Onu ilk gördüğümde, karanlık sokakta tek başına, ıslak geceliğiyle büzülmüş bir haldeydi. Ürkek bir ceylan gibiydi; ne yapacağını bilemiyor, çevresindeki tehlikeyi içgüdüsel olarak hissediyordu. Korkmuştu. O an, içimde uzun süredir uykuda olan bir şeyler uyandı: koruma içgüdüsü. Onu alıp evime getirdim. Bir mafya babası olarak, merhamet lüksüm yoktu. Ama yetimhanede büyümüş, kimsesiz kalmış bir adam olarak, onun çaresizliğini görüyordum. Benden dövüş öğretmemi istemişti. Bende dediğini yapacaktım; onu evlatlık alacaktım, ona soyadımı verecektim ve onu güçlü, yıkılmaz bir kadın yapacaktım. Ne ailem vardı ne çocuğum. Yetimhanede büyümüştüm, çok zorluk çekmiştim. Belki de o, benim vicdanımın son şansıydı. Adamım Serhat'ı ofisimdeki bara çağırdım. Kadehimi masaya bıraktım. "Sanrı Kara'yı araştır. Geçmişini, ailesini. Her şeyi öğren." "Emredersiniz, Abi," dedi Serhat, hemen çıktı. Tekrar içmeye devam ettim, viskinin sıcaklığı boğazımı yakıyordu. Sonra, ayağa kalktım. Ayaklarım beni ister istemez, Sanrı'nın misafir odasına götürdü. Kapının aralığından onu izledim. Yatağın köşesine sindiği belliydi. Neden bu kadar korkuyorsun, küçük? diye düşündüm. O gözlerinin ardındaki boşluk neden? Kimden intikam almak istiyorsun? Kapıyı yavaşça açıp odaya girdim. Üstünü örtecektim ki, bir anda sıçrayarak kalktı ve duvara yapıştı. Gözleri, avlanmış bir hayvanın gözleri gibiydi. "Benden uzak dur!" "Sakin ol," dedim, ellerimi havaya kaldırdım. "Sana bir şey yapmıyorum. Sadece... üstünü örtmek istedim." Onun odasından çıkıp çalışma odama gittim. Bir bardak daha viski doldurup içerken, kapım çalındı ve Serhat içeri girdi. "Buldum, Abi. Sanrı Kara... 15 yaşında, ama yetimhaneye gittiğinde beş yaşındaymış. Annesi ve babası trafik kazasında ölmüşler. İkisi de polismiş. Seda Kara ve Ahmet Kara. Kız, kazadan sonra tam iki yıl komada kalmış. Uyandığında kimse istememiş, yetimhaneye gitmiş." Serhat'ın sözleri, buz gibi bir şok dalgası yarattı. Polis. Seda Kara ve Ahmet Kara. Beynimdeki bir kapı gürültüyle açıldı. "Olamaz... Bu... Bu imkansız," diye fısıldadım. Şok içinde, Serhat'ın uzattığı dosyaya baktım. Aile fotoğrafları. Gülümseyen bir kadın ve üniformalı bir adam. Kafamı tuttum. Elimde tuttuğum bardağı masaya fırlatmak istedim ama kendimi zor tuttum. Serhat'a çıkmasını söyledim. Kafamı iki elimin arasına aldım. İçmeye başladım. Hızla birkaç duble attıktan sonra, bardağı tuttum ve tüm gücümle duvara fırlattım. Cam, binlerce parçaya ayrıldı. "ALLAH KAHRETSİN!" diye bağırdım, sesim odada yankılandı. Serhat, kapıdan endişeyle başını uzattı. "Abi, iyi misin?" "DEFOLUN LAN!" diye kükredim. Öfkelenmiştim. Hem kendime, hem hayata. Sanrı, intikam yemini ettiği mafya babasının, anne ve babasını öldüren kişi olduğunu bilmiyordu. Ben... ben o polisin katiliydim. Ve şimdi kızı elimdeydi. Ne yapacağımı bilmiyordum. İntikam için eğitmek mi, yoksa onu korumak mı? Sabah, baş ağrısıyla uyandım. Dün geceki viskinin ve gerçeğin etkisiyle perişandım. Kendime bir kahve yaptım. Sanrı'nın odasına gittim; boştu. Spor salonuna indim. Oradaydı. Erken kalkmış, kum torbasıyla dövüşüyordu. Yumrukları zayıftı ama kararlıydı. Gözleri, kum torbasında değil, sanki o yetimhanedeki müdürün yüzündeydi. Onu bir süre izledim. Sonra yanına yürüdüm. "Öyle olmaz. Omuzlarını kullan. Bacaklarını. Güç belinden gelmeli," dedim. Sanrı, kum torbasını bırakıp karşıma geçti. Gözlerinde ne bir korku ne de saygı vardı; sadece öğrenme arzusu vardı. "Hadi, vur bana," dedim. Bana vurmaya çalıştı. Hızla yumruklarını savuşturuyordum. Her seferinde kendisini yerde buluyordu. Ama her düştüğünde, daha büyük bir inatla kalkıyordu. "Nasıl güçlenmem lazım?" diye sordu, sesi hırsla doluydu. Gülümsedim. Bu inat, onu bir savaşçı yapacaktı. "Beni yenmen için kırk fırın ekmek yemen lazım, küçük. Tecrübe lazım. Öfke yetmez." O an, yüzüme dik dik baktı. Gözlerinde, yedi yaşındaki o kızın sözleri vardı: "Bir gün seni yeneceğim." "Çok çalış, Sanrı," dedim. "Çok çalış." Bu intikam oyunu başlamıştı. Ve ben, onun hem babası hem de bilinmeyen düşmanı olacaktım.
Bölüm 12
BÖLÜM 12
Bölüm sonu
2 yorum
Neeeee bu kızı çok sevdim
Neeeee bu kızı çok sevdim
