İçeriğe geç

Sarcaios Krallığı

Bölüm 4 · 2 dk okuma

Sarcaios Krallığı

Bölüm 4

3. Bölüm

20 yıl önce..

Krallık, güneşli bir sabahın keyfini çıkarıyordu.

Bu gün ülkede bayram ilan edilmişti çünkü krallığın varisi bu gece doğacaktı.

Herkes çok heyecanlıydı ama aynı zamanda korkuyorlardı.

Çünkü, kraliçe Madelina bundan önce 4 başarısız doğum yapmıştı.

Kral Antonio, bu sefer buna izin vermeyecekti.

Bu çocuk, gelecek demekti.

İstikbal, bu son çocuğa bağlıydı.

Her şey mükemmel olmalıydı bu yüzden.

Etrafa emirler yağdırırken, kraliçesini görmek için tahtından kalktı.

Şifacılar, tüm gün onu kontrol altında tutmak için yanından ayrılmıyorlardı.

Bu kralın en önemli emriydi.

Herkesin varisi için uğraştığını görmek onu keyiflendirirken, kraliçesinin odasına doğru muhafızlarla birlikte ilerledi.

Sonunda kapının önüne gelince içeri girdi ve yatağın yanına doğru ilerledi. Kraliçenin uyanık olduğunu görünce daha da keyiflendi.

”Madelina.. kraliçem benim.”

”Kralım..”

Doğrulmaya çalıştı ama kral onu engelledi ve hemen yanındaki koltuğa oturdu.

”Kendini yorma Kraliçem..”

”Kralım.. ben çok heyecanlıyım ama korkuyorum. Ya başaramazsam yine?”

”Şşş.. kötü düşünme Madelina. Başaracaksın. Senin gibi güzeller güzeli bir kız çocuğu doğuracaksın kraliçem.”

Kraliçe yorgun bir şekilde gülümsedi.

”Tüm gece sancım vardı. Biraz dinlensem iyi olacak sanırım.”

”Evet. Elbette. Dinlen sen. Sonra uğrarım yanına.”

Karısının yanağına sevgi dolu bir öpücük kondurup, muhafızlarla birlikte odadan çıktı.

Bunun karısını son görüşü olduğunu bilmiyordu, kral. Bunu bilmeden ayrıldı odadan.

”Tüm hazırlıklar tamamlandı mı?”

”Evet, kralım. Balo salonu gece için hazır.”

”Güzel.”

Kral yüzümdeki keyifli ifadeyle odasına ilerledi.

Biraz hasta hissediyordu kendisini ama kimseye bir şey belli etmemeye karar vermişti.

Varisin doğumu söz konusuyken, şifacıları meşgul etmek bencillik olurdu.

Biraz dinlenirse geçeceğini düşünerek, odasındaki yatağa uzandı ve uykuya dalmaya çalıştı.

*******

Kapı gürültüyle çalındı. Kral, yerinden sıçrarken öfkeyle bağırdı.

”Gir!”

İçeriye giren muhafız telaşla konuşmaya başladı.

”Kralım! Kraliçemiz iyi değil!”

Kral, donduğunu hissetti.

Aklına gelen şey onu ölesiye korkuturken, hızla odadan çıktı.

Kraliçenin odasına dalarken, kalbinin küt küt atışı kulaklarına doluyordu.

”Şifacı! Neler oluyor!”

”Kraliçe tepki vermiyor! Saatlerdir uyanmadı! Bir şey olmuş olmalı!”

Telaşla, bir şeyler yapmaya çalışırken kraliçe hareket etti.

Kral bunu görünce bağırdı.

”Hareket etti! Şifacı!”

”B-ben K-kendimi iyi hissetmiyorum.”

”Madelina! Sakin ol! Şifacı bir şeyler yap!”

Kraliçenin gözleri tekrardan yavaş yavaş kapandı.

”Madelina hayır!”

Kral etrafa bağırarak emirler yağdırıyor, bir yandan da kraliçenin gözlerini açması için yalvarıyordu.

”Şifacı! İşe yara!”

Kraliçeyi hemen farklı bir odaya aldılar.

Kral çaresizce beklerken, olduğu yere kral olup olmamasını umursamadan çöktü.

Kral Antonio Sarcaios, hayatında ilk defa o gün dua etti.

Yalvardı, yaratıcıya.

Saatlerce yalvardı.

Sonunda koskoca üç saatin sonunda içeriden şifacı başı çıktı.

Kral hemen ayağa kalktı.

Beklentiyle, “Evet?!”

Şifacı başının gözlerindeki hüzün arttı. Kral her şeyi anlasa da yine de bir umut şifacının yüzüne baktı.

“Efendim.. bebeği kurtardık, ama kraliçemizi kurtaramadık.”

Kralın gözyaşları, yanaklarından bir bir süzüldü.

O gece, canından çok sevdiği karısını kaybetmişti.

Ama canı olan kızı doğmuştu.

O gece, bir can yitip gitti.

Bir can, tarihin tozlu sayfaları arasında kayboldu.

Bir can ise tarih sayfalarında yerini aldı.

O canın ismi, Aliva Sarcaios’tu.

Bölüm sonu

3 yorum