İçeriğe geç

SANRILARIN YANSIMASI

Bölüm 4 · 4 dk okuma

SANRILARIN YANSIMASI

Bölüm 4

KAÇMAYACAĞIM

“Göğün tüm yabancılığını içime çekmişçesine.”

Bulunduğum araç stop ettiğinde vardığımızı anladım. Robot aniden kırmızı ışıklarını yaktı ve “Beni takip et!” deyip önümden gitmeye başladı. Dışarıya çıktığımda aslında dışarıda olmadığımızı fark etmem uzun sürmedi. Gökyüzü yoktu, onun yerine yapay sembollerle kaplı bir gök vardı. Yan yana yüzlerce oda, her odanın kapısının üzerinde kocaman sayılar vardı. Sayılar dört rakamlıydı ve koyu gri rengindeydi. Kapılar beyazdı, odaların dış yüzeyi demirdendi ve metal rengindeydi. Robot epeyce gittikten sonra bir odada durdu. Odanın üzerinde 5826 yazıyordu, kapının kilit yerine elini uzattı. Eli anahtar şeklini aldığında kapıyı açtı ve içeriye girdi. Onu takip edip ben de içeriye girdim, içeride yalnızca bir yatak, küçük bir dolap, musluk, musluğun üzerinde küçük kare şeklinde bir ayna, banyo ve tuvalet vardı. Odanın penceresi yoktu fakat holograma yansıtılan yapay bir pencere ve sanki bahçeye açılan bir odadaymışım gibi görünen yansımalar vardı. Yerler ve duvarlar oldukça sağlam ve sert görünüyordu. Robot dolabı gösterip “Buradakileri giyin, üzerindeki kıyafetleri şu çöpe at.” dedi yapay pencerenin altındaki yuvarlak boşluğu göstererek. “Ve bizden haber bekle.” deyip odadan çıktı. Hemen ardından kapının kilitlenme sesi geldi.

Dolabın yanına gittim, kapağını yavaşça açıp içine baktım. Yalnızca siyah renkten oluşan kıyafetler vardı. Askıda olanlardan birini aldım ve giymeye başladım. Oturup haber gelmesini beklemeye başladım çünkü bu odada yapacak hiçbir şey yoktu. Beklemek, karanlık bir evde mum ışığı aramak gibi hissettiriyordu. Her an bir şeye çarpacakmış gibi tereddüt içindeydim. Bir an önce başıma ne gelecekse gelsin ve ne yapacaksam yapmayım istiyordum.

Bekle, bekle, bekle... Yaklaşık iki saat bekledikten sonra sonunda bir ses duydum. Heyecandan kalbimi hissetmeye başlamıştım. “Kapılarınız açıldı, dışarıya çıkıp sarı ışığı takip edin.” Hemen denileni yaptım ve dışarıya çıktım. Benimle beraber onlarca kişi de dışarıya çıkmıştı ve hepsi sanki kontrollü bir oyuncak gibi sarı ışığı takip ediyorlardı. Uzun bir koridor boyunca sarı ışığı takip ettim, koridorun sonunda bir oda vardı ve sarı ışık odanın altından devam ediyordu. Odanın kapısını benden önce giden biri açtı ve içeriye girdi. Ben de o kişiyle beraber içeriye girdim, içerisi kırmızılarla doluydu. Kırmızı duvarlar, kırmızı tablolar, kırmızı koltuklar. Tek farklı renk lambanın rengiydi, beyaz renkli bir lamba odayı aydınlatıyordu. Boş bir koltuğa oturdum ve etrafıma bakmaya başladım. Benim gibi giyinen yüzlerce insanla doluydu oda. Hepimiz aynıydık, tek farkımız duygularımızdı. “Hepinizi aynı yere topladık, hepiniz aynısınız. Hepiniz neden burada olduğunuzu bilmiyorsunuz, korkuyorsunuz ve bir şeyleri değiştirebileceğinize inanıyorsunuz. Burada olduğunuz sürece inançlarınızı bile biz kontrol edeceğiz, buna gücümüz yeter.” Ses megafondan odaya yankılanıyordu. Sesin sahibini kimse bilmiyordu. “Her gün bu odaya gelip söyleyeceğimiz şeyleri yapacaksınız, burada olduğunuz sürece bizim için yaşayacaksınız. Bizi tanımak için yarını beklemelisiniz. Şimdi bu odada kalıp sizin gibilerle tanışın. Zorlu bir macera sizi bekliyor.” Birkaç saniye hışırtılı ses yankılandı ve ardından ses kesildi. Odadakiler birbirlerine düşünceli gözlerle bakıyordu, kimse ilk sözü söylemek istemiyordu. Herkes birinin bir şey söylemesini istiyordu ve kimse o kişi olmak istemiyordu.

Odanın ortasına doğru yürüyen, kaşları ve saçları gecenin zifiri karanlığını andıran bir adam sessizliği bozdu. “Hepimiz buraya aynı sebeple mi geldik?” diye sordu. “Sanırım, evet.” dedi oturan bir kadın. Konuştuğundan pişman olmuşçasına başını eğdiğinde saçlarının arkasını kazıtmış olduğunu gördüm. Kazıttığı yerde bir de dövme vardı fakat tam olarak göremiyordum. “O halde böyle sessiz kalmayacağız değil mi? Buradan çıkmanın bir yolunu bulmamız lazım.” dedi adam, kendinden emin görünüyordu. “Ne yapabiliriz ki?” diye sordu oturanlardan biri. “Bulacağız. Önce tanışalım, sonra düşünüp orta yolu buluruz.” dedi bizden cevap beklercesine. “Olur.” dedim, benimle beraber diğer oturanlar da sırasıyla kabul ettiler. Sırayla herkes kendin tanıttı, sıra bana geldiğinde kalkıp “Adım Arın, gazeteciyim. Buraya gelip burada olan biteni haber yapmam istendi, o yüzden buradayım.” dedim ve oturdum. Ardından ortada bekleyen adam oturanlara biraz daha yaklaştı. “Buraya bizi toplamadılar, aslında biz buraya kendi ayaklarımızla geldik. Değil mi?” diye sordu. Cevap beklemiyordu, sanki kendi kendine konuşuyor gibiydi. “İyi de hepimiz aynı sebeple geldiysek eğer, neden daha önce buraya gelenlerle karşılaşmadık, hepimiz aynı anda mı buraya geldik?” diye bir soru sordu kalabalıktan biri. Sorduğu sorunun cevabını kimse bilmiyordu ama sorusu bulunduğumuz durumu daha çok zora sokacak bir soruydu. “Bilmiyorum, buraya gelenlere ne yapıyorlar da daha önce gelenleri görmüyoruz? Ya başka yerdelerse? Çözülecek bir sürü soru var, gerçekten bir sürü soru. Hepimiz birliğimizi korumalıyız, eğer bir olursak bizi durduramazlar. Kimimiz polis, kimimiz avukat, kimi yazar, kimi şarkıcı, kimi filozof... Hepimiz bir olursak bizi asla yenemezler. Var mısınız?” diyordu adam. Konuşması bittiğinde herkes bir ağızdan “Varız!” diye bağırmaya başladı. Bütünlük sağlanmıştı, artık tek yapacağımız şey yarını beklemek ve olacakları görmekti.

Burada ne olursa olsun savaşacaktım; bana ne yaparlarsa yapsınlar, ne tür şeyler hissedersem hissedeyim pes etmeyecektim. Korkup onlara teslim olmayacaktım, onca insanın hayatını ellerinden alanlara cezasını verecektim. Çamurlu bir yolda ayağı kayıp düşene yardım edecektim, üzerindeki kirlerini temizleyecektim. Hayalleri olanlara, dünyaya hapsolmayanlara, bir umut arayanlara yardım edecektim. Evet, belki korkup kaybolmuştum. Evet, kaybedecek hiçbir şeyim yoktu. Ama benim gibi olanları ve benden öncekileri düşündükçe bu yaptıklarımın, kendimden vazgeçişlerimin, hiçbir anlamı olmadığını anladım. Benim gibi binlercesi de kendinden kaçarsa, hiçbir şey değişmeyecek hatta daha da kötüye gidecekti. İşte bu yüzden, kaçmayacaktım.

*

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.