Motorumdan inip, yetimhaneden yükselen alevlerin sıcaklığını sırtımda hissettim. Artık geri dönüş yoktu. Yapılması gereken yapılmıştı. Nefes aldım. Ciğerlerime dolan hava, ilk kez temiz geliyordu. Gökyüzüne baktım. Siyah dumanlar, yıldızsız geceye karışıyordu. Melek ve Aslı’nın gölgeleri, o alevlerin arasında huzur bulmuştu. Yüzümdeki kanı, yağmurla temizlemiştim ama ruhumdaki kan, nihayet dinmişti. "Anne, baba... Sizi unuttum sanmayın," diye fısıldadım, sesim rüzgârla boğuluyordu. "Sizin intikamınızı da alacağım, söz veriyorum. Artık kimseye açıklayacağım. Sadece yapacağım." Gözlerimden yaşlar süzülüyordu ama bu kez acıdan değil, bir yükün kalkışının verdiği karmaşık bir rahatlamaydı. "Kızınız çok güçlü oldu. Sevdiklerinin kanını yerde bırakmadı." Yıllar sonra, o yedi yaşındaki travmanın ardından ilk defa içim rahatlamış, yüzümde gerçek, normal bir gülümseme belirmişti. Hayatta kaldığım için, yeminimi tuttuğum için gülümsüyordum. Cebimden, Demir'in bana aldığı telefonu çıkardım. Onu aradım. "Alo... Nasılsın?" diye sordum, sesim beklenmedik bir şekilde sakindi. Demir'in sesi, telefonda rahatlamış ve gururluydu. "Bitti. İntikamımı aldım." "Sen nasılsın?" diye sordu, sesi şefkat doluydu. "Rahatım. Her şey düzeliyor gibi," dedim, yalan söylemiyordum. Bir devri kapatmıştım. "Ben senin hep yanında olacağım, ufaklık. Bunu unutma." Gözlerimi kapattım. Ona karşı duyduğum minnettarlık, artık sorgulanamazdı. "Biliyorum. İyi ki varsın, babalık." "Sende, güzelim, sen de." "Kutlayalım. Geliyorum." Telefonu kapattım. Enerjiyle dolmuştum. Motoruma atlayıp eve, o tehlikeli ama güvenli limana doğru sürdüm. Evin önüne geldim. İçeri girdiğimde, ortamın sıcaklığı beni sardı. Salonun ortasındaki yemek masası, özenle kurulmuştu. Demir, mutfak önlüğünü yeni çıkarmış, yüzünde mutlu bir ifadeyle beni bekliyordu. "Yaşasın! Güzel kızım geldi. Senin için özel yemekler hazırladım." Yüzümdeki gülümseme genişledi. "Yenilebilir mi? Zehirlenmeyelim?" Demir, kıkırdadı. "Sen beni ne sanıyorsun, kızım? Baban en iyi aşçı! Her şeyi dört dörtlük hazırladım." "Mafyalığı bırakıp aşçı mı olacaksın?" diye alay ettim. "Neden olmasın? Yaşlandım artık," dedi, yorgun bir iç çekti. "Sen ciddi misin?" "Düşünmem lazım," dedi, göz kırparak. Gülümseyerek masaya oturdum. Yemekler, yetimhanedeki o iğrenç tabaklardan sonra cennet gibiydi. O gece, ilk defa normal, sıradan bir genç kız gibi yemek yiyordum. Sanki yediğim her lokma, ruhumu besliyordu. Demir, bana yetimhanede çalınan o basit anları geri veriyordu. Yemek bittikten sonra, içimdeki huzurla yorgunluk birleşti. "Yorgunum. Yatıyorum," dedim. "Tamam," dedi, bana huzurlu bir gece diledi. Odama gittim. Yatağa uzandım. Yastığa kafamı koyduğum an, rahat bir uyku beni sardı. Artık rüyalarımda kırbaç ve çığlıklar değil, sessiz bir gökyüzü olabilirdi. Her şey düzelecek. Ben intikamımı aldım. Şimdi hayatıma bakacağım. Güçleneceğim. Okuyacağım. Ve en önemlisi, Demir'i koruyacağım. Çünkü intikam defterimin son sayfası açıldığında, babamın intikamını alıp almamakta kararsız kalacaktım. Ve o zamana kadar, Demir'in sevgisini ve korumasını hissetmek istiyordum. Hayat, bana yeni bir şans vermişti.
Bölüm 18
BÖLÜM 18
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.