İçeriğe geç

S&M •taekook•

Bölüm 7 · 7 dk okuma

S&M •taekook•

Bölüm 7

7

son bir kac bölüme gelen yorum sayısı, bir elin parmağını geçmeyecek kadar az. hatta sıfır yorum bölümler bile var. yorumsuz okumayın ^^ • • • S&M (Sado-Mazoşizm) • • • "Gerçekten de bir sevişmeyle çözüleceğini bilseydim, bu kadar kendimi yıpratmazdım! Ah! Gerçekten delireceğim..." Arka koltukta bacak bacak üstüne atmış, elleri dizlerinde birleşmiş şekilde oturan Jungkook; arkadaşının sevgilisiyle olan aşk hayatını pek de takmıyor gibi gözüküyordu. Sonuçta Jimin her saniye durum güncellemesi yapar gibi, toksik ilişkisinin çalkantılarını anlatırken kafasını şişirip şişirmediğini düşünmüyordu bile. "Bogum ile noktayı koymanız iyi oldu. Sonunda tekrardan sahalara dönüyorsun! Her gece barlara akacağız tavşanım!" Konudan konuya atlarken heyecanla ellerini açıp bağıran sarışın oğlan sonradan aklına gelen detayla dudaklarını büzdü. "Of... Keşke Hoseok da gelebilseydi..." Her ne kadar fazlasıyla bağırarak konuştuğu için Jungkook'un başını şişirse, çok tatlı olduğu için ona kıyamıyordu. Artık 'Sus artık Jimin!' demek istiyordu ama işte. Park Jimin sorunsalı... "Keşke... Ama biliyorsun, annesi katı birisi. Bana karşı fazla saygılı yetiştiriyor. Ne zaman konuşsak sanki Hoseok bir kabahat işlemiş gibi bakıyor." Bakışları cama dönüktü. Jimin ise ona bakıyordu. "Peh! Saçmalık. Yazık benim Hobişime. Geçen çıktığımız gün ne kadar da eğlenmiştik." derken o da koltukta geriye yaslandı ve yüzünü cama döndürdü. "Evet, annesi yatağında olmadığını fark edip de arayacak diye altına sıçmıştı. Ne demezsin." "Yine de eğlendik!" Bir kaç dakikanın ardından şöför geldiklerini bildirdiğinde, kapıları açıldı ve ikili arabadan indiler. Jungkook şöförü Bay Ahn'a teşekkür ederken Jimin de altındaki fazla rahatsız kot şortunu düzeltiyordu. Aslında bu kadar kısa giyinmeyi pek sevmiyordu ama bu şort Jungkook'un dolabındaki en sade kıyafet olduğu için zorunda kalmıştı. Onun aksine Jungkook ise her zamanki gibi bedeniyle gösteriş yapıyordu. Altında adeta dolgun kalçalarına yapışan mini bir deri şort, üzerinde bel kısmı tül siyah bir crop ve onun da üzerinde kısa deri bir ceket vardı. Ayaklarındaki Saint Laurent topukluları ve o topukluların kan kırmızısı tabanları fazlasıyla ilgi çekiciydi. Ama buna rağmen yüzündeki koyu göz makyajının, yüzünün belirli yerlerindeki mavi alt tonlu highlightların ve güzel dudaklarının vazgeçilmezi parlak glossunun çektiği ilginin yanından bile geçemiyordu. Hele ki o şekildi uzun buklelerini şımarık bir bebek gibi savururken, nasıl olur da ilgiyi üzerine çekmezdi? Her zamanki gibi dehşet güzel görünüyordu. Ki daha dün akşam geldiği bara tekrardan giriş yaptığında, etrafındaki insanlar da aynen böyle düşünüyorlardı. Bu inkar edilmezdi. "Uhm... Sanki dünden daha kalabalık?" diye sarışın arkadaşına yönelik konuştuğunda Jimin oflayarak kafasını salladı. "Cidden kalabalık mekanları hiç sevmiyorum!" Ardından ise arkadaşına dönüp iki eliyle kolunu tuttu. "Kookie... lütfen başka bir yere gidelim ya. Zaten Yoongi'ye söylemedim bara geleceğimizi. Vallahi ortalığı yıkar." Jungkook göz devirirken dudaklarını araladı. "Ateş olsa cirmi kadar yer yakar, ne yaptığı beni ilgilendirmiyor." Sonrasında ise sert bakışlarını bal sarısı gözlere dikti. "Fakat sen alfanın kuyruğu gibi gezinip köpeği olmaktan memnunsan gecenin devamını tek geçirebilirim." Zarif bir gülümseme takınsa da, dilinin keskinliği beterdi. Jimin de aynı onun da göz devirdi bu duruma. "Of Jungkook of. Çok gıcıksın. Gitmiyorum bi yere!" Jungkook omuz silkti. Mekanın ortalarındaydılar. Jimin telefonunu çıkartıp sevgilisine haber vermeye hazırlanırken, Jungkook'un gözleri beklenildiği gibi bar mutfağındaydı. O barmeni arıyordu. Ama karşısındaki tek manzara boşluktan ibaretti. Sinirleri bozulmuştu. Ne hadle beni ekiyor, diye düşünmeden edemedi. Aynı saatte, aynı yerde buluşacaklarını söylediğini hatırlıyordu. Sonrasında ise o alfa "hiç şüphen olmasın, orada olacağım" diye eklemiş ve buluşacaklarını doğrulamıştı. Ama burada yoktu? Daha dün oturduğu bar taburesine tekrardan yerleşti ve çantasını masaya bıraktı. Bu sefer karşısında başka bir barmen vardı. Ama şu anda ekilmesi dışında herhangi bir şey ilgisini çekmiyor olmalı, çatık kaşlarıyla etrafa bakınmaktan başka bir şey yapmıyordu. Öyle odağı kaymıştı ki, Jimin'in arkasından gelip omzuna dokunması bile irkilmesini sağladı. "Kookie'm. Yoongi'ye haber verdim, buralara yakınmış diye davet ettim. Sorun olmaz değil mi?" Jungkook kırgın duran ifadesini yüzünden silmeye çalışırken dudaklarını birbirine bastırdı. Gerçekten tek kaldığına inanamıyordu. "Yok, hayır. Sorun değil." Neden gelmemişti ki? Bunu merak ediyordu. Hatta soracaktı. Evet, şimdi soracaktı hatta. • • jungkook birimizi tanıtıyorduk değil mi? her şeyden önce şunu söyleyeyim alfa jungkook bekletilmekten nefret ederim bilinmeyen numara bunun farkındayım jeon, yumruklarını fena sıkıyorsun jungkook yazıyor... ne jungkook neredesin sen bilinmeyen numara güzel saçlarının çilek kokusunu alabilecek kadar yakınında diyelim • • Aldığı mesajla koca gözlerini büyüten ve çarık kaşlarıyla etrafına bakınan omega; arkasını döndüğü anda karşısında beliren bedenle adeta yerine çakıldı. Gözlerini büyüklüğünü kaybetmese de, kaşları yumuşamıştı. Ama karşısındaki adamın sırıtışı o sert bakışların tekrardan dönmesine vesile oldu. Adamın üzerini süzerken kafasını geriye attı çok azıcık. Keza kendisi oturduğu ve adam da kendisine doğru eğilerek ellerini iki yanında masaya yasladığından, ona bakmak için kafasını kaldırması gerekiyordu. Bacak bacak üstüne atmış adama, bir kolunu dirseğini masaya yaslanmışken yüzünü yanına doğru çevirmişti. Taehyung bu hareketi karşısına resmen sırıtmadan edememişti. Aynı anda hem öylesine seksi hem de öylesine tatlıydı ki adeta devreleri yanmıştı. Üzerine eğildiği omeganın boynuna yaklaştı ve burnunu sürttü, tekrardan göz göze geldiklerinde ise omeganın bakışları değişmemiş gibi duruyordu. Bekletilmekten gerçekten de nefret ediyor olmalıydı. Oysaki Taehyung oldukça da farkındaydı Jungkook'un en fazla beş dakika beklediğinin. Ama uzaktan onun dış dünyaya olan tavırlarını izlemek daha makul gelmişti. Ve görünen o ki, böylesine burun kıvırmakta haklıydı. Dünya onun etrafında dönüyordu. "Jeon... Ne ara beni göremediğin için yumruklarını sıkacak hâle geldin?" Amacı yalnızca onu sinir etmekti. Keza şu anda sinirli ifadesiyle fena hâlde seksi gözüküyordu. Ama karşısındaki omeganın kendisine gelen herhangi bir lafın altında kalmayacağını bilmiyordu. Omega yüzünü yana eğerken, sinirli bakışlarına rağmen dudağının bir kenarı usulca havalanacak şekilde gülümsemiş ve elini karşısındaki adamın kasıklarına götürmüştü. İşaret ve orta parmağının ucuyla dürtüklerken bir kaşı da havalanmıştı. "Peki sen ne ara beni gördüğün an sikin dimdik olacak hâle geldin?" Taehyung bir anlığına şoka girse de kıkırdamadan edememişti. Yüzünü etrafta gezdirdi ve resmen kahkaha attı. Bir elini oturan Jungkook'un incecik beline attı ve kendisine doğru kaldırdı. Fakat boynuna dolanan kollar, fazlasıyla eğilmesini gerektireceği için bir anlığına tekrardan pozisyonunu değiştirmeye karar verdi ve iki elini de deri siyah şort üzerinden dolgun kalçalara yerleştirip bedeni kucakladı. Jungkook'un uzun bacakları beline, kolları ise boynuna sarmalanmışken; alfanın bir anda biraz önce onun oturduğu tabureye yerleşmesiyle o da kendisini adamın bacaklarına yerleştirken bulmuştu. Tabii o ufak şeylerle yetinemeyen birisiydi, bu nedenle boynundaki kollarından destek alarak adamın bacakları üzerinde kayması ve kasıklarına yerleşmesi bir olmuştu. Şimdi ikisi de birbirlerinin dudaklarına bakarken Jungkook kıkırdıyor, Taehyung elleri altındaki kalçaları sıkıp okşarken sıcak nefesini o beyaz tene üflüyordu. Omega kalçalarındaki büyük ellerden fazlasıyla memnundu, keza incecik belini kavislendirerek kalçalarını oynatmadan edemiyordu. Ama Taehyung kontrolü bu arsız omegaya bırakmaya pek de niyetli olmadığından, kalçasına attığı sert şaplakla onu yerine çivilemiş, dudakları arasından titrek bir inleme dökülmesine neden olmuştu. Bu şaplak ciddi anlamda ses çıkartan cinstendi, lakin omega yaşadığı acıyla adeta deliğinin kasıldığını hissediyordu. Acıdan kesinlikle hoşlanıyordu. "Hadi ama Jeon... İnlemelerini saklama." İnlemelerini saklamayı hiç bir zaman seven birisi olmamıştı zaten. O fazla gürültülüydü. Fakat şu anda tam olarak sessiz oğlanı oynuyordu. Bir sebebi vardı. "Boş inlemelerden haz etmiyorum alfa." derken oturduğu kaslı baldırlardan destekle yerinde havalandı ve tekrardan kasıklara yerleşti. Taehyung'u fena hâlde zorluyordu. Ama adam bunu belli etmemeye ant içmiş gibiydi. Bir kaşı havalanmış, meydan okurcasına kısılmıştı yeşil irisleri. "Boş inlemeler...?" dedi anlamamış gibi. Anlamıştı, ama ondan duymak istiyordu. Jungkook adamın boynunda birleştirdiği kollarından birini yavaşça göğsüne indirdi ve adamın krem keten gömleğinin açıkta bıraktığı tenine dokundu. Parmak boğumlarına değen ince tüyleri okşarken boynundaki zinciri çekiştirdi. Parmağına doladı. "Adını bile bilmediğim bir adamın kolları arasında inleyeceğimi düşündüren ne? Söylesene, hm?" Ses tonu öylesine yumuşak ve cilveliydi ki; Taehyung biraz önce zaten dimdik olduğu için rencide edilmesini umursamasa da erkekliğinin tekrardan seğirmesini ve bunun Jungkook'un rahatça fark edebildiğini fazlasıyla umursamaya başlamıştı. "O adamın adıyla inleyebilmek için ayağına geliyor olmandır belki de." Dediği an, ipin ucu kopmuştu. Keza Jeon Jungkook, böyle bir sözü kabul etmezdi. Ki öyle de olmuştu. Parmaklarına doladığı kolyeyi avucunu sıkıştırıp yüzünü adamın yüzüne değdirdiği an, alfanın elleri o kalçalardan ayrıldı ve irkilerek iki yanına havalandı. Bu kesinlikle beklemediği bir tepki olmuştu. "Ben kimsenin ayağına gitmem." Yüzü şokla gerilmiş adamın ifadesiyle, bıkkın bir nefes verdi ve kolyeyi bıraktı. "Haddini bil." Eğer ki her bir hareketinin hemen deliğinin altında yalnızda kumaş engeliyle karşılaştığı o aletin sertliğine sertlik kattığının farkında olsaydı, belki de bu kadar aksi davranmazdı. Keza bunun bir de sorumluluk kısmı vardı. Ama öylesine sinir olmuştu ki bir anda, tam alfanın kucağından kalkacağı anda Taehyung'un onu tekrardan kalçalarından kavrayıp kucağına çivilenmesi bir olmuştu. "Taehyung." Omega boş olduğu kadar sinirli bakışlarının karardığını hissederken, yeşil gözlere kenetledi kahvelerini. "Ne?" Adam elini bel kavisine götürmüş, onu yatıştırmak ister gibi o içe çökük yolu baştan aşağıya okşamıştı. "Adım bu omega. Taehyung... Kim Taehyung." • • • bölüm sonu. evet bölüm diğer bölümlere nazaran çok şahanem geldi farkındayım, yazasım yoktu. çünkü yorum yazan yok. umarım bir an önce bunun beni ne kadar kırdığının farkına varırsınız.

Bölüm sonu

5 yorum