İçeriğe geç

SANRI

Bölüm 29 · 3 dk okuma

SANRI

Bölüm 29

BÖLÜM 29

Görev bitmiş, karargâha dönmüştük. Baybars çok ısrar ettiği için hastaneye gitmek zorunda kaldım. Koluma dikiş atılırken yüzündeki endişe, beni yumuşatmıştı. "Mutlu oldun mu, Komutanım?" "Çok," dedi, alnımdan öperek. Evde dinlenmem için ısrar etse de, karargâha gitmek istedim. Yemek vaktiydi. Yemekhaneye geldiğimizde çocuklar gelmiş bile. Baybars'ın yanına oturdum. Güney sordu: "Komutanım, nasılsınız?" "Ufak bir sıyrık diyorum, Komutanınız anlamıyor," diye alay ettim. Baybars kaşlarını çattı. "Ufak bir sıyrık mı? Dikiş atıldı!" "Önemli değildi ama..." Barlas araya girdi, gülerek: "Sevgili gibi kavga ediyorsunuz!" Birden öksürmeye başladım, Baybars'a göz kırptım. Bu, Baybars'ın hoşuna gitti, gülmeye başladı. Yemeklerimizi yerken, Baybars tabağıma kendi tabağından yiyecek dolduruyordu. "Yeter!" "Bir asker, güçlü olmak için çok yemeli!" "Sen ye o zaman." "Ben zaten güçlüyüm," dedi, kaslarını göstererek. O anda, Rüya, masadaki gerginliği fark ederek sordu: "Komutanım, sizde bir şey mi var? Sevgili misiniz?" Baybars, refleksle sert bir ses tonuyla: "Hayır! Ne alakası var?" Sude, sinirle bakıyordu. Baybars'ın bu tepkisi beni üzdü, yüzü asılmıştı. Bacağına dokundum ve dudaklarımı kımıldatarak 'Özür dilerim' dedim. Derin bir nefes aldım. Saklanmaktan yorulmuştum. Ayağa kalktım ve masaya vurdum. "Evet! Biz sevgiliyiz!" Herkes şaşkına döndü, Baybars bile. Sude'nin gözleri doldu, ağlayarak yemekhaneden çıktı. Rüya, hemen yanıma geldi. "Aaa! Çok sevindim! Sana geçmiş olsun, Sanrı. Kimse abimle uğraşamaz!" "Onu yola getiririm ben," dedim, Baybars'a göz kırparak. Baybars, kulağıma fısıldadı: "Güzelim, ben buradayım, yalnız." "Biliyorum." "Seninle bir şey konuşmak istiyorum." "Bir şey mi oldu?" "Yalnız konuşmak istiyorum. Geçmişim hakkındaki her şeyi." Baybars ile kalkıp odasına gittik. Baybars oturdu, ben de yanına oturdum. Sessizlik, odanın tüm duvarlarını kapladı. "Belki bunları duyduğunda benden nefret edeceksin. Belki beni istemeyeceksin." Sesim, geçmişimi ilk kez bu kadar açık anlatacağım için titriyordu. Baybars elimi tuttu. "Senden asla nefret etmem. Ne olursa olsun." Gözlerimi kapattım ve anlatmaya başladım. "Küçükken 'ailem' öldü. Ben de onları gerçek ailem sanıyordum ama yeni öğrendim ki... bu başka bir mesele. Hiçbir akrabam beni istemedi, yetimhaneye götürdüler. Dağ başında, çok kötü bir yerdi. Bize işkence ettiler, eziyet ettiler. İki kere kaçmaya çalıştım, yakalandım, çok ağır şekilde cezalandırıldım." Gözleri acıyla dolmuştu. Sıkıca elimi tuttu. "En yakın arkadaşımla birlikte, müdür tecavüz ederek öldürdü. Küçük yaşta onu gömmek zorunda kaldım. Müdürü öldürmek için odasına gittim. On beş yaşındaydım... bıçakladım. Sonra Aslı ile kaçmaya çalıştık. Ben kaçtım ama Aslı yakalandı. Öğrendim ki, müdür ölmemiş. Aslı'ya tecavüz etmiş, hamile kalmış. Onu öldürüp ormana attı. Çok sinirlendim. O zaman beni bir mafya buldu, eğitti. Dövüşmeyi öğretti. Güçlü bir boksör oldum. Sonra yetimhaneye gidip herkesi öldürdüm. Ben... katilim, Baybars." Baybars beni kendine çekti, başımı omzuna yasladı. "Çok kötü şeyler yaşamışsın, Sanrı. Çok zor." "Adalet yoktu. Adaleti kendim sağlamak istedim." "Sonra ailemin katilini öğrendim. Bu beni büyüten, eğiten adamdı. Yani, öz babam. Onu öldürmek için bara gittim. Silahla kalbinden vurdum ve orayı yaktım. Ama... ölmemiş. Geçen hafta buraya geldi." Derin bir nefes aldım. Şimdi en ağır kısım geliyordu. "Hâlâ beni seviyor musun? Bu karanlığı öğrendikten sonra?" "Elbette seviyorum, Sanrı. Bunları öğrendim diye senden soğumadım. Ben sana, sen olduğun için aşık oldum. Yaralarınla, öfkenle." "Çocukları seviyor musun, Baybars?" "Evet, çok seviyorum." Gözlerimden bir damla yaş düştü. "Ama benimle olmaz." Baybars kaşlarını çattı. "Ne demek bu?" Zorlukla söyledim. Gözlerimi kapattım. "Teröristler beni yakaladığında vajinamı aldılar. Bir daha çocuğum olmayacak. Benden ayrılmak istersen, anlarım." Beklediğim tepki, şefkatli bir öfke oldu. Baybars, yüzümü avuçlarının arasına aldı. "Ayrılmak mı? Saçmalama! O acıları yaşamışsın. Olmasın. Biz de evlat ediniriz." "Başkasının çocuğuna bakabilir misin?" Gülümsedi, o bildiğim kibirli ama sevgi dolu gülümsemeyle. "Sen bunları dert etme. Biz, seninle kendi ailemizi kurarız, Sanrı. Kan bağı, sevgi bağı kadar güçlü değildir." Baybars beni kucağına çekti ve sımsıkı sarıldı. O an, katil, yetim ve kısır bir kadın olmamın hiçbir önemi kalmamıştı. O, benim tüm karanlığımı kabul etmişti. Baybars, benim yaralarımı sarmayı seçen, gerçekten iyi bir adamdı. Onu gerçekten çok seviyordum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.