Baybars beni her hâlimle kabul etmişti. Katilim, savaşçım, kısırlığım... Her şeyimi. Bu koşulsuz sevgi, içimdeki tüm buzları çözmüştü. Artık Baybars ile karargâh yakınındaki lojmanda aynı evde kalıyorduk. Sabahın ilk ışıkları pencereden süzülürken uyandım. Baybars hâlâ derin bir uykudaydı. Yüzü, uykudayken ne kadar masum ve yumuşak görünüyordu. Yanağına küçük bir öpücük kondurdum. "Aşkım, hadi kalk," diye fısıldadım. Gözlerini araladı. Sesi uykuluydu. "Biraz daha, güzelim..." "Olmaz, hadi kalk." Baybars beni aniden kendine çekti, dudaklarıma yapıştı ve uzun, tatlı bir öpücük verdi. Geri çekildiğinde, bana sıkıca sarılıp uyumaya devam etti. "Aşkım, kahvaltı..." "Kalkıyorum, gülüm, menemen var mı?" "Var." "Oh, benim güzelim bir tane!" "Yağcı," diye güldüm. Baybars, kollarını çözmeden gözlerime baktı. "Evlenelim mi?" "Yuh, Baybars!" "Ne var ya?" "Öyle dan diye denir mi?" dedim, şaşkınlıkla. "Bir gün bile ayrı kalmak istemiyorum," dedi, sesi ciddileşmişti. "Zaten aynı evde kalıyoruz." Baybars aniden kaşlarını çattı, gözlerinde hafif bir şüphe belirdi. "Gülüm, yoksa sen benimle gönül mü eğlendiriyorsun?" "Olur mu öyle şey!" Yüzü rahatladı. "Şaka yapıyorum, gülüm." "Şakacı adam. Şimdi kalk bakalım." "Kalktım," dedi, yatakta doğruldu. "Duş al önce." "Tamam, gülüm." Baybars banyoya gitti. Ben salona geçtim. Menemeni hazırladım ve masaya oturdum. Baybars, duştan çıkıp odaya girdi. Yanağımdan öptü ve karşıma oturdu. "Bugün ne yapalım, güzelim?" "İzinliyiz de benim mi haberim yok?" dedim, alay ederek. "Ben Komutanım. Bir gün izinli olalım. Ben sevgilimle vakit geçirmek istiyorum." Yüzümde kocaman bir gülümseme yayıldı. "Peki... Lunaparka gidelim. Hiç gitmedim." Baybars'ın gözleri parladı. "Sen iste, seni her yere götürürüm." Baybars ile menemenli, neşeli bir kahvaltı yaptık. Sofrayı toplayıp makineye koyduk ve evden çıktık. Arabaya binip lunaparka gittik. Lunaparkın gürültüsü, renkleri ve neşeli atmosferi, benim kasvetli geçmişimden çok uzaktı. Baybars, biletleri alıp elimi tuttu. Önce atlıkarıncaya bindik. Baybars, beni ata bindirip çocuk gibi kahkaha attı. O an, kendimi yedi yaşındaki Sanrı gibi hissettim; yetimhaneye girmeden önceki o masum kız gibi. Ardından çarpışan arabalara bindik. Baybars, beni deli gibi kovaladı. "Bana çarpmayı bırak, Fırtına!" diye bağırdı, gülmekten nefesi kesiliyordu. "Komutanına çarpmak büyük zevk, Yüzbaşı!" diye bağırdım ve arabayla ona sert bir darbe vurdum. İkimiz de kahkahalarla gülüyorduk. Akşama kadar, her oyuncağa bindik. Pamuk şeker yedik, Baybars bana nişan alıp bir oyuncak ayı kazandı. Yüzümdeki gülümseme, o gün hiç solmadı. Baybars, elini belime koydu. Yüzüme baktı. "Sanrı, ilk defa bu kadar çok güldüğünü görüyorum." Gözlerim doldu. "Ben de... İlk defa, bu kadar normal hissediyorum, Baybars." O gün, Baybars beni sadece travmalarımdan değil, aynı zamanda olgunluk ve ciddiyet maskemden de kurtarmıştı. İlk defa, sadece Baybars'ın sevgilisi Sanrı olarak, bir çocuk gibi, tam anlamıyla eğlenmiştim. Artık geleceğe dair bir umudum vardı: Baybars'ın yanında, yeni bir hayat kurabilirdim.
Bölüm 30
BÖLÜM 30
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.