Okula yazılmıştım. Dövüş eğitiminin ve yeraltı dünyasının yanı sıra, Demir'in söz verdiği gibi okumalıydım. Bu, benim yetimhaneden kaçışımın ikinci ayağıydı. Sadece okumak istiyordum. Kimseyle arkadaş olmayacaktım, kimseye güvenmeyecektim. Tek hedefim, okuyup güçlenmek ve o cehennemden Aslı'yı kurtarmaktı. Sabah, yeni okul kıyafetimi giyindim. Bembeyaz gömlek ve lacivert etek... Tıpkı diğer normal kızlar gibi görünüyordum. Aynada kendime baktım. Yüzümde, yıllardır görmeyi unuttuğum o soğuk kararlılık vardı. Demir, kapıdan beni izliyordu, yüzünde gururlu bir gülümseme vardı. "Bu gün ilk gün, Sanrı. Heyecanlı mısın?" "Hayır," dedim, sesi soğuktu. "Ne ruhsuz kızsın sen..." Gözlerimi ondan kaçırdım. "Ben ruhumu o cehennemde bıraktım, Demir. Orada ruhsuz kalmak, hayatta kalmaktır." Bir an sessizlik oldu. Sonra, içimdeki bir ses beni zorladı. Ona karşı hissettiğim minneti dile getirmeliydim. "Demir," dedim. "Efendim," dedi, şaşırmıştı. "Sen çok iyisin. Her şey için teşekkürler." İlk kez bu kadar dürüst ve duygusal bir şey söylemiştim. Hemen ardından konuyu değiştirdim. Duygusallığa izin veremezdim. "Ve bana... silah öğret." Kaşları çatıldı. "Ne yapacaksın silahı?" "İhtiyacım olabilir. Büyüyünce asker olacağım," dedim, asker üniforması içinde güçlü bir kadın hayali, bana Aslı'yı kurtaracak gücü veriyordu. "Asker olmak mı istiyorsun?" "Ve Demir," dedim, gözlerine baktım. "Geçmiş hayatımla ilgili her şeyi sileceksin. Yetimhaneyi, dosyaları... Büyüyünce karşıma çıkmasını istemiyorum." "Merak etme. Geçmiş sana sorun yaratmayacak. O yetimhane artık tarihten silinmiş gibi olacak." "Güzel." Demir, saatine baktı. "Akşam dövüş var. İlk dövüşüne hazır mısın?" "Kendime güveniyorum." "Bu iyi işte. Haydi git. Başarılı ol." Evden çıktım, şoför beni okula bıraktı. Okulun devasa kapısından içeri girdiğimde, etrafımdaki cıvıltı ve hareketlilik bana yabancı geldi. Kaydımı yaptırıp, sınıfımı öğrenip sınıfa girdim. Öğretmen masada oturuyordu. "Gel canım. Çocuklar, bu yeni arkadaşınız. Lütfen iyi anlaşın," dedi öğretmen, sesi yapmacık bir neşeyle doluydu. "Şimdi kendini tanıt canım." Gözlerimi sınıfta gezdirdim. Hepsi bana bakıyordu. "Buna mecbur muyum? Beni tanıyıp ne yapacaklar?" Öğretmen şaşırmıştı. "Ama adını bilmemiz lazım, tatlım." "Sanrı Karahan," dedim, kısa ve kesik. Boş bulduğum tek yere oturdum. Yanımda oturan kız, bana döndü, gülümsedi ve elini uzattı. "Merhaba. Ben Rüya Aydın." Elini inceledim. Yumuşak, narin bir eldi. Yetimhanenin kirini, kanını, soğukluğunu bilmeyen bir el. "Bununla ne yapmam lazım? Benimle konuşma." Rüya'nın yüzü anında düştü. Üzülmüştü. Ama bu, benim umurumda değildi. Duygusallık zayıflıktı. Önüme döndüm ve dersi dinlemeye çalıştım. Zil çaldı. Rüya, sessizce kalkıp gitti. Ben de lavaboya gittim. İçeriden sesler geliyordu. "Sana parayı getir demedim mi, Melis?" "Gerçek söylüyorum, annem vermedi. Yarın getiririm söz." "Bu benim umrumda değil!" Kapı aralığından izledim. Okul da yetimhaneden farksızdı. Her yerde zorbalık vardı. Zayıf olan ezilir, güçlü olan hayatta kalırdı. Kızlardan biri bana döndü. "Ne bakıyorsun, mal? Defol!" "İşim var, işeyeceğim. Seninle bir sorunum yok," dedim, kabine girdim. İşim bitince çıktım. Kız, o küçük kurbanı hala dövüyordu. Kurban, çaresizce bana baktı, gözlerinde yardım isteği vardı. İçimden sinirle bir ses yükseldi: "Ahhh, niye herkes benden yardım istiyor?! Herkes kendi başının çaresine baksın!" Ama Melek'in kanı... Aslı'nın gözyaşları... beni durdurmadı. Yürüdüm. Zorba kızın saçından tutup, tüm gücümle kendime çektim. Çığlık attı. "Aaaaa! Bırak beni, pislik!" "İnsanlara insan gibi davranın," dedim. Sesim, ringdeki sesim gibi soğuk ve tehditkârdı. "Sizden nefret ediyorum!" Onu ittim. Başını duvara çarptı. Diğer kız, bana yumruk atmaya yeltendiği an, karnına, Kaya'nın öğrettiği keskin bir tekme fırlattım. Kız, iki büklüm olup yere çöktü. Başka bir kız daha yürümeye başladı, ona da tokat attım. "Bana bulaşmayın. Bir daha birini ezdiğinizi görmeyeyim." Kurban kız, yanıma yaklaştı. Gözleri minnetle doluydu. "Teşekkür ederim, Sanrı..." Hemen geri çekildim. "Benimle konuşma. Yanıma yaklaşma." Kızın yüzü düştü. "Üzgünüm..." "Sinir bozucusun," dedim, acımasızca. "Böyle olursan, herkes seni döver. Zayıflığını gösterme." Onu orada bıraktım. Dövüş başlamıştı. Okulda da, ringde de. Benim hayatım, artık sadece dövüşmekten ibaretti.
Bölüm 13
BÖLÜM 13
Bölüm sonu
3 yorum
Bu kadar da duygusuz olmaaa
Bu kadar da duygusuz olmaaa
Bu kadar da duygusuz olmaaa
