İçeriğe geç

SANRI

Bölüm 14 · 3 dk okuma

SANRI

Bölüm 14

BÖLÜM 14

Okuldan döndüğümde, akşamki dövüşün gerginliği üzerimdeydi. Bahçeye çıktım. Demir, verandada, gece gökyüzünün altında tek başına oturmuş, viskisini yudumluyordu. Yanına gidip, onunla aramızdaki o karmaşık sınırı bir kez daha zorladım. "Bana da versene." Demir, bardağını havaya kaldırdı. "Sen daha küçüksün." Gözlerine meydan okurcasına baktım. "Ben bugün reşit oldum." Yüzünde şaşkınlık ve gurur karışımı bir ifade belirdi. "Vay be... ne kadar da büyüdün." "Hadi uzatma," dedim, elimi uzatarak. "Bir de sigara ver." Demir, bardağını uzattı, içki doldurup bana verdi. Alıp bardağı çalkaladım ve yetimhanede öğrendiğim o sertlikle içmeye başladım. Ardından, bir sigara uzattı, dudaklarıma yaklaştırdım ve onun yakmasını bekledim. "Tam bana benziyorsun var ya," dedi, hafifçe gülümseyerek. "Ben senin öz kızın değilim, babalık. Kendini kaptırma," dedim. Bu, aramızdaki kuraldı. "Sen öyle diyorsan, ufaklık," dedi, sesindeki hüzün gizlenemiyordu. Bir an duraksadım. Aklımdaki o en garip soruyu sordum. "Neden bana hiç kızmıyorsun? Dövmüyorsun? Ceza vermiyorsun?" Demir, sigarasından derin bir nefes çekti. "Kızmam, ceza vermem, dövmem mi lazım?" "Her zaman başına bela oluyorum. Sorun çıkarıyorum. Seninle kötü konuşuyorum ama sen hep gülümsüyorsun... ya da en fazla sinirleniyorsun." Gözleri karanlıkta parladı. "Çünkü bu halin hoşuma gidiyor, küçüğüm. Senin isyanın, benim bir parçam." "Nasıl bir adamsın sen?" "Deliyim, kızım ben," dedi, kahkaha attı. "Belli." Yorgunluk, vücuduma çökmüştü. "Yorgunum. Biraz dinleneceğim. Dövüş olacağı zaman uyandır." Demir, askerce selam verdi. "Emredersiniz, Hanımefendi." Ona dil çıkarıp odama gittim. Yüzümde, istemeden beliren bir tebessüm vardı. Bu adam... Beni güldürüyordu. Beni koruyor, eğitiyor ve bana bir isim vermişti. Onun kızı bile değildim, ama neden bu kadar iyi davranıyordu ki? Fazla düşünmedim. Kafamı yastığa koydum ve uykuya daldım. "Ufaklık, uyan! Bu gün senin günün!" Demir, beni uyandırdı. Yüzünde, o tanıdık, gergin mafya babası ifadesi vardı. "Sanrı, bu maçı kazanman lazım. Yeni olduğun için herkes ona oynayacak. Kazanmak zorundasın." "Anladım." Kazanmak zorundaydım. İntikamın ilk mertebesiydi bu. Mekana geldiğimizde, atmosfer elektrikti. Burası, yeraltı dövüşünün gerçek merkeziydi. Etrafa baktım. Kalabalık, gürültülüydü. Buradaki herkes iri yarı ve güçlü duruyordu. Ben ise, kısa boylu ve zayıf. Dışarıdan bakılınca kolay lokmaydım. "Sakin ol, tamam mı?" dedi Demir, sesinde endişe vardı. "Rakibinin zayıf yönlerini bul. Hızını kullan." "Tamam." "Sana güveniyorum, kızım." Demir, son bir kez göğsüme vurdu. Bu dokunuş, bende bir güç patlaması yarattı. Ringe çıktım. Karşıma çıkan adam... devasaydı. Boyu iki metreye yakındı, kasları çelik gibiydi. Bana sırıttı. "Ne yani? Küçük bir kızla mı dövüşeceğim? Yatağına geri dön, ufaklık." Gözlerimi kısıp cevap verdim. Sesim tüm ringde yankılandı: "Bu küçük kız seni öldürecek." Adam dişini sıktı. Hakem saymaya başladı ve dövüş başladı. İlk tur, bir kabustu. Adam o kadar uzundu ki, ona bir kere bile vuramıyordum. Her yumruğum havayı kesiyordu. Adam ise benimle dalga geçiyor, adımlarımı takip ediyor ve hafifçe itiyordu. Sanki bir sinekle oynuyordu. Sonra, o an geldi. Adam, bir hareketimde bana yaklaştı. Yüzünde iğrenç bir sırıtışla, göğsüme dokundu. Dokunuşu, o yetimhanedeki müdürün, ara sokaktaki serserilerin dokunuşundan farksızdı. Tüm kan beynime sıçradı. O an, Sanrı Kara olarak doğdum. Tüm travmalarım, kırbaç izlerim, Melek’in kanı, Aslı’nın gözyaşları, hepsi tek bir hedefe kilitlendi. Adamın ne kadar büyük olduğu, kuralların ne olduğu umurumda değildi. Ona dokunmanın cezasını ödetecekti. Hızla geri çekildim ve Kaya'nın öğrettiği en sert tekmeyi, adamın çenesine fırlattım. Kocaman adam, inanamayarak geriye savruldu. Yere serdim! Hemen üstüne çıktım. Adama ardı ardına, dur durak bilmeden yumruklarımı savurdum. Yüzü kanlar içinde kalmıştı. Kontrolümü kaybetmiştim. "SAKIN BİR DAHA BANA DOKUNMA, PİÇ KURUSU!" diye çığlık attım. Adam kanlar içinde, baygın bir şekilde yerde yatıyordu. Ben hala vuruyordum. Hakem, panikle gelip beni adamın üstünden çekti. Yere oturdum, soluklanıyordum. Vücudum titriyordu. Hakem saymaya başladı: Bir, iki, üç... on. Şampiyon bendim. Hakem beni yerden kaldırdı ve elimi havaya kaldırdı. Kazanan benim! Kalabalık çıldırmıştı. Demir, ringin kenarında durmuş, yüzünde hem şaşkınlık hem de delice bir gurur vardı. Demir, ringe çıktı ve beni kucakladı. "İşte benim kızıma yakışan buydu! İntikam!" O gece, Sanrı Karahan, yeraltı dünyasına bir savaşçı olarak değil, bir canavar olarak damgasını vurdu. Ve intikam yolculuğum, artık kanla yazılmaya başlamıştı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.