İçeriğe geç

S&M •taekook•

Bölüm 8 · 10 dk okuma

S&M •taekook•

Bölüm 8

8

uyarı: bu bölüm bazı okuyucuların rahatsız olabileceği yetişkin içerikli unsurlar barındırmaktadır. • • • S&M (Sado-Mazoşizm) • • • "Taehyung." Omega boş olduğu kadar sinirli bakışlarının karardığını hissederken, yeşil gözlere kenetledi kahvelerini. "Ne?" Adam elini bel kavisine götürmüş, onu yatıştırmak ister gibi o içe çökük yolu baştan aşağıya okşamıştı. "Adım bu omega. Taehyung... Kim Taehyung." Kalçalarındaki kemikli ellere uzanırken onların varlığını umursamadan düzeltti havalanan deri şortunu zarif elleriyle omega. Yüzünde istediğini almanın getirdiği gururlu bir gülümseme vardı. "İstediğinde ne güzel çözünüyormuş o dilin, Taehyung." "Saklamadığımı biliyorsun." "Ah hayır... Bilmiyorum, tatlım." Her zamanki cıklamalarından yaptı omega sessiz ve yumuşak ses tonuyla. Parmak boğumlarını kucağında oturduğu alfanın çene çizgisinde gezindirirken yüzü yine yana eğikti. "Tahmin edebileceğin birisi değilim." Parmakları esmer teni okşarken şekilli dudaklarda geziniyordu gözleri. Dürtükledi diliyle dudağının köşesindeki metali. "Neden sakladığın umrumda dahi değil alfa. Sonuç olarak artık ismin dudaklarım arasında, hm..?" derken cilveli bir gülümseme vardı yüzünde. Ne de güzel oynuyordu onunla. "Dudakların arasında öylece duracak mı peki? Adımla inleyeceğini söylerken pek bir ciddiydin." Taehyung'un tek amacı onu kışkırtmaktı. Keza o sözleri ve yüzündeki çapkın ve flörtöz gülümsemesiyle bunu yeterince başarıyordu da. Omega kaşlarını tam çatmışken, Taehyung koca elini aniden dolgun kalçalara sertçe vurduğunda o biçimli kaşlar adeta seğirdiler. Parlak dudakları aralanmış, zarif sesiyle kısıkça inlerken, incecik beli kırılmak ister gibi kavislenmişti. "Hmm..." Alt dudağını ağzının içine çekerken kollarını alfanın boynunda birleştirdi. Adamın da bir eli o dolgun kalçada gezinirken, diğeri bel kavisine ulaşmış, tül üzerinden okşamıştı bembeyaz teni. Karşısında kalçasındaki yoğun sızıyla adeta eriyen Jungkook'un bu sessiz iniltilerine karşı, daha da sertçe vurdu adam kalçasına. Bu sefer yüzünde, her ne kadar erekte olacak kadar etkilenmiş olsa da, ciddi anlamda sinirli bir ifade vardı. "Ahm.." Bir daha vurdu. Adeta avucu içerisinde dolgunlukların sallandığını hissedebiliyordu. "Boş inlemelerden hazmetmiyordun hani..." Okşadı bel kavisini baştan aşağıya. Jungkook adamın aleti üzerinde kaydı. Sürttü kendisini şişkin kasıklara. "Adımla inle." Delirecek gibiydi. Taehyung kendisine kucak dansı veren omeganın incecik belinden tutarak kendi kaşıklarına sertçe oturttuğunda, omega bu sefer dayanamamış aralamıştı parlak dudaklarını. "Ahm! Taehyung..." Alfanın yüzünde zafer dolu bir gülümseme belirdi. "Aferin sana." Bir bar taburesi üstünde, adeta sevişiyorlardı. Omega alfanın boynundaki kollarını çözerken kollarını geniş sırtına doğru uzattı iyice. Böylece iyice sokulmuştu ona. "Burada daha fazla inlemeyeceğim." Yüzündeki kendinden emin ifadeyle adeta hipnoz ediyordu insanı. "Götür beni." Sözleri fazlasıyla netti. Alfa da lafını ikiletmedi, keza kendisi de daha fazla burada sevişmeye meraklı değildi. Bu nedenle omeganın belindeki diğer elini de kalçasına indirmesi ve dolgunluklardan destek alarak kucağındaki bedenle ayaklanması bir olmuştu. Kucağındaki bedenle ayaklanmasıyla beraber kendilerine dönen bir kaç bakıştan sonra, ellerinin altındaki bembeyaz tenin havalanan deri şort nedeniyle belirginleştiğini bildiğinden alfaların bakmaması için elleriyle oraları siper etti ve şortu biraz olsun indirdi. Jungkook bunu fark etse de umursamamış, sadece kendi zevkine odaklanmıştı. Kucağındaki adamın kendisini düşürmeyeceğine fazlasıyla emin olmalı ki, tüm ağırlığını veriyordu. Tabii Taehyung gibi bir baskın alfa için onun ağırlığı bir tüy kadar hafifti. Öyle ki, alfaya tek yük olan şey şişmekten pantolonuna sığmadığına emin olduğu erkekliğiydi. Hafta içi olduğundan üst kattaki odaların kullanıma kapalı olduğunu bildiğinden, dün çalışırken keşfettiği bar mutfağının en köşesine doğru adımladı. Şu anda barmen olan kişi en yakın dostlarından birisi olan Hyunsik olduğundan bir sorun görmüyordu. Keza zaten işiyle meşgul olan Hyunsik'in bu güzeller güzeli omegaya göz ucuyla bile bakmayacağına emindi. Bar mutfağının en köşesinde müşterilere dönük olan kısmın duvar örülmüş tarafına doğru ilerledi ve aradığı yere ulaşınca kolları arasındaki bedeni duvar ile arasına aldı. Elleri bembeyaz, ele gelen bacaklara inmiş; kasıklarını omeganın kasıklarına yaslamıştı. Bu hareketiyle beraber tavşan dişleriyle parlak alt dudağını ağzının içine çekerek inleyen Jungkook'un o koca bambi gözleri zevkle kısılmıştı. Avına yaklaşan bir leopardan farkı yoktu o bakışların. Tehlikeliydi. Fakat Taehyung hayatı boyunca tehlikeyle beslenen bir adam olmuştu. Onu tüketecekti. Burunları birbirine sürtünürken alfanın aniden omeganın dudaklarına atılmasıyla omega kasıklarına dayalı şişkinliğe sürtündü beklemeden. Alt dudağını dudakları arasına alıp, dudağının köşesindeki metali dişleriyle kıstırıyor oluşuna karşılık vermek ister gibi üst dudağında kıvrak dilini gezindirdi usulca. Zarif elleri adamın düğmeleri açılmaya yüz tutmuş krem keten gömleğinin yakalarını kavramışken, alfa de onun ağzının içinde gezinen dilini kavranmıştı kopartmak ister gibi. Çekinmeden dişlerini kullanıyordu. Onda yarattığı her sızıda, dilinin ucuna gelen her kan tadında her bir saniye daha da azdığını hissedebiliyordu ve kaynayan kanını durduracak tek şey, onun kanıydı. Şu anın bunu yapmaya müsait olmadığını bildiğinden; belki de onuncu defa şaplakladığı dolgun kalçalara bir şaplak daha indirdi. Jungkook'tan duyulan neredeyse çığlık denilebilecek iniltiyle bu şaplağın diğerlerinden daha da sert olduğunu fark etti. Şekilli kalçaların elinin izinde bolca kanlandığına emindi. Görmek için her şeyini verebilirdi. "Ahh-" İnlemeyi bırakın nefes alacak zaman bile vermiyorlardı birbirlerine. Adamın yakalarını bırakıp ensesindeki saçlarını çekiştirmeye başlayan Jungkook, bacaklarından destek alarak tekrardan kasıklarındaki alete sürtündü. Taehyung'un belindeki elinin orayı morarttığına da emindi kendisi. Fakat onu engellemek adına en ufak bir girişim dahi yapmıyordu. Keza onun da avuçlarına sıkışmış saç tutamları, altta kalmadığına adeta kanıt sunuyordu. Keskin dişleriyle piercingini çekiştiren alfa nedeniyle ikisinin dudakları arasında metalik bir tat yayılmış ve saniyelik ayrılmalarında belirginleşen tükürük köprüsünün rengi kırmızıya dönmeye başlamıştı bile. Jungkook çenesine aktığını hissettiği soğuk his ile deliğinin kasılıp gevşemesini engelleyemese de, aklından geçen düşünceyle dudaklarını yiyip bitiren adamın sert girişimlerini engelleyebilmişti. Kafasını duvara yaslarken kendisine nefes nefese çatık kaşlarıyla bakan Taehyung'a karşı, aynı şekilde nefes nefese karşılık verdi. Elini kalın ensesine attı ve kendi kanının bulaştığı biçimli dudaklara yaklaşarak çıkarttığı diliyle bir kedi misali yaladı kırmızılığı. Çenesine de uzattı dilini. "İndir beni, alfa." Nahif sesini emretmek adına fazlasıyla keskin kullanıyordu. Seslerle oynuyordu adeta dili. Bir melodi gibi zihnini kamaştırıyordu insanın. Onu duyan itaat etmekten başka bir şey yapamıyordu. Keza şu anda da boyun eğmemek adına en ufak bir girişimde dahi bulunmamıştı alfa. Sıcak nefesleri yüzüne vuran, zarif parmak uçlarını şekilli buklelerine dolayarak cilve yapan bu omegaya kim rest çekebilirdi ki zaten? O bambaşka bir şeydi. Koca elleri kalçalarından ve incecik belinden ayrıldı ve deri şortu iyice havalanan omega Saint Laurent topuklularını yerle buluşturdu. Buklelerinden ayrılan parmakları şimdi ise havalanan şortunun eteklerine tutunmuş, zarifçe düzeltmişti. Fakat bu nafile bir hareket olmuştu. Keza alfanın önünde dizleri üzerine çöktüğünde, şortu tekrardan kalçalarının alt kısmı belli olacak şekilde havalanmıştı. Elini hemen yüzünün hizasındaki şişkin alete götürürken, yüzünü yana eğmiş alt dudağını ağzının içine çekerken yıldızlar gibi parıldayan koca bambi gözlerini Taehyung'un yeşil harelerine dikmişti. Parmak uçlarıyla aletini dürtüklediğinde alfa ellerini duvara yasladı ve gözleri kısılırken çatışan kaşlarıyla yüzünü eğdi önünde diz çöken omegaya karşı. Aralık dudakları arasındaki yaramaz diliyle alt dudağını ıslatırken, omeganın saniyelik deliğinin kasılıp gevşemesini sağlayacak kadar cazibeli gözüküyordu. Hele ki duvardaki elleri nedeniyle kendisine yüzünü eğdiğinde belirginleşen pazuları böylesine hoş bir manzara sunarken, etkilenmemek elde değildi. Lakin yüzündeki duygu dolu ifadesiyle aletini okşayan Jungkook, tüm manzaralardan daha güzeldi o an. "Ah... Sikeyim ama." Omega dilini çıkartıp adamın kahverengi kotunun üzerinden aletini dürtüklemeye başladığında, Taehyung çoktan mayışmış hissetmeye başlamıştı bile. Hiç olmadığı kadar sertleşiyordu. Bunun nedeniyse Jungkook'un kendisini dürtükleyen parmakları ya da o durmak bilmeyen dili değildi. Bakışlarıydı. Ellerini adamın fermuarına götürdü ve izin ister gibi bakan gözleriyle, karşısındaki adamın ifadesini pür dikkat izlerken; konuşmamasına rağmen aldığı cevapla flörtöz gülümsemesini takındı tekrardan güzel yüzüne. Tatlı gamzeleri belirdi. Tavşan dişleri dudaklarına eziyet çektirirken, birazdan onları serbest bırakacak olması ikisini de heyecanlandırmadan edemiyordu. Fermuarını indirirken Taehyung da ona yardım etti ve pantolonun yalnızca fermuarını indirerek altındaki iç çamaşırını da atik bir hareketle indirdi. Ortaya çıkan fazla erekte halde kalması nedeniyle normalinden de kalın ve damarlı olan aleti, adamın elinden kurtulduğu an sallanmış ve omeganın dudaklarına sürtünmüştü. Zarif elleriyle kökünden kavrayıp biraz önceki gibi dudaklarına sürterken, tekrardan o ağzının içinde durmak bilmeyen dilini çıkartmış ve iyice kaldırdığı penisin köküne kadar eğilip, testislerinin olduğu yeri ıslatmaya başlamıştı. Islattığı ve diliyle dürtüklediği testislerini o küçük ağzının içine çektiği anda kafasını geriye atıp boğuk sesiyle inleyen Taehyung; kalçasını istemsizce hareket ettirirken, omeganın istemsizce tavşan dişleri sürtündü hassas deriye. Alfadan tıslamaya benzer bir inleme duyuldu. "Dişlerini sürtme." Sesi normalde olduğundan çok daha boğuk, sert ve hırıltılıydı. Omega ağzının içine aldığı testisleri ıslak bir sesle ağzından çıkartırken, aynı şekilde diliyle ıslata ıslata aletin en ucuna kadar geldi ve ucundaki yarığı inci tozu serpilmiş baş parmağının tırnağıyla dürtüklerken kulaklarına dolan soğuk inlemeler nedeniyle bir dudağının kenarının havalanmasını engelleyemedi. Saniyelerdir bakışları alfadan ayrılmasa da, o yeşil gözlerin kendisine çok daha az değiyor oluşundan hoşnutsuz olmalı ki; dudaklarını büzdü ve yüzünü eğerek hipnoz edici sesiyle seslendi alfaya. "Taehyung... Neden bana bakmıyorsun?" Yeşil gözler tekrardan bambi gözleriyle buluştuğunda, Taehyung biraz sonra sikeceği o minik ağızdan duyduğu isminin onu omeganın elinde seğirtecek kadar etkilendiğinin bilincindeydi ve bu durum ona fazlasıyla tehlikeli gelmeye başlıyordu. Jungkook'un etkisi ciddiydi. Elini omeganın çenesine götürdü ve baş parmağını dudakları arasına yerleştirip onları güzelce araladı ve yavaşça kavradığı aletini o iki parlak dudağa sürtmeye başladı. Penisinin akıttığı zevk suyu dudaklarından çenesine doğru ufak bir köprü oluştururken, alfa sert ifadesiyle aletini bıraktı ve sıkıca kavradı çenesini. "O ağzını biraz daha aralamazsan..." "Hm...?" derken diliyle tek seferliğine dudaklarının ucundaki penisin ucunu yalayan omega gülümsedi. "Ne olur?" Hala aralık olan dudakların arasına ansızın dalan alfanın işaret ve orta parmağı ağzının içerisinde öylesine kaydı. "Seni öyle bir sikerim ki... ağlamaktan haftalarca sesin çıkmaz." Yutkundu omega. "O kadar emin konuşma derim alfa. Ses aralığım epey yüksektir." İki parmağını dilinin en arkasından en ucuna kadar yavaşça ilerletti. "Ağzın kadar, dilin de iyi iş yapsın." Tekrardan çıkarttı dilini. Tekrardan baştan aşağıya yaladı kalın aleti. Avucunda seğiren damarı daha da seğirtmek adına kökünden başına kadar çekiştirmeye başladı. Yeniden o boğuk inlemeler kulaklarında yankılanmaya başlarken, o güzel dudaklarını iyice aralamış ve zevk suyu akıtan aletin ucunu ağzına kabul etmişti. Ağzının içinde diliyle okşamaya devam ederken, yanak içleri içine çökecek şekilde vakumlayarak ağzında git gel yapmaya başladı. Dişlerini tek sefer bile olsun değdirmiyor, en güzeli de o parlak gözlerini bir saniye olsun çekmiyordu alfanınkilerden. Ağız işi veren kendisi olsa da ağzının içinde inliyor, kasılıp gevşeyen deliğinin getirdiği zevkle kaşlarının seğirmesini engellemiyordu. Omeganın glossu çenesinin her bir tarafına dağılmışken, alfanın ta kendisi dağılmış haldeydi. Dudakları kapanmak bilmiyor, daha kontrolü bile eline almadan zevkten dört bucak oluyordu. Oysaki Jungkook daha fazlasıyla büyük olan aletinin yarısını bile alamamıştı ağzına. Fakat bu bile deli ediyordu alfayı. Her ne kadar zevkten gözü dönmüş olsa da, Taehyung öyle her şeyle yetinebilen birisi değildi. Kontrol bağımlısıydı. Öyle ki elinin omeganın şekillendirmek adına saatlerini harcadığı şekilli buklelerine götürdü ve sertçe kavrayarak kafasını duvara yasladı. Jungkook aniden bu hareketi beklemiyor olacak ki, gözlerini büyütmüş ve aniden kalçasını hareketlendirmeye başlayarak aletini boğazına kadar vurmaya başlayan adamla adeta şok geçirmişti. Taehyung en ufak bir acıma duygusu dahi göstermeden aletinin tamamını olmasa da büyük bir kısmını omeganın boğazına kadar köklemeye başlamışken, destek almak adına bacaklarına tutunan ellerin varlığını hissetmeyecek kadar uçmuştu bile. Saniyelik olarak öğüren Jungkook da bu hıza ve büyüklüğe alışıyor, ağzını adeta siken bu penisin içini nasıl dağıtacağını düşündükçe ıslanmaya devam ediyordu. "Ahh... Ağzın sıcacık, siktir!" Dakikalar boyu devam eden bu maratonun sonunda yavaş yavaş geleceğini fark eden Taehyung gitgellerini daha da hızlandırmış ve yüzünü eğip kendisine yanaklarını ıslatmış göz yaşlarıyla zevk dolu bakışlar atan omegaya karşı, dağılmış ifadesiyle karşılık vermişti. Aletini her ne kadar istemese de o minik dudaklardan ayırıp elleri arasına alırken, elini sızlayan boğazında kendisine anlamamış gibi bakan Jungkook'a bakarak aletini çekiştirmeye başlamıştı bile. "Neden devam etmiyorsun?" Sesi acıyan boğazından dolayı oldukça titrek ve kısık olsa da, zarifliğinden bir şey kaybetmemişti. Adam onun güzel yüzüne bakıp kendini çekerken zevkinden şekilde şekilde giren sert ifadesiyle çenesini kıtlattı. "Gelmek üzereyim." Omega bu cevapla çok geçmeden elini alfanın elinin yerine koyup onun işini üstlendi ve tekrardan aletini dudakları arasına almadan önce konuştu. "Ağzıma gel." "Siktir ama." Ciddi anlamda çıldırmasına ramak kalmıştı alfanın. Her ne kadar hareketleri bir anlığına sekteye uğrasa da tekrardan kalçasını hareket ettirerek duvara yasladığı omeganın ağzını becermeye devam ederken, omega da Taehyung boğazına kadar köklenmesine rağmen hala alamadığı yerleri eliyle sıvazlamaya başlamıştı. Diğer eliyle de bacaklarını aralayıp önündeki erekte halde kalmaktan morardığını emin olduğunu aletine götürmüş ve deri üzerinden okşamaya başlamıştı. O sırada git gide sona gelen Taehyung daha da yüksek sesle inlemiş ve sertçe köklenerek omeganın boğazından aşağıya akıtmaya başlamıştı doğmamış çocuklarını. "Ohh..." Çenesi kaskatı kesilmiş bir halde geriye attığı kafasını tekrardan eğdiğinde aletini o minik ağızdan ayırdı ve elleri arasına alarak kalan menilerini de omeganın uzattığı dilinin üzerine akıttı. Yüzündeki gülümseme, menilerinin Jungkook'un o yaramaz dili dışında elmacık kemiklerine ve parlak dudaklarına da sıçramasıyla daha da yayıldı. Rahatlamış bir şekilde gülümserken aletini tekrardan iç çamaşırının içerisine yerleştirdi ve önünde diz çöken güzelliğe doğru eğilip bir hışımla kolları arasına aldı bedenini ve kucaklayıp yeniden yasladı duvara. İkisinin de yüzünde hoşnut bir gülümseme varken, bu sefer öpüşmelerini başlatan Jungkook oldu. Bitiren ise aniden üst üste çalmaya başlayan Taehyung'un telefonu. • • • bölüm sonu. ciddi anlamda söylüyorum, resmen kolum çıktı yazmaktan. umarım yorumsuz geçmemişsinizdir bu sefer de. çünkü bu bölüm S&M'in şu ana kadarki en uzun bölümü oldu. umarım beğenmişsinizdir. bir sonraki bölümde görüşmek dileğiyle. hoşçakalınnn<33

Bölüm sonu

6 yorum