Baybars ile bir ay geçmişti. Onun sevgisi, hayatıma inanılmaz bir denge getirmişti ama son zamanlarda kendimi çok kötü hissediyordum. Her gün midem bulanıyor, başım dönüyor, hatta birkaç defa bayılmıştım. Sabah, Rüya'nın çalıştığı hastaneye gittim. "Yenge, hoş geldin! Bir şey mi oldu?" dedi, samimiyetle. "Bilmiyorum, Rüya. Midem bulanıyor, başım dönüyor, sürekli yorgun hissediyorum." Rüya'nın gözleri parladı. "Yoksa...?" "Ne?" "Hamile misin?" Kaşlarımı çattım. "Yok, daha neler! Hamile kalamıyorum, biliyorsun." "Belki bir mucize olmuştur, Yenge. Olanaksız diye bir şey yoktur, değil mi?" "Bilmiyorum..." "Kan testi yapalım, bakalım bir," dedi, heyecanla. "Tamam. Ne zaman çıkar?" "Öğlen çıkar." "Mecbur bekleyeceğiz." Kanımı aldılar ve hastaneden çıktım. Dışarıda yürürken telefonum çaldı. Babam arıyordu. (Evet, Demir'i affetmiştim. Öz babam olduğunu kabul etmek zorunda kalmıştım.) "Kızım, ne yapıyorsun?" "Hastanedeydim." "Hastane mi?! Ne oldu? İyi misin?" Sesi endişeliydi. "İyiyim, sorun yok. Kontrol için geldim." "Dikkatli ol." "Tamam." Telefonu kapattım. Karargâha döndüm. Sevgilimin odasına girdim. Baybars masasında çalışıyordu. Arkasından gidip sarıldım. "Neredeydin, gülüm? Görmedim seni odanda." "İşim vardı. Ne oldu?" "Bir şey olmadı, seni özledim," dedim, boynuna bir öpücük kondurarak. "Öyle mi? Ben de seni özledim. Biraz odama gidip çalışayım." Odama gidip dosyalarıma daldım. Öğlen oldu. Telefonum çaldı. Rüya arıyordu. Hemen açtım. Sesi heyecanla titriyordu. "Yenge! Tahliller çıktı!" "Şimdi gelemem, söyle çabuk!" Rüya, adeta bağırıyordu: "Yenge! Bebek geliyor, bebek!" "Ne?!" O kadar yüksek sesle bağırmıştım ki, kapı açıldı. Baybars, telaşla içeri girdi. Yanıma geldi, omuzlarımdan tutup baktı. "Ne oldu? Yaralandın mı?" "Hayır!" "Niye bağırdın o zaman?" Gözlerim doldu, ama bu kez sevinçten. Fısıltıyla söyledim: "Hamileyim..." Baybars, önce anlamsızca baktı. "Hah! Ben de bir şey sandım," dedi. Sonra jeton düştü. Gözleri faltaşı gibi açıldı. Şaşkınlık ve mutlulukla karışık bir çığlık attı. Beni yerden kaldırdı ve kendi etrafında döndürmeye başladı. "Baybars! Sessiz ol! Herkes duydu!" "Duysun! Baba oluyorum! Baba oluyorum!" "Baybars, döndürme! Başım döndü!" Hemen beni yere indirdi. "Üzgünüm, güzelim. Kontrolümü kaybettim." O gün Baybars ve timi, tehlikeli bir göreve gidiyordu. Hazırlanmış şekilde dışarı çıktım. Baybars beni durdurdu. "Sen nereye?" "Ben de geliyorum." "Gülüm, saçmalama. Sen hamilesin!" "Ama..." "Bebeğe de sana da bir şey olabilir. Buna izin veremem, Sanrı." Sesi emirdi, ama yumuşaktı. Baybars, elini karnıma koydu ve okşadı. Eğilip karnımı öptü. Gözlerindeki derin sevgi ve hüzünle benden uzaklaştı. "O zaman dikkatli ol. Beni de bebeğimi de bırakma." "Geri döneceğim. Döndüğümde sana bir şey soracağım." Kalbim yerinden çıkacak gibiydi. "Bekliyorum..." Baybars, yemin eder gibi son bir kez gözlerime baktı ve timiyle birlikte helikoptere doğru yürüdü. Sanrı, bir zamanlar hayatın tüm güzelliklerinden mahrum bırakılan, kısırlığa mahkum edilen kadın, şimdi bir mucize taşıyordu. Bu bebek, sadece ikisinin değil, aynı zamanda Demir'in ve ailemin günahlarının da kefareti olacaktı. Geri dönmesini, o soruyu sormasını beklemek zorundaydım.
Bölüm 31
BÖLÜM 31
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.