İçeriğe geç

SANRI

Bölüm 19 · 3 dk okuma

SANRI

Bölüm 19

BÖLÜM 19

Son haftalarda Demir çok garipti. Artık eskisi gibi şakalaşmıyor, yüzüme bakarken gözleri kaçırıyordu. Gözlerinde, çözülmeye hazır bir sırrın ağırlığı vardı. Şüphelenmeye başlamıştım. "Benden ne saklıyorsun, Babalık?" diye düşündüm. Demir evde yokken, kalbim göğüs kafesimi döverek çalışma odasına girdim. Her yere baktım, çekmeceleri karıştırdım. Sonunda, masanın alt kısmında kilitli bir çekmece buldum. Panikle, Demir'in yedek anahtarını bulmaya çalıştım ama bulamadım. Sinirden deliye dönmüştüm. Çekmeceyi zorlayarak, tırnaklarımı ve ellerimi yaralayarak açtım. İçeride, tek bir dosya vardı. Titreyen ellerimle dosyayı açtım. Karşımda, anne ve babamın polis üniformalı, gülümseyen fotoğrafları... Ve hemen altında, trafik kazasının kanlı, korkunç görüntüleri. O an, dünya sessizliğe büründü. Ağzımı kapattım, nefesim kesildi. "Bu... Bu nasıl olabilir?" diye fısıldadım, sesim bir böceğin vızıltısı kadar cılızdı. Annem ve babamın katilini aramıştım. Onları benden alan o canavarı... Hemen telefonumu elime aldım. Sinirden ve dehşetten elim titriyordu. Onu aradım. Telefon uzun süre çaldı. Her çalma sesi, kalbime inen bir balyoz gibiydi. Sonunda açıldı. "Alo... Nerdesin?" diye tısladım. "Ne oluyor, ufaklık? Sesin kötü geliyor." "NEREDESİN DEDİM SANA!" Bu kez bağırmıştım. Sesimdeki öfke, tüm kontrolümü kaybettiğimi gösteriyordu. Bir an duraksadı. Sakin olmamı söyledi ve barda olduğunu söyledi. Hemen hazırlandım, ceketimin iç cebine silahımı koydum. Arabaya atladım. Yolda, sadece tek bir gerçek vardı: Yıllarca ailemin katili, yanı başımda, beni büyüten adamdı. Barın önünde durdum. Kapıda veya içeride koruma yoktu. Demir beni bekliyordu. Odaya girdim. Demir, tek başına, viski kadehiyle masada oturuyordu. "Sen mi yaptın?" dedim, sesimde en ufak bir duygu kalmamıştı; sadece saf bir suçlama vardı. Demir, bardağını masaya bıraktı. Yüzü çökmüştü. Gözlerinde acı vardı ama inkar yoktu. O anda, Sanrı Karahan'ın kalbi paramparça oldu. "Demek öğrendin." "İnkar bile etmiyorsun..." Gözlerimden yaşlar süzülmeye başladı. Kontrol edilemezdi. "Şerefsiz! Onları neden öldürdün? Neden beni kandırdın yıllarca? Ailemin katilini aradım, meğerse..." Yutkundu. "Neden... neden yaptın?" Demir, kadehini eline aldı. Sesi boğuktu, ama kararlıydı. "Ailen beni hapse gönderdi. Baban, arkadaşım gibi davranıp benden bilgi aldı. Her şeyimi kaybettim! Karım öldü. Yeni doğmuş bebeğimi de senin ailen kaçırdı. Onlar beni yok etti, Sanrı!" "Yalan söylüyorsun! Ailem öyle bir şey yapmazdı!" diye bağırdım, ama sesimdeki şüphe, onun söylediklerinin doğru olma ihtimalini fısıldıyordu. Demir Karahan, son bir kez ayağa kalktı. Yüzü, kaderine teslim olmuştu. "Her şeyi öğrendin. Şimdi ne yapacaksın?" Silahımı çıkardım. Elim titriyordu. Gözlerimden yaşlar sel gibi akıyordu. Bu adam, beni yetimhaneden kurtarmıştı. Bana babalık yapmıştı. Ama aynı zamanda, çocukluğumu ve masumiyetimi çalan adamdı. "Seni öldüreceğim. Burayı küle çevireceğim!" "Yapabilirsin, kızım." Bu kelime, son bir bıçak darbesiydi. "Bana kızım deme! Senden iğreniyorum!" Silahımı ona doğrulttum. İlk defa bir insana silah doğrultuyordum. Parmaklarım, tetiğin soğukluğunu hissetti. Demir, gözlerini kapattı. "O silahı tuttuysan, tetiği çek." Nefesimi tuttum. Tetiği çektim. Kurşun, tam kalbine isabet etti. Demir, geriye doğru sendeledi. Gözleri, hayatının son anında bana, kızına baktı. Yere yığıldı. Yere çöktüm. Hıçkırıklarım, boğazımdan yırtılırcasına çıktı. Ona baktım. Kanı, parlak zemine yayılıyordu. "Neden yaptın bunu... neden?" "Neden bana ihanet ettin?" Yüzümü kanla kapattım. Ayağa kalktım. Bu bar, bu ihanetin mekanı, o yetimhaneden farksızdı. Benzin bidonunu aldım ve her yere döktüm. Kibriti çaktım. Alevler, odanın içini anında sardı. Koşarak dışarı çıktım. Arkamdaki bar, müdürün yetimhanesi gibi alev alev yanıyordu. Sokakta, ıslak asfalta çöktüm. Başımı gökyüzüne kaldırdım ve tüm gücümle çığlık attım: "NEDEN YA NEDEN! NEDEN CANIM BU KADAR ACIYOR!" Sanrı, intikamını almıştı. Ama geriye sadece yalnızlık, kan ve tarifsiz bir acı kalmıştı. Artık dünyada, ona ne iyi ne de kötü davranan kimse kalmamıştı. Sadece küller vardı.

Bölüm sonu

3 yorum