İçeriğe geç

SANRI

Bölüm 5 · 2 dk okuma

SANRI

Bölüm 5

BÖLÜM 5

Banyodaki utanç verici düşüşün ardından, Melek ve Aslı'nın yardımıyla hızla toparlandık. Üçümüz de sessizce, yetimhanenin loş koridorlarından geçerek yemekhaneye indik. Burası, yüzlerce çocuğun oturduğu, yüksek tavanlı, soğuk ve yankılanan bir yerdi. Kahvaltı için sıraya girdiğimizde, önümüzdeki tepsideki yiyecekleri görünce şok oldum. Bir dilim bayat ekmek, bir parça peynir ve neredeyse saydam bir çay. Kuş yemi bile bundan fazladır. "Bu kadar mı?" diye fısıldadım, Melek ve Aslı'ya bakarak. "Bununla kim doyar?" Arkamdaki somurtkan, iri yapılı aşçı kadın, sesi sinirle yüklü, sanki bu soruyu bekliyormuş gibi konuştu: "Beğenmiyorsan yeme küçük kız! Fazlası yok, haddini bil!" Korkuyla sustum. Üçümüz, uzun, ahşap masalardan birine oturduk. Yemeklerimizi yemeye başladık ama iştahım kaçmıştı. Çevremizdeki masalarda oturan çocuklar, bize bakarak kıkırdıyorlardı. "Bunlar neden bize bakıp gülüyor?" diye sordu Melek, sesi tedirgindi. Aslı, çenesini sıktı. "Yine bir şeyler planlıyorlar. Yeni bir hedef buldular kendilerine." O an, yemekhanenin kapısı gürültüyle açıldı ve müdür içeri girdi. Yüzündeki yanık izi, yemekhanenin loş ışığında daha da korkutucu görünüyordu. Gözleri doğrudan bizim masamıza kilitlenmişti. İçimdeki bir ses, "Geliyor... Senin için geliyor," diye fısıldadı. Müdür, adımları sert ve öfke dolu bir şekilde, bizim masamıza kadar yürüdü. Tam önümde durdu. Yüzü mosmordu. Konuşmadan, ani bir hareketle saçlarımı avuçladı ve beni sandalyeden yukarı çekti. Canım dayanılmaz bir şekilde yandı. "Ah!" diye bağırdım. Gözlerimden yaşlar fışkırmıştı. Müdürün sesi, yemekhanenin derin sessizliğini bozdu. "Demek yatağı işersin! Utanmaz! Bir cezayı hak ettin, Sanrı!" O an, başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Nasıl öğrendi? Melek ve Aslı'dan başka kimse bilmiyordu ki! Acıyla kıvranırken, Melek ve Aslı dehşetle bize bakıyordu. Gecenin karanlık misafiri mi, yoksa odadaki kamera mı? Artık bunun önemi yoktu. Yakalanmıştım. Müdür, beni sürükleyerek yemekhaneden çıkardı. Utanç, acı ve korku, içimde bir fırtına yaratmıştı. Merdivenlerden aşağı, derin ve rutubetli bir koku yayılan bir kata indik. Adımları merdivenlerde yankılanıyordu. Sonunda, kalın demirden yapılmış, paslı ve korkutucu bir kapının önüne geldik. Müdür, elindeki anahtarı zorla çevirdi, gıcırdayan kapı açıldı. İçerisi zifiri karanlıktı. Beni tuttuğu saçlarımdan kurtulmak için çabaladım ama faydası yoktu. Beni içeri itti ve kapıyı hızla arkamdan çarptı. "Burada kal da aklın başına gelsin, sidikli! Bir daha bu kuralları çiğnemeye kalkma!" Kapının arkasından hızla kilidi çevirdi. Kilit sesi, hapishane duvarlarının sonsuza dek üzerime kapandığı anın sesiydi. "Lütfen! Bir daha yapmayacağım! Söz veriyorum! Beni burada bırakma! Çıkar beni!" diye bağırdım, sesim titriyordu. Parmaklarımla demir kapıya vurdum ama sesim kalın duvarlarda kayboluyordu. Ayak sesi, merdivenlerde yavaşça uzaklaştı. Artık tamamen yalnızdım. Karanlık. Soğuk. Rutubet. Burası yetimhanenin cehennemiydi. Odanın her köşesi, görünmez korkularla doluydu. Bir fare çıtırtısı bile kalbimi yerinden oynatmaya yetti. Duvarlar, sanki diğer kızların sessiz çığlıklarını hapsediyordu. Korkudan dizlerim titriyordu. Duvarın en uzak köşesine, kendimi görünmez kılmak istercesine sindim. Bedenim buz kesmişti ama içimdeki yangın, intikam arzusu, beni ayakta tutuyordu. Gözyaşlarım, yanağımdan süzülürken havaya baktım. Burada kamera yoktu, sanırım... "Anne... Baba..." diye fısıldadım, sesim bodrumun derinliğinde kayboluyordu. "Beni izliyor musunuz? Kızınız çok acı çekiyor. Söz vermiştiniz... Neden beni bırakıp gittiniz?" Karanlıkta yalnızdım. Artık intikam yeminimin tek yakıtı, o karanlıkta hissettiğim derin, katlanılmaz terk edilmişlik duygusuydu.

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

6. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

3 yorum