İçeriğe geç

SANRI

Bölüm 28 · 2 dk okuma

SANRI

Bölüm 28

BÖLÜM 28

Dışarı çıktığımızda, Sude hemen Baybars'ın yanına geldi. Yüzünde yapmacık bir üzüntü, dudaklarında büzülmüş bir ifade vardı. Konuşurken elini uzatıp Baybars'ın üniformasının yakasını düzeltti. "Komutan, dikkatli ol." "Sana bir şey olursa ben ne yaparım?" diye fısıldadı, sesi yapışkandı. Bu sahne, damarlarımdaki kanı kaynattı. Öhö öhö öhö diye öksürdüm, herkesin dikkatini çekecek kadar abartılı bir sesle. Sude irkildi. "Komutanım, iyi misiniz?" Baybars bana döndü. Gözlerimle onu yakarken, adeta "Hemen o kızı kendinden uzaklaştır!" emrini veriyordum. Baybars, bakışlarımdan mesajı aldı ve hemen geri çekildi. "Sude, bizim aramızda hiçbir şey yok. Bana böyle yaklaşma." Sesi net ve kararlıydı. "Ama..." Sude'nin gözleri doldu. Baybars, yumuşak ama kesin konuştu. "Sude, seni sevmiyorum. bunu anla." Sude, ağlayarak oradan uzaklaştı. Tam o sırada, bahçede Rüya göründü. Masumiyetiyle Baybars'a koşup sarıldı. "Abi, çok dikkatli ol!" "Merak etme, güzelim," dedi Baybars, onu sıkıca kucaklarken. Abisinden ayrıldı, bana geldi. Şaşkınlıkla ona bakarken, Rüya hızla sarıldı. Tam elimi uzatıp karşılık verecektim ki, benden geri çekildi. "Sen de dikkatli ol," dedi, gözlerindeki minnet ve sevgiyle. "Olurum." Hepimiz helikopterlere bindik. Görev yapacağımız bölgeye geldik. Helikopterden indiğimizde, Baybars'ın timi önden gitmeye başladı ama Baybars beni tuttu. "Dikkatli ol, tamam mı, Sanrı?" Gözlerinde, askeri otoriteden çok, derin bir endişe vardı. "Sen de." Hepimiz mevzilerimizi aldık. Çatışmanın başlamasını bekliyorduk. Baybars, habire bana bakıyordu. Sürekli göz göze gelmemiz, yakalanma korkusunu artırıyordu. "Ateş demeden kimse ateş etmiyor!" diye emretti. Ona baktım. Bana gülümsedi ve gizlice göz kırptı. Ben de karşılık verdim. O an, aklıma Baybars'la ilgili hiç düşünmediğim bir şey geldi: Ya Baybars çocuk seviyorsa? Benim ise asla çocuğum olmayacaktı. Buradan çıktıktan sonra, bu konuyu acilen konuşacaktım. Bu gizli aşk, bir gün benim sırrımdan dolayı yıkılabilirdi. Baybars bağırdı: "Ateş!" Ortalık cehenneme döndü. Kurşunlar vızıldıyordu. Hızla pozisyonumu alıp ateş etmeye başladım. Ancak bir kurşun, koluma isabet etti. Acı, bir anda tüm vücuduma yayıldı. Baybars, telaşla bana baktı. Gözlerinde saf bir dehşet vardı. "Sanrı!" "İyiyim, Komutanım!" dedim, acımı bastırarak. "Koruma ateşi!" diye emretti ve hızla yanıma geldi. Baybars, siper alarak koluma baktı. Önemli bir şey olmadığını, sadece yüzeysel bir sıyrık olduğunu görünce derin bir nefes aldı ve rahatladı. Hızla çantasından bir bez çıkarıp kolumu sarmaya başladı. İki eliyle yüzümü tuttu. Gözlerime baktı. Gözleri, korku ve öfkeyle parlıyordu. "Sana dikkatli ol dedim!" Sesi, kaskın altından boğuk çıkıyordu. "Baybars! Ne yapıyorsun? Herkes bize bakıyor!" diye fısıldadım. "Baksınlar! Sana bir şey olacak diye ölüyordum burada!" dedi, umursamazca. Sesi, Komutan otoritesini değil, beni kaybetme korkusunu taşıyordu. "Üzgünüm." "Bir daha olmasın!" "Söz. Bir dahakine daha dikkatli olacağım," dedim, başımı sallayarak. Yüzümü okşadı. "Eğer ölürsen, mezarından çıkartıp ben öldürürüm seni, Sanrı!" Gülümsemeden edemedim. "Saçmalıyorsun, Baybars." O an, çatışmanın ve ölümün ortasında, birbirlerine duydukları yasak sevgi, bir kurşun yarası kadar gerçekti. Baybars, beni korumak için her şeyi yapardı; ama ben, onun o korumasını hak edecek kadar dürüst müydüm?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.