İçeriğe geç

ŞAPELDE BİR GECE

Bölüm 4 · 10 dk okuma

ŞAPELDE BİR GECE

Bölüm 4

III. BÖLÜM

Sabahın erken saatlerinde tüm köylü ayaklanmış heyecanlı heyecanlı mahkemeyi bekler olmuştu. Öğlen olduğu vakit mahkeme kapısı açıldığında büyük bir kalabalık içeriye dalmıştı. Yarım saatin sonunda Hakim gelmiş masasına geçmişti. Kısa bir süre sonunda ise polisler Bahçıvanı salona getirdi. Tüm köylü yuhalayıp Bahçıvana bağırmaya başladı. Bahçıvanın Karısı çocuklarını da alıp ön koltuklardan birine oturmuş gözleriyle Kumarbaz Avukatı arıyordu. O sırada Hakim tokmağı indirdi ve mahkeme derin bir sessizliğe gömüldü.

"Bugün burada neden toplandığımızı herkes biliyor. Dün öğle vakti Bahçıvan'ın uzun süredir çalışmış olduğu Şapelde görev alan köyümüzün Peder'i cinayete kurban gitmiştir. Bu üzücü olayın perdesini aralamak ve suçluyu bulmak için elimizden geleni yapacağız! Siz Hanımefendi buraya gelin. Söylediğinize göre cinayetin işlendiği gece her şeyi görüp duymuşsunuz. Kutsal kitap üzerine yemin edin ve yalnızca görüp duyduklarınızı söyleyin!"

Olay gecesi her şeye şahit olduğunu savunan kadın kıvırta kıvırta Hakim'in önüne geçip kendisi için ayırtılan sandalyeye oturdu. Yeminini ettikten sonra köylülere bakıp ara vermeden konuşmaya başladı.

"O gece eve erken gelmiştim. Evi temizleyip yemeğimi pişirdim. Çocukların karnını doyurduktan sonra hepimiz uyumuştuk. Sabaha karşı küçük kızım ağlamaya başladığında emzirmek için uyandım. Pencereden bağırış sesleri geliyordu. Hemen kafamı pencereden dışarıya sarkıttım. İlk başta bizim gürültücü komşunun horultusu sanmıştım. Hakim Bey herif her gece öyle bir horluyor ki patlama oluyor sanıyorsunuz! Ağzı mağara gibi yankı yapıyor tüm gece! Utanmaz herif yüzünden uykusuz kalıyoruz. Gelmişken onu da şikayet edeyim dedim. Bakın şu heriften bahsediyorum tombul, bıyıklı olan..."

Bütün köylünün bakışları horlayan adamın üstünde toplanırken adam utanmış vaziyette kafasını aşağıya indirdi. Köylülerin birçoğu gülüşmeye bazıları da kadına hak verir mırıldanmalar çıkartmıştı.

"Sessiz olun! Hanımefendi burası bir mahkeme salonu lütfen konudan sapmayınız!"

Kadın boğazını temizleyip yerinde dikleşti.

"Efendim sonrasında pencereden dışarıya çıkardım kafamı. Gelen bağrışların Peder'e ait olduğunu görünce şaşırdım tabii. Az sonra ambardan elinde sepetle Bahçıvan çıktı onun arkasından da Peder göründü. Bahçıvan yolda zor yürür halde ara sokaklardan birine girip gözden kayboldu. Peder ise söylene söylene Şapele girdi."

Hakim tokmağı vurduktan sonra kadın yerine geçti. Bu sefer ise her şeyi duyduğunu savunan yaşlı adam sandalyeye oturmuştu. Yeminini ettikten sonra köylülere döndü.

"Ben köyün terzisiyim. Karımı on beş yıl evvel kaybettim. Çocuklarımız olmadığı için evde yalnız başıma kalıyorum. Köydeki insanlar bana şahitlik edeceklerdir."

Köylülerden baş onayı geldiğinde yaşlı adam yutkundu ve sözlerine devam etti.

"Peder sevdiğim bir dostumdu. Kendisi ile küçük yaştan beri arkadaşlığımız vardı. Tabii o zamanlar henüz din adamı değildi kendisi. Hatta eskiden çok da çapkındı. Güzel kızları gördüğü vakit peşine takılırdı. Onunla öğle vakti derede çamaşır yıkayan kadınları izlediğimizi bile hatırlıyorum! Ah çok güzel zamanlardı. Şimdi öyle mi? Güzel kadınların hepsi para verip dereye şişman, biçimsiz, katır suratlı kadınları gönderiyor! Çoğunun baldırı o kadar kalın ki insanın bakacağı varsa bile bakamıyor!"

Bir süre sonra dediklerinin farkına varan Yaşlı Terzi yutkunup birkaç kez öksürdü.

"Tabii ben görmedim, öyle söylüyorlar yani..!"

Yaşlı Terzi'nin katır suratlı dediği kadınlar kaşlarını çatmış mırıldanmaya başlamışlardı. Bir süre sonra köylüler hep bir ağızdan konuşmaya başladılar. Hakim tokmağı indirip gür bir sesle bağırdı.

"Herkes sussun! Neler diyorsun sen be adam? Biz burada Peder'in cinayetinden bahsediyoruz, derede çamaşır yıkayan katır suratlı kadınlardan değil!"

Yaşlı Terzi özür dilercesine başını aşağı eğip doğruldu.

"Kusura bakmayın Hakim Bey, bir anda kendimden geçmişim. Ah nerede kalmıştım?... Heh hatırladım Peder benim iyi bir dostumdu. Öldüğü gece kabus gördüğüm için gece vakti uyanmıştım. Dışarıdan bazı bağırış sesleri işittim. Şapel evimin tersinde kaldığından hiçbir şey göremedim ancak sesleri çok net duydum! Peder, Bahçıvana öfkelenmiş bağırıyordu. 'Ayyaş herif! Defol git buradan!' dediğini işittim. Sonra da sesler kesildi."

Hakim onaylar bir şekilde başını salladı. Sıra Bahçıvanın vereceği ifadeye gelmişti. Elleri bağlı olan Bahçıvan yerinden kalkıp sandalyeye oturdu ve yeminini etti.

"Evet Bayım, iki şahidin olay gecesi yaşanan cinayet hakkındaki savunmalarını dinlediniz. Şimdi sizlere sormak istiyorum bu olay gerçekten yaşandı mı? O gece elinizdeki alkol dolu sepet ile Şapelin ambarına girdiğiniz doğru mudur?"

"Evet Hakim Bey doğrudur. O gece tam üç bardak bira içtim. Sonrasında tüm paramı barmene uzatıp bana ettiği kadar içki vermesini buyurdum. Sepeti evime götüreceğim vakit aklıma karımın beni eve sokmayacağı geldi. O yüzden Şapele doğru yola koyuldum. Sepeti ambara bıraktıktan sonra odunluğun üstünde uyuyakaldım. Sonrasını hayal meyal hatırlıyorum. Peder başımda durup bana bağırdı. Ardından benim gitmemi istedi. Bende zar zor sepeti alıp yola düştüm. Eve gidemeyeceğim için dereye doğru yürüdüm. Yolda biraz kendime gelebilmiştim. Gece rüzgar çıktığı için dere yolunun kenarındaki kayalığın dibine uzandım. Uyandığımda polisler beni tutuklayıp götürdüler."

Hakim düşünceli bir şekilde jürilere baktı. Hepsi pür dikkat Bahçıvan'ı izliyordu.

"Peki Bayım madem Şapele alkol soktuğunuzu ve Peder ile tartıştığınızı kabul ediyorsunuz o vakit sizden net bir cevap beklediğim asıl soruyu soracağım. Pederi siz mi öldürdünüz?"

Koca mahkeme salonunda nefesler tutulmuş herkes Bahçıvan'ın vereceği yanıtı bekliyordu. Bir süre konuşmayan Bahçıvan'ın gözleri yaşlı halde dudağı büküldü.

"Ben herkesin bildiği gibi ayyaş bir insanım! İşe yaramaz herifin tekiyim. Kendi aileme götüreceğim parayı barda alkole yatırırım. Eve gelince de karımdan bir güzel dayak yer yatağıma uzanırım. Olay gecesi çok sarhoştum ve çoğu şeyi hatırlamıyorum. Ancak Peder'i öldürmediğimi biliyorum! Bana istediğiniz her pislik kelimeyi yakıştırın ama katil demeyin! Çünkü benim gibi ayyaş, işe yaramaz bir insanı bile yanına alacak kadar temiz kalpli bir adamı öldürmem! Öldüremem!"

Hakim Bey eliyle şahitlere işaret etti.

"O kadar sarhoş ve hiçbir şeyi hatırlayamayan bir adam neden cinayet de işlememiş olsun ki? Sonuçta seni işinden kovduğunu gördüm! Hem de bizzat kendi gözlerimle gördüm!''

"Evet, bende her şeyi duydum. Bir daha gelme diye haykırdığına şahidim!"

Mahkemede mırıldanmalar artarken Peder'in savunmasını yapacak Genç Avukat ayaklandı.

"Hakim Bey, izninizle!"

Avukat, Hakimin iznini aldığı vakit ceketini çıkartıp Bahçıvan'ın önüne geçti.

"Siz Bayım, çok büyük bir günah işlediniz! Tanrı'nın evine alkollü girip birde utanmadan içeri alkol soktunuz! Bu yaptığınız çok büyük bir günahtır! Ayrıca söyleyin bakalım sizin gibi günlük birkaç demir paraya çalışan bir Bahçıvan nasıl oluyor da bir sepet dolusu içki alabiliyor?"

Peder'den sonra bu sefer yüzü maymun götüne dönen Bahçıvan olmuştu. Utana sıkıla etrafa bakmış sonra bir anlık gözleri karısıyla kesişince ağlamaya başlamıştı.

"B..Ben günahkarım! Hıch.. Ben çok büyük bir günahkarım hem de!!"

Genç Avukat sırıtıp Bahçıvan'a yaklaştı.

"O halde günahınızı burada, herkesin önünde tüm çıplaklığıyla anlatın!"

Hıçkırıkları yavaş yavaş azalan Bahçıvan burnunu elinin tersi ile silip konuştu.

"O gün... O gün bahçede çimleri biçerken yerde siyah bir kese gördüm. Elime aldığım vakit içinde bir sürü demir para olduğunu fark ettim. Tam Peder'e vereceğim sırada aklıma karım ve çocuklarım geldi. Ailem çok çulsuz, hepsi benim yüzümden! Ama ben ne yaptım? Ha ben ne yaptım?! Akılsız başım! Aptal başım!"

Biraz nefeslendikten sonra yeniden kendine gelmişti.

"Tam eve gideceğim vakit canım alkol çekti. Birazıyla içecek geri kalanını eve götürecektim. Üç büyük bardak bira içtim ama yine de torbada bir sürü demir para vardı. Kafamın güzel olduğu bir an şeytan başımı döndürdü. Kendimi tutamadım ve hepsiyle alkol aldım. Çok utanıyorum kendimden! Çok utanıyorum!!''

Mahkemedeki insanlar artık Bahçıvana yalnızca kızmıyordu içlerine burukluk da çökmüştü ki 'Vah vah!' diye sesler yükseldi. O sırada Genç Avukat Bahçıvan'ın karısına döndü.

"Siz Hanımefendi, kocanızın söylediklerine katılıyor musunuz? Sizce böyle bir ayyaş parayı size getirmeyi düşünmüş müdür?"

Kadın ayağa kalkarak yutkundu.

"Kocam günahkar bir adamdır Bayım. Yıllardır bir dikiş tutturamamış üstüne de kazandıklarını içkiye yatırmıştır. Ailesini düşünmeyen domuzun tekidir! İşe yaramaz, kokuşmuş, zekadan noksan bir adamdır! Ancak kocam ne kadar günahkar da olsa, işe yaramayan ayyaşın teki de olsa ben kocamın katil olduğuna inanmıyorum! Kendisinin söylediği gibi her gece eve geldiğinde benden dayak yemeden uyumazdı. Komşularım buna şahitlik edecektir!"

Her bir ağızdan 'Şahidiz!' sesleri salonda yankılandı. Ardından Hakimin sesi duyuldu.

"Hanımefendi kocanız o gece eve geldi mi? Cevap vermeden önce doğruyu söyleyeceğiniz üzerine yemininizi ediniz."

"Yalnızca doğruları söyleyeceğim üzerine Tanrı ve sizler huzurunuzda yemin ederim Hakim Bey! O gece kocam eve gelmedi. Çocuklarım ve ben gece aç kaldık. Ben çamaşır yıkayıp üç beş kuruş kazanan insanım. Kazandıklarımın bir kısmını büyük oğlumu okula göndermek için kenarda tutuyorum. Bir kısmını ortanca oğluma harçlık olarak veriyorum. Elde kalan parayla ise kocamdan gizli saklı süt ve yumurta alıyorum. Çocuklarım her gece domuzların bile yüz çevirdiği yanık ekmeklerden yiyor! Kocam denen herif kazandığı iki kuruşun birini içkiye diğerini de pastanede domuzlara atılan kömürleşmiş ekmeklere veriyor çünkü!"

Genç Avukat ortaya geçip ağır adımlarla salonun ortasında yürümeye başladı.

"Peki Hanımefendi şimdi size sormak istiyorum. Kendi eşi ve çocuklarını yokluk ile sınayıp aç bırakan bu adam niçin katil olmuş olmasın? Size bunca kötülüğü yapan bir adamı savunmak ahmaklık değildir de nedir? Neticede kimseye bir yararı yoktur. Ancak kendi işini görüp kendi türküsünü çalar durur. Bu günahkar yalnızca sizlere yaptıklarından değil Hristiyan olan her insana karşı da günah işlemiştir! Şimdi size soruyorum Hanımefendi. Kocanız Pederi öldürmüş olabilir mi?"

"Dediğim gibi Beyefendi, kocam domuzun teki ancak katil olamaz!"

"Niçin bu kadar kesin ve emin konuşabiliyorsunuz? Kocanız alkollüydü ve kendinde değildi. Hırsı gözünü bürümüş ve ahmakça bir şey yapmış olamaz mı?"

''Hayır olamaz!''

''Kanıtlayın o halde! Kocanız o gece eve gelmediyse bunca süre neredeydi?''

"Ben... Ben şey.. Ben bilmiyorum!"

Kadının verdiği cevap sonunda Genç Avukat büyük bir başarı kazanmışçasına sırıttı. Ancak bu durum fazla uzun sürmemişti. Tam o sırada arka koltuklarda oturan bir adam ayaklanıp Hakimin önüne geçti.

"Hakim Bey izin verirseniz Bahçıvan Bey'in avukatlığını yapmak istiyorum!"

Mahkemede mırıldanmalar yeniden boy göstermişti. Bu adam köyün eski soylu Avukatı idi. Son zamanlarda kumarbaz olunca mevkisi elinden gitmiş, ona güvenen kimse de kalmamıştı.

"Siz Bayım benimle aşık atabileceğinizi mi zannediyorsunuz?''

Genç Avukat gömleğini düzelterek öne atıldı.

''Sizin gibi şöhretini kumarla kaybeden bir adamın benim gibi genç, başarılı ve sivri dilli bir avukatı yenmesinin imkanı yok! Geri çekilmenizi ve yok olmuş şöhretinizi daha da batırmamanızı tasvip ediyorum. Yoksa rezil olacaksınız!"

Kumarbaz Avukat yavaş adımlarla Genç Avukatın yanına geldi ve omuzlarından tuttu.

"Meğer birkaç yıl içinde mesleğim ne hallere düşüp yüz tutmuş, çok yazık... Siz bana öğüt verecek bir mevkiye sahip değilsiniz Genç Avukat! Yasaları sizden daha iyi biliyorum ve bu kararın tamamı Hakim Bey'e aittir.''

Ardından gözlerini Genç Avukattan ayırmadan Hakimin karşına ilerledi.

''Buraya ne hayaller ile geldiğinizin gayet farkındayım, beni aptal sanmayınız! Siz, bu zavallı parası olmadığı için avukat tutamayacağını düşündüğünüz aileye karşı çıkıyorsunuz. Eminim kendinize davayı kazanacağınız hakkında o kadar çok güvendiniz ki mahkeme bittikten hemen sonra evinizde bir ziyafet verip aptal suratlı diğer avukatlara böbürlenmenin hayallerini kurup geldiniz! Sizin içinizde merhamet, adalet ve dürüstlük yer almıyor. Sizin içiniz hırsla, öfkeyle, bencillikle dolup taşmış çünkü!"

Ceketini düzeltti ve gururla başını kaldırıp Hakime baktı.

"Hakim Bey bu ailenin avukat tutacak parasının olmadığını biliyorum. Yine de karısı ile dün bir anlaşma yaptık. Ben bu davayı alacağım ve karşılığında beş kuruş para istemeyeceğim. Onun yerine yalnızca yardım etmek ve Tanrı önünde adaleti savunmak için duracağım. Birkaç yıldır kumar oynayıp insanların gözünde çok düştüm. Yine de bugün kendimi hiç olmadığım kadar bu günahtan arınma isteğiyle dolup taşmış olarak hissediyorum. Eğer izniniz olursa Bahçıvan'ın avukatlığını ben yapacağım efendim!"

Hakim bir süre düşünceli şekilde çenesini kaşıdı. Ardından salonun köşesinde duran Kumarbaz Avukatın Karısına baktı. Kadın onay verir şekilde başını sallayınca Hakim tokmağı vurdu.

"Uzun süredir sizin gibi değerli bir avukatı bu salonda görememiştik. Yeniden aramıza böyle iyimser bir kalple döndüğünüz için memnunum. O vakit daha fazla konuşmaya gerek kalmadı! Zamanımız daralıyor bir an evvel savunmanıza başlayınız."

Aradan geçen saatler sonunda her iki avukat daha hırslı şekilde düşüncelerini savunur olmuştu. Öyle ki mahkemedeki insanlar Pederin cinayetini unutmuş 'Acaba hangi avukat kazanacak?' diye düşünmeye başlamışlardı. Sonunda saat geç olduğu için Hakim mahkemeyi durdurmuş ve yarına ertelenmesine karar vermişti. Köylü dağılırken Kumarbaz Avukat, Bahçıvan ile konuşuyor burada bile Bahçıvana fiske atmaya çalışan karısını sakinleştirmeye çalışıyordu. Çok geçmeden insanlar dağılmış, Bahçıvan polisler tarafından götürülmüştü. Kumarbaz Avukat dışarıya soluk almaya çıkmışken bir sigara yaktı. Çok geçmeden Genç Avukat yanına geldi ve özenle sarılmış purosunu cebinden çıkartarak yaktı.

"Sizi bugün burada yeniden göreceğim hiç aklıma gelmezdi doğrusu. Ne yalan söyleyeyim yaşlı bir avukata göre güzel savunma yaptığınızı inkar dahi etmeyeceğim."

Kumarbaz Avukat sigarasından derin bir nefes alıp Genç Avukatı süzdü.

"Katılmanız gereken bir ziyafet olduğunu sanıyordum Bayım. Oysa burada durmuş duman çekiyor yaşlı bir avukat ile lak lak ediyorsunuz."

Alaylı atışmanın yeniden başlayacağı düşünülürken Genç Avukat büyükçe bir kahkaha patlattı.

"Haklısınız Efendim güzel bir ziyafet yemeği düzenledim ancak ne yazık ki bu akşam için değil yarın için."

Genç Avukat, Kumarbaz Avukat'ın omzuna doğru alaylı bir gülümseme ile eğildi.

"Aslında buraya lak lak etmeye değil size nasihat vermeye geldim. Efendim acele edip Hakim Bey'in evine uğramazsanız şayet kendi ziyafet yemeğinizi kaçıran siz olacaksınız."

Bu cümle Kumarbaz Avukatın kafasını karıştırmış olacak ki uzun süre bir şey söylemeden yerinde donup kaldı. Genç Avukat ise purosunun ucunu kesmiş ıslık çalarak çoktan oradan ayrılmıştı.

"Kendini beğenmiş herif! Ahmak!"

Diye mırıldandı Kumarbaz Avukat kendine geldiğinde. Ardından da merakına yenik düşüp Hakim Bey'in evinin yolunu tuttu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.