O karanlık, kasvetli odada, ranzamda uzanmıştım. Gündüz öğrendiğim dehşet verici kurallar ve intikam ateşi zihnimi kemiriyordu. Kapının yavaşça, gıcırtısız bir şekilde açıldığını duyduğumda, kalbim yerinden fırlayacak gibi oldu. Gecenin o en derin, en sessiz anıydı. Bir ayak sesi... Ağır, ritmik ve korkutucu derecede belirgin. Ayak sesi, beton zeminde yankılanarak yavaşça benim ranzama doğru yaklaştı. Her adım, kalbimin göğüs kafesime vuran sesiyle karışıyordu. Ayak sesleri tam yatağımın yanında durdu. Odanın havası buz kesti. Gözlerimi sıkı sıkı yumdum, sanki göz kapaklarımın arkasına saklanırsam, görünmez olacağıma inandım. Uyumuş gibi yapmaya çalıştım, nefesimi bile zar zor alıyordum. Belki gider, belki burayı terk ederdi. Ama gitmeye niyeti yoktu. Sonra, üzerimdeki yorgan yavaşça, sanki zamanı durdurmak istercesine, açılmaya başladı. Soğuk hava bacaklarıma değdi. Ve ardından, sıcak, tiksindirici bir elin dokunuşu... Elimi bacağımda hissettim. El, yavaşça ve ürkütücü bir kararlılıkla yukarı doğru tırmandı. Gece elbisemin eteğinin altından içeri girdi... ve özel bölgeme dokundu. Korkudan felç olmuş gibiydim. Ağlamamak, çığlık atmamak için tüm irademi kullanıyordum. Vücudum kontrolsüzce titremeye başladı, titrememi yorganın altına saklamaya çalıştım. İçimde bir ses, "Anne! Baba!" diye bağırıyordu ama ağzımdan tek bir nefes sesi bile çıkmıyordu. O iğrenç dokunuş, dakikalarca sürdü. Bu, sadece bedensel bir taciz değildi; bu, ruhumu kirleten bir saldırıydı. Sonra, el aniden geri çekildi. Ayak sesi, aynı yavaş ve ritmik tempoyla uzaklaşmaya başladı. Kapı, yavaşça kapandı ve odada derin, ağır bir sessizlik kaldı. O an, üzerimdeki tüm kontrol kayboldu. Vücudumun o korkunç baskıdan kurtulmasının verdiği şokla, yatağımı ıslattım. Hemen yataktan fırladım. Titreyen ellerimle gece elbisemi tuttum. "Eyvah! Ne yaptım ben şimdi?" diye fısıldadım, gözlerim dehşetle doluydu. O kurallar beynimde yankılanıyordu: yatağı işemek yasak... bodrum... kırbaç... Melek ve Aslı, yatağımın kenarındaki telaşımı duymuştu. Uykulu gözlerle hemen uyandılar. Melek, durumu anlar anlamaz, yorganı hızlıca kaldırdı. "Sanrı! İyi misin?" diye sordu Melek, sesi hem telaşlı hem de şefkatliydi. Aslı, beni kucakladı. "Korkma, sakin ol. Artık güvendesin. Müdür'e hiçbir şey söylemeyeceğiz." Aslı'nın sesi fısıltıdan halliceydi. Melek çarşafı hızla yatağından çıkardı. "Şimdi hemen bunu toplayıp sessizce yıkayalım. Sen üstünü değiştir ve yeni çarşaf serelim. Kimse görmemeli." Onların bu koruyucu tavrı, o korkunç geceye rağmen içimi biraz ısıttı. "İyi ki sizi tanıdım," diye fısıldadım. Bana gösterdikleri bu sessiz dayanışma, yetimhanenin dondurucu atmosferinde minicik bir ateş yakmıştı. O gece, üçümüz de sessizce işimizi hallettik ve yan yana uzandık. Ben, titreyerek ama artık yalnız olmadığımı bilerek, uyumaya çalıştım. Sabah, Aslı ve Melek beni uyandırdı. Rutin, katı ve değişmezdi. "Sanrı, kalk! Altı olmak üzere. Toplu banyo yapmamız lazım, sonra kahvaltıya ineceğiz. Unutma, geç kalmak yok!" dedi Aslı. "Tamam..." dedim, gecenin dehşeti hâlâ üzerimdeydi. Hızla hazırlanıp üçümüz banyoya gittik. Banyo, bu kadar çok çocuğun olduğu bir yer için bile ürkütücü derecede nemli ve soğuktu. Duşlara doğru ilerlerken, yerde kaygan bir şey hissettim. Biri yere büyük bir kalıp sabun bırakmıştı. Ah! Tam üzerine bastım. Ayaklarım havaya kalktı ve dengemi kaybederek canım yanan bir ses çıkardım. Popomun üzerine, sert zemine acıyla düştüm. Canım çok yanmıştı. O anda, banyoyu dolduran o soğuk çocuk yüzleri, dehşet verici bir kahkahaya boğuldu. Herkes, yeni düşen kıza gülüyordu. Sanki bu, onların tek eğlencesiydi. Acıyla inleyerek, "Ah!" dedim. Melek ve Aslı hemen yanıma koştu. "Sanrı, iyi misin? Kalk bakalım," dedi Aslı, beni kolumdan çekerek kaldırdı. Melek, öfkeyle etrafa baktı. "Bunu kim yaptıysa hiç komik değil! Bu bir ceza sebebi!" diye bağırdı. Gülüşmelerin arasından cılız, alaycı bir ses geldi: "Bence çok komik! Yeni kız sakar!" Baktım. İki yıl komada kaldığım için yedi yaşında olmama rağmen beş yaşındaki gibi görünen bedenimle, diğer kızların alaycı bakışları arasında duruyordum. Babamın koruması altındaki o küçük prensesten, şimdi herkesin dalga geçtiği, düşüp kalkan bir yetime dönüşmüştüm. Bu düşüş, gece yaşadığım taciz kadar canımı yakmıştı, ama bu kez acı ruhsaldaydı. O an anladım: Bu duvarların içinde, ne acıma, ne şefkat, ne de yasa vardı. Sadece hayatta kalma ve intikam vardı.
Bölüm 4
BÖLÜM 4
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.