakta bir tane bile yememe izin vermedilermiş çünkü kızının önüne üç defa birden koyuyorsun" dedi bu işin sonunu tartışmaya gideceğini anlayan babam annemin konuşmasına izin vermeden lafa atladı.
"Sus hele köpek bu kız o kadar üniversiteler okuyor kendi işine kendi diplomasıyla kendi bölümüyle giriyor sen de geliyorsun benim dükkanlara konup patronluk yapıyorsun sonra da ilk ve tek kızımın lokmalarına göz koyuyorsun şerefsiz" dedi mert'le göz göze geldik ve artık daha fazla dayanamadığım için koca bir kahkaha patlattık çünkü ne zaman böyle bir konu açılsa hep Mert itiraz ederdi ve ağabeyim hep ona "12 yıl sonra hayatımıza gir ben çalışıp kazandım biriktirdim benim kurduğum işin üstüne yat mirası ortak ol sonra da bana kafa tut köpek" derdi ve bu muamele ona yapılınca şaşırdın tabi bizimkiler böyle sohbet ederken ortaya derin Bir sessizlik çıktı ve bu sessizliği bozan gene babam oldu.
"Evet sevgili ailem hazır kızımız da kesin ihtimalle 4 hafta boyunca burada kaldığına göre benim askerlik arkadaşım Mahmut'un oğlunun düğününe Mardin'e gideceğiz ama hep beraber itiraz istemiyorum Berk ve Mert itiraz ederseniz bir daha bu konağın kapısına gelme adam özellikle davet etti bak yurt dışından gelmiş oğlunun düğünü için ve direkt aklına ben gelmişim beni çağırmış ben de tüm çocuklarımla ve sevgili karımı bu düğüne gitme şerefini kabul ettim adam eksiksiz gelin dedi tertibimin yüzünü kara çıkarma hazırlanıyorsunuz yarın öğlene doğru ya da akşama doğru yola çıkıyoruz kabul mü"dedi babam otomatik olarak abimle Mert birden solgun bir sesle aynı anda şunları söyledi.
"Kabulllll" dediler ikisinin de aynı anda aynı uzatışla söylemesine koca bir kahkaha attım onlar da birbirlerine baktılar ve dayanamayıp bir kahkaha da onlar patlattı bu sefer hep beraber gülmeye başladık gülmemiz durduktan sonra anneme baktım babama baktım ve abimle kardeşime baktım hepsi çok ciddi duruyordu evin tek kızı olarak eve bu neşeyi ben getirmeliydim hemen laf atladım.
" Ooooo Murat Ağa ben şimdi değil mi verilir şimdi canım abim ve canım kardeşimle beraber çarşıya çıkacağız ve istediğim elbiseyi almayana kadar bu konua girilmeyecek eğer istediğin elbiseyi almazsalar ya da elbiselerimden sıkılırsalar ağlarım gelmem düğüne giderim İstanbul'a Bir daha da görüşmem" dedim bebek gibi sesle Mert dayanamadı sandalyesinden kalktı yanındaki sandalyeyi köşeye çekti ona oturdu ve yüzüme avuçların içine aldı yüzüm gerçekten de o kocaman ellerinde minicik kalıyordu gezimi küçük bir tebessümle baktı ve bana şunları dedi.
"Ya Bir insan bu kadar Minnoş bu kadar tatlı bu kadar fıstık yaratılabilir mi Allah'ım her türde güzel ya her türlü minnoşluğu çekinmeden hepsinden avuç avuç koymuş böyle yaratmış Rabbime şükürler olsun ki iyi ki senin gibi bir ablam var da senin gibisini bulmak zor sana söz bugün o istediğin elbiseyi bulacağım ve onu alıp bu ona geri geleceğiz bu da benden sana söz" dedi dayanamayıp mert'e sarıldım gerçekten de sadece 17 yaşındaydı ama o kadar kaslıydı ki ve o kadar mükemmel bir fiziği vardı ki insan üzerinde tişört olmasına rağmen bu kadar hayran kalıyorsa olmadan düşünmek bile istemiyorum 20 yaşında gösteriyordu resmen belki de 21 bense daha 19'undaki kızlar gibiyim ama bir ağrım da var tabii koskoca savcıyım.
Mert'in yanına bir öpücük kondurdum ve hemen koşa koşa odama çıktım hazırlandım süslendim püslendim son dokunuş olarak da glosumu sürdüm ve aşağı indim Mert avlu'da beni bekliyordu beni görür görmez gülümsedi ve.
"Ooo fıstık sen böyle dışarı çıkarsan ben sana Ağrıda bakan herkesin tek tek aramız sıkmak zorunda kalacağım iyi niyetli olsun kötü niyetli olsun bacıma bakanı sıkarım en azından kimsenin bacısına yavşayıp çapkınlık yapıp da kendi bacım böyle korumuyorum o ağırlık var bizde"dedi ve imalı bir şekilde Berk abime baktı abim eğildi ve yanında oturan annemin ayağındaki terliği aldı ve mert'e doğru fırlattı terlik tam kafama geliyordu ki Mert tuttu terliği ve geri abime fırlattı abimin terliği tekrar fırlatması üzerine Mert beni çekip konağın dışına çekip kapıyı kapattı ve terliğin kapıya değmesi dışarı geldi Küçük bir kahkaha attım ve mert'e dönerek.
"Ne yaşadık biz beyefendi az önce içeride"dedim Mert de gülümsedi ve bana.
"Alışsanız iyi olur savcı hanım öyle ayı gibi bir abiniz var yani bu durumlar çok normal ama bu kadar yakışıklı bu kadar kaslı din mi imanlı muhafazakar ve kardeşiniz de var onu da unutmayın derim"dedi.
"Ukala... Ama haklısın yani maşallah dağlar taşlar gibi kardeşim var" dedim ve küçükken ona her iltifat ettikten sonra koluna sert bir şekilde vururdum ve hep 4-5 metre ileriye savruldu bu sefer vurdum gene savrulmasını bekleyip yere düştüğünü görüp kahkaha atmayı planlarken yerinden kıpırdamadı bile lan bir dakika çocuk harbiden bu kadar büyümüş müydü nasıl oluyordu bu sadece bir yıl gittiği bu spordan nasıl bu kadar vücut yapmış nasıl bu kadar gelişmiş olabiliyordu sonra o da koluma şakasına vurdu ve 4-5 metre öteye ben savruldum kapının korumaları beni tutmasa herhalde yeri boyayacaktım
"Yavaş olsana ayı sakatlanırsan falan ne yapacaksın vallahi savcıyı sakatlamaktan onları üzüyorum kaslar maslar hiçbir işe yaramaz ezilirim üzülür hepsi o hapishane köşelerinde" dedim
"Aaa ayıp fıstık insan hiç böyle model gibi adam içeri meçhere atılmaz hem bir kere sen kıyar mısın bana be abla söyle" dedi
" Ay tamam tamam kıymam hadi gidelim daha çok işimiz var bir sürü mağaza gezeceğiz aslanım benim ablana da artık böyle en çok yakışan elbiseyi açıklığına kapatıldığına bakmadan söylersin değil mi bebeğim" dedim bu sırada ikimiz de arabaya binmiştik
"Iııı" dedi ve kafasını kaşıdı "yani çok açık olmazsa güzel olur bebeğim yani vücudunu falan da millete gösteremeyiz sonuçta Mardinde olacak bu düğün haberin ola aşko"dedi son söylediği şey o kadar komiğime gitmişti diye birden anırdım
" Aşko mu "dedim mi anırmaya devam ettim
........
"Evet geldik prenses hadi bakalım seç istediğin elbiseyi de alalım" dedi bir bebek gibi gülümsedim ve arabadan indim hemen Mert'in koluna girdim ve beraber mağazanın içine girdik.
Biz içeri girer girmez resmen herkes etrafınızda dönüp dolaşıyordu içeri girdiğimde elbiseleri ufak bir göz attım ama hiçbiri benlik değildi sonra tişörtüne taktığı isminin yazılı olduğu karttan adının Reyhan olduğunu öğrendiğim kız yanımıza gülümseyerek geldi hiç Mert'in suratına bakmadan direk benle ilgilenmeye başladı Mert bile buna şok olmuştu
"Hoş geldiniz efendim buyurunuz size nasıl yardımcı olabilirim" dedi.
"Hoş bulduk" dedim tatlı bir gülümseme oluşturdum izinde ve konuşmaya devam ettim "ben kırmızı yırtmaçlı sırt dekoltesi olan tam üstüme oturacak kum saati vücuda uygun bir elbise arıyorum" dedim reyhan'ın gülümsemesi daha çok artınca ellerinde böyle bir ürün olduğunu anladım.
"Elimizde özel üretim alan tek bir tane böyle bölüm var efendim sizin gibi değerli müşterilerimiz için savcı elif hanım değilmi" dedi
Onun gibi gülümsemesine karşılık ben de gülümsedim "ta kendisi" dedim "ya siz bu elbiseyi bana hemen gösterir misiniz ben çok merak ettim de çünkü acelemiz var eğer tam hayalimdeki gibi elbise ise direkt alıp çıkacağım canım kardeşime de tüm ağrıyı hatırlatmış olmayacağım"dediğim gibi reyhan'ın gözleri birden büyüdü
"Nasıl yani eşiniz ya da nişanlınız değil mi"dediği gibi Mert küçük kahkaha patlattı
"Anlaşıldı bana niye bakmadın bu devirde senin gibi kızlar kalmadı maalesef" dedi Reyhan tatlı bir tebessüme teşekkür ettiğini belli etti de eliyle bana elbisenin olduğu yere gitmek için bu ürünlercesine kafası neydi ve eline öne doğru uzattı zaman kaybetmeden o elbiseye ulaşmak istiyordum hemen elbisenin yanına gittim ve Reyhan elbiseyi askısından çıkardı bana verdi ve kabini gösterdi kabine girdiğimde içime öyle bir heyecan kaplamıştı ki hemen elbiseyi üstüme geçirdim saçlarımı düzelttim ve aynadan kendime baktığımda elbise adeta benim ölçülerime göre yapılmıştı özel yapımdı kime yapılmıştı onu da bilmiyorum ama herhalde benimle aynı ölçülere sahipti. Kabinden dışarı çıktım mert kabin perdesinin açılma sesini duyduğu gibi arkasına döndü ve küçük bir ıslık patlattı
"Ne yaptın minnoş vücut ne ya Bir de benim kasları iltifat ediyorum kızım sen kendine görmüyor musun ya da aynaya bakmıyor musun sen kum saati onun saati deyince ben de öylesine falan diyorsun zannettim ama harbi kum saati için" dedi yanaklarımın kızardığını hissedebiliyordum
" Ya tamam beni o kadar utandırmana gerek yok teşekkür ederim o senin yakışıklılığından esinlenilmiş bir güzelik ama neyse burada iltifat edilen konuyu değiştirmeyelim ben elbiseyi çok beğendim bunu almayı düşünüyorum ne diyorsun" dedim Mert birden kaç tane çarptı ve ciddi bir ses tonuyla bana aynen bu cümleyi kurdu
"Fıstık mükemmel olmuşsun ama ben aşiret düğününe gidiyoruz sence de çok açık değil mi ya şimdi bir tane genç ağama sarkar seni almaya mı almaya kalkar sorun morun çıkar vallahi bir de onunla onunla uğraşamam babam bile tertibi diye sorun çıkarmamda falan istemez gideceğimiz çocuğun da en güzel gününü mahvetmek istemem yani mükemmel olmuş ama gene bir imkanları gözden mi geçiresin ha"
Elbisenin modeli

"Ya mert bişey olmaz ya babam bana kızmıyor boş ver"
Dedim Mert ciddi bir ifade ile konuşmaya devam etti.
"Doğru söylüyorsun babamın minnoşu orada dişlerinin hep biz olduk zaten neyse al bakalım ama çok açık haberin olsun vallahi sana o Mardin'de bakanı gözlerini oyarım sonra demedi deme gelip başıma toplanıp da niye yaptın adam sadece bak belki bana bakmadı deme bana"Mert'in söylediğin o kadar çok sevinmiştim ki çünkü beni koruması benim için çok güzel bir şeydi sonuçta benim kardeşim o.
"Ya Mert canım benim tamam ben bunu çıkarayım alalım bunu eve gidelim sonra dedim abla kardeş dertleşiriz güzel güzel" dedim Mert gülümsedi sonra birden tek başına kaldırdı ve gene o ciddi ifade yüzüne geri geldi.
"Minnoş topuklu ayakkabı"ah evet ya topuklu ayakkabı 2 saniye düşündükten sonra evde buna uygun çok güzel gümüş renginde bir topuklu ayakkabım oldu aklıma geldi.
"Var bende üstümü değiştirip geleyim gidelim" dedim
......
Eve gelmiştik o kadar yorulmuştum ki gelir gelmez resmen hiç kimseyle konuşmadan odama gidip yatağıma uzanmıştım. Tabii ki de bu huzurlu hanımı bozan kişi Mert ile abim olmuştu neden geldiniz. Dememek kalmadan abim konuşmaya başladı.
"Bebeğim annem yemeğe çağırıyor yemekten sonra da istediğin kadar uyuyabilirsin bu arada babam yarın sabah erkenden gideceğimizi söyledi kararı öyle almış. Dedi kafamı salladım ama aklımda tek bir soru vardı iki arabayla gidecektik değil mi ya gitmezsek yok bu annemlerin vırvırını çekmek istemiyordum aynı zamanda sıkışmak da.
"Abim iki arabayla gideceğiz değil mi lütfen evet de" dedim ben de abim aynı anda kahkaha attı sonra abim ciddileşti ve bana.
"Evet evet sen ben Mert benim arabamla annemle babam da kendi arabaları ile gelecekler"bunu dediğinde derin bir oh çektim.
"Ee hadi bakalım adamdan çıktım da üstümü değiştireyim sonra da yemeğe geleyim"ikisi de kafasıyla onaylayıp odadan çıktı hemen üstümü değiştirdim ve Sabah çıkarken makyaj yapmadığım için gloss ve maskara sürdüm hemen aşağı indim.
..........
Yemeğimi yedikten sonra odama çekildim o kadar yorgundum ki ne ara uyuduğumun ben bile farkında değildim kendime uykunun kollarına bıraktım ve derin bir uykuya daldım..
Bölüm sonu
umarım bölümü beğenmişsinizdir bebeklerin bu bölümde Miran'ı koymadım ama diğer bölümde ilk sahne Miran'ın ağzından olacak sonra Elif'e geçeceğiz haberiniz olsun küçük bir bilgilendirme yapmak istedim kendinize iyi bakın görüşürüz⚡💫