İçeriğe geç

SANRI

Bölüm 11 · 3 dk okuma

SANRI

Bölüm 11

BÖLÜM 11

Yıllar, Demir Karahan'ın yanındaki acımasız eğitimle geçmişti. Artık sadece fiziksel olarak değil, zihinsel olarak da yetimhanedeki o korkak kız değildim. Üvey babam, Demir, sözünü tutmuştu; bana dövüş sanatlarının en ince ayrıntılarını, hayatta kalmanın en sert kurallarını öğretmişti. Bu büyük spor salonu ve yeraltı dövüş kulübü, benim yeni hapishanem, aynı zamanda kurtuluşuma giden yoldaki okulumdu. Burada, aralarında tek kız bendim. Herkes bana bakıyordu. Gözlerindeki bakış, yetimhanedeki o iğrenç müdürün bakışına benziyordu—yırtıcı ve aç. Ancak artık o bakış beni ürkütmüyor, aksine sinirlendiriyordu. Demir'le aramızda garip bir bağ oluşmuştu. Beni gerçekten seviyordu; bu, sert ve mafya babası kişiliğinin arkasına sakladığı, babalık içgüdüsüydü. Dövüş eğitimi sayesinde evden okumuştum ve liseye geçmiştim. Şimdi 17 yaşındaydım; güzeldim, güçlüydüm ve her an patlamaya hazır bir bomba gibiydim. Düşüncelere dalmıştım ki, Demir omzuma dokundu. Refleksim anında devreye girdi. Yılların eğitimi ve yetimhanenin travması birleşmişti. Elini yıldırım hızıyla kavradım, kolunu büküp sırtıma aldım ve onu tek bir hamlede yere yapıştırdım. "Sana bana dokunma dedim!" diye tısladım, nefes nefese. Demir, yerden kalkarken gülümsemeye çalıştı ama gözlerinde gurur vardı. "Yıllar geçti, Sanrı. Hâlâ alışamadın." "Arkamdan gelip dokunmanızı, beni ürkütmenizi sevmiyorum," dedim, sesimde en ufak bir şaka yoktu. "Güçlenmişsin iyice," dedi, elini ovuşturarak. "Öğretmenim iyi," diye karşılık verdim, yüzümde nadir görülen, kuru bir tebessüm belirdi. İkimiz de gülümsedik. Ama Demir'in yüzü aniden ciddileşti. O an, havayı kesen o soğuk havayı hissettim. "Bir ay sonra 18 oluyorsun. Sözünü tut, Sanrı Karahan. Artık benimsin." Gözlerine kararlılıkla baktım. Yetimhaneden kaçışımın, Melek'i gömmemin, Aslı'ya söz vermemin tek amacı buydu. "Merak etme, Babalık. Sözüm senettir." "Aferin benim kızıma," dedi, bu kez dokunmaya yeltenmedi, sadece başıyla onayladı. Odamdaki ranzama uzandım. Sabahki antrenman için erken kalkmam gerekiyordu. Dövüş salonunun alt katındaki bu oda, benim sığınağımdı. Gecenin derinliğinde, kapım yavaşça açıldı. Uykum hafifti; yetimhanede öğrendiğim bir hayatta kalma mekanizmasıydı bu. İki adamın fısıltısını duydum: "Dostum, bu doğru mu? Patronun üvey kızı o?" "Bir şey olmaz. 'O çağırdı' deriz. Zaten kimse patrona karşı gelmez." "Kız da acayip güzel..." Korku, yetimhanedeki o ilk gecenin soğukluğuyla geri döndü. Ama bu kez çaresiz değildim. Silahlanmıştım. Odama girdiler. Adamın biri, üzerime atlayıp beni yakalamaya çalıştı. Diğeri, şortumu çıkarmaya yelteniyordu. "Bırakın lan beni, piç kuruları!" diye bağırdım. "Ağzını kapat!" Adam, elini ağzıma bastırdı. Elinin kokusu midemi bulandırdı. Ama artık dokuz yaşındaki Sanrı değildim. Tüm gücümle, adamın elini ısırdım. Etini dişlerimle parçaladım. Çığlık atarak elini çekti. O an, bacağımın ucuyla diğer adamın yüzüne, tüm gücümle bir tekme fırlattım. Adam geriye savruldu. Beni tutan adam, elini bırakıp acıyla inlerken, ona döndüm. Yine de üzerime gelmeye çalıştı. Hızla boyuna sıçradım ve ağzımı yakaladığım adamın kulağına dayadım. Isırdım. Ve kulağını kopardım. Adam, inanılmaz bir çığlık atarak geri çekildi. Kulağını tutuyordu, kan fışkırıyordu. Ağzımdaki kanı yere tükürdüm. "Siktirin gidin lan!" İki adam da panik içinde odamdan fırladı. Ama çıkarken çıkardıkları gürültü, tüm binayı ayağa kaldırmıştı. Herkes sesi duyup kapımdan bakıyordu. Saniyeler içinde Demir Karahan, elinde bir sustalı bıçakla koridora fırladı. Yüzü, bir daha görmediğim, saf bir intikam ve öfke maskesi takmıştı. Gözleri, beni taciz etmeye çalışan iki adama kilitlendi. İkisi de korkuyla titreyerek geri çekiliyordu. "Patron, biz şey..." Demir'in sesi, derin ve ölümcül bir fısıltıydı. "Benim kızıma mı tecavüz etmeye çalıştınız lan?!" İlk adam, şaşkınlıkla geri çekilirken, Demir aniden bıçağı onun boynuna sapladı. Adam, gözleri faltaşı gibi açılmış bir ifadeyle yere yığıldı. Anında ölmüştü. İkinci adam, korkuyla geriye sendelerken, Demir'in bakışları ona döndü. Demir, sırtındaki bıçağı çevik bir hareketle çıkardı ve adamın gözüne sapladı. Adam, gözünü tutarak çığlık attı, yere düştü ve acıyla kıvranmaya başladı. Demir, kanlar içindeki bıçağını geri çekerken, sesi koridorda yankılandı: "Bir daha kızıma bulaşan... karşısında beni bulur." Koridordaki herkes, donmuş bir şekilde duruyordu. Artık Sanrı'nın, Demir Karahan'ın gerçekten de koruması altında olduğunu biliyorlardı. Demir, yavaşça bana döndü. Yüzü kanlıydı ama bakışlarında, yetimhaneden sonra ilk kez bir koruma ve sahiplenme hissettim. O an, onun bir mafya babası, bir katil olmasından çok, babam olduğunu hissettim.

Bölüm sonu

2 yorum