İçeriğe geç

S&M •taekook•

Bölüm 3 · 6 dk okuma

S&M •taekook•

Bölüm 3

3

'Cause I may be bad, but I'm perfectly good at it Sex in the air, I don't care, I love the smell of it Sticks and stones may break my bones But chains and whips excite me. • • • S&M (Sado-Mazoşizm) • • • Duyduğu cümleye katılmaz gibi kafasını sallayarak kıkırdayan omega, tch tch tch diye sessizce reddetti. "Ne cüretkar ne de çıtkırıldım birisiyim alfa. Mesela..." Gözleri içeceğine kayarken parmağını kokteylinin üzerindeki krem şantiye değdirerek birazını aldı. "Sopalar ve taşlar kemiklerimi kırabilir." Parmağının ucundakini bir kedi gibi dilini çıkartarak yaladı. "Ama zincir ve kırbaçlar beni heyecanlandırıyor." "Sikeyim." Öyle sessizce küfretmişti ki, ne kendisi ne de Jungkook duyabilmişti. Keza omeganın arsızlığı boyut aşmaya başlıyordu. Ne yapmaya çalışıyordu bu omega? Dudaklarından süzülen bitmek bilmeyen kısık kıkırdamalar, çoktan kafasının güzel olduğunun bir işaretiydi. Tavşan dişleri gözüküyor, bir bebek gözüküyordu. Taehyung adeta kafayı yiyecekti. Tabii alfanın bu dalgın ifadesi de omeganın hoşuna gidiyordu. Dilini dudakları üzerinde gezdirdikten sonra yalamasına rağmen hala üzerinde krem şanti olan parmağının ucunu dudakları arasına göndermişti. Alfayla göz temasını kesmeden parmağındaki krem şantiyi bir güzel emerken, işi bittiğinde ıslak bir sesle ayırdı dudaklarından. "Hmm... güzelmiş." derkenki ses tonu, alfanın odağını toplamasında zorluk çıkartıyor gibiydi. Tadını beğendiği için elleri arasında boş boş duran içeceği de dudaklarına yasladı ve yudumlamaya başladı. Ayrıldığında üst dudağına bulaşan beyazlığı diliyle almış, kokteylin çabucak bitmesi kendisini üzmüş olmalı ki, dudaklarını büzmüştü. O omega dudaklarını o kadar çok kullanıyordu ki, Taehyung kendisini tutamadı ve elini çenesine götürerek baş parmağıyla alt dudağı üzerinde bir güzel turladı. Parmağının üzerinde hissettiği yapışkan pembelik, omeganın parlak glossuydu. "Ne yapmaya çalışıyorsun, omega? O güzel kafandan ne geçiyor?" Omega kıkırdadı. Kafasını yana eğerken bir omzunu bilmem der gibi kaldırdı. Alfanın parmağı dudağının bir köşesindeki piercingine gittiğinde içinin karıncalandığını hissetmişti. Kaşları çatılan alfa uzun parmağının ucuyla küçük metali dürtükledikten sonra ucuna bastırmıştı. "Dudaklarını ne çok yoruyorsun... Ağzın iyi laf yapıyor." diye gülümserken gözleri de dudaklarındaydı. Parmağını bastırdığı piercingi yavaşça çekiştirdiği an, omegadan bir tıslama gelmiş ve dudağından hafif bir kan çıkmıştı. Ama alfa durmuyordu. Omeganın bu hassas teninin varlığı onu tetiklemiş gibi biraz daha çekiştirdi metali. Dudağından akan kan yavaşça çenesine ulaştığında, Jungkook yüzünü buluşturmak yerine, zevkle dudaklarını aralamıştı. Alt taraflarının kesinlikle uyarıldığının her ikisi de farkındaydı ve durmazlarsa daha fazla kan dökülecekti. Ki adam parmağını çekti ve uzanan kan yolunu izledi. Yutkunmuştu. Kendini tutmalıydı fakat omega güzel gözleriyle kendisine "Demek ki doldurulmaya ihtiyacı var." diyerek biraz önceki sözlerine ithafta bulunduğunda, ondan kurtuluşu olmadığını anladı. Yüzleri biraz önceye göre çok daha yakındı ve ikilinin bakışları birbirlerinin gözleri ve dudakları arasında git gel yapıyordu. Arkada çalan şarkı her ne kadar sesli olsa da, kulaklarına uğultulu geliyordu. Keza fena halde odakları kaymıştı. One and two and a three and four Come on, let me know if you want some more You know what I like, now get it right Boy, talk that talk to me all night Yeah boy, I like it, yeah boy, I like it Love it when you talk that talk to me, yeah Yeah, that talk to me, yeah Love it when you talk that talk to me, yeah Yeşil gözler, koca bambi gözlerin böylesine çekingen olmadan tenini süzüşünü izlerken çakmak gibi parlıyordu. Aralarında ufak bir sessizlik hakimdi. Tabii bu sessiz ortamı bitiren hamle ise, omeganın alfanın iki düğmesi açık siyah gömleğinin yakasını kavraması ve kendisine çekerek yüzleri arasındaki mesafeyi en aza düşürüşü olmuştu. "Beni kanattın alfa." derken dudağını büzdü. "Sen de mi kanatacaksın yoksa?" diye kıkırdadı alfa. Öyle sessizce konuşuyorlardı ki, sesleri birbirlerinden başka kimsenin kulağına gidemezdi. Tch Tch diye cıkladı omega tekrardan. Kafasını sallarken alfanın yakasındaki elinin tutuşunu yumuşatmış, parmaklarının dış yüzeyiyle alfanın göğsünü sevmeye başlamıştı. Tenine değen hafif tüyler, adeta kasıklarını titretiyordu. "Kanamayı severim..." İşaret parmağının inci tozu serpilmiş parlak renk tırnağını boynunun en altından göğsünün görünen en alt kısmına kadar kısa bir mesafede sürüklerken, dudağından akan kanın çenesinden boynuna gidiyor oluşunun farkında dahi değildi. "Ben kanadıkça büyüyorum..." İşaret parmağının sürüklenen yoluna orta parmağının tırnağını da kattı. "Kanadıkça güzelleşiyorum..." Ardından iki parmağına orta parmağını da ekleyerek adamın üçüncü düğmesini de açtı ve burnunu alfanın burnuna sürttü. "Kanadıkça yaşıyorum." Adamın doğrudan dudaklarına fısıldarken, Taehyung erkekliğinin dimdik olduğunun bilincindeydi. "Kanat beni alfa." Yüzündeki şaşkın gülümsemeyle adeta omeganın kasıklarını ağrıtan alfa omeganın çenesindeki elinin tutuşunu sertleştirdi ve bir anda yüzünü boynuna götürüp dilini bir yılan misali çıkarttı. Bu bulundukları pozisyonda her ne kadar bunu yapmak zor olsa da, çıkarttığı dilini omeganın boynunda biten kanın yoluna dayamış ve eme eme çenesine doğru ilerlemeye başlamıştı. Nedenini bilmese de oraya kendi izlerini bırakmak hoşuna gidecekti. Bunun ikisi de farkındaydı. Omeganın kaşları seğirir, dudakları daha da aralanırken; alfa boynu ve çenesi arasında fazlaca bekledi ve hassas teni dişleri arasında ezerek omegaya istediğini verdi. Onu kanatıyordu. Akan kanı ise damağına gönderirken onu yaşamını emiyordu. Çenesinden tekrardan dudaklarına ilerlediğinde ise, yeşil harelerini omeganın kahve harelerine değdirmiş, göz temasını bozmamaya yemin etmiş gibi sivri dilini o kanayan dudağın üzerinde gezindirmişti. Tıpkı bir vampir gibi emiyordu Jungkook'u. Bedeni titriyordu oğlanın zevkten. Bacak arası sızım sızımdı ve deliği ıpıslak olmuştu. Tıpkı onun dediği gibi, iyi laf yapan ağzının da ıpıslak deliğinin de doldurulmaya ihtiyacı var gibiydi. Alfa dilini omeganın dudaklarından çektikten sonra biraz önce onun yaptığı gibi burnunu burnuna sürttü. "Güzel gözlü omega... Ateşle, hatta şeytanla oynuyorsun. Farkında bile değilsin." Omega kıkırdadı. Tabii bacak arasındaki sızı yüzünden kıkırdamak bile zor olsa da, bunu yapmıştı. "Şeytanla mı? Ben kötü birisi miyim?" Alfa yüzünü yere eğerek gülerken kaldırdığında kafasını sallamıştı. "Kötü biri olabilirsin ama bunu mükemmel bir şekilde yapıyorsun." Omega tatmin olmuş gibi dudaklarını birbirine bastırdıktan sonra aniden telefonuna gelen mesajla yüzünü hemen yanı başındaki telefonunun ekranına döndürdü. gelen mesaj: annem •jeon jungkook •hemen eve geliyorsun Her ne kadar umursamak istemese de gelen yeni bir mesajdan sonra odağını kasıklarını ağrıtan alfadan çekmek zorunda kaldı. gelen mesaj; annem •bay kim ve ailesi için yemek düzenlediğimizi biliyorsun •neredesin! gelen mesaj: annem •seokjin'e ne kadar ayıp ettiğinin farkında mısın sen! •küçük tavşan gel eve hemen! Omega bir iç çekip gözlerini devirdi ve telefonunu ikiye katlayıp küçülterek krem çantasının içerisine yerleştirdi. Çantasını kucağına bırakırken yüzündeki sinir olsa da yorgun ifadeyle adama yakınlaştı ve kucağındaki çantasından çıkarttığı kartvizitini uzattı. Yüzündeki flörtöz gülümsemesiyle adamın tam da dudağının kenarına kısa bir öpücük kondurduktan sonra, taburesinden kalktı. Çantasını bileğinden koluna geçirirken, kendisine sürükleyen kartı parmakları arasına alıp inceleyen barmene baktı. Gözleri cilveyle yapılı vücudunda gezinirken eliyle yüzüne gelen buklelerini düzeltti. "Nereye gidiyorsun?" Evet, Taehyung sohbetlerinin bu kadar kısa olacağını tahmin etmiyordu. Tıpkı yüzünü yana eğip burukça gülümseyen Jungkook gibi. Dudağını üzgün gibi sarkıttı ve elini görüşürüz der gibi salladı. Yüzündeki tatlı ifadeye rağmen "Seni ilgilendirdiğini sanmıyorum alfa." diye yanıtladı onu. Gülümsemesi o kadar güzeldi ki, Taehyung kendisini terslemesini umursamayacak kadar mest olmuştu. Flörtöz mimikleriyle omegayı inceledi ve gülümsemese de kısılan yeşil gözlerini baştan aşağıya üzerinde gezindirirken çenesiyle git öyleyse der gibi işaret yaptı. O sırada omega çoktan arkasını dönmüş ve çantasını düzelterek kalabalıktan sıyrılmaya çalışıyordu. Zaten kendisini gören, çekingen bir ifadeyle kenara çekilse de; çekilmeyen bir kaç omegayı elinin ucuyla yavaşça ittirerek yolunu açabilmişti. Yürürken bile cilvesini koruyan omega arkasından hala onu izleyen alfanın farkındaydı tabiki. Bu yüzden kapıdan çıkmadan önce son kez ona dönmüş ve göz kırptıktan sonra göz açısından kaybolmuştu. Gidene kadar Taehyung'a sunduğu manzaranın da bi o kadar farkındaydı. Ama yarattığı katliam için aynı şey söylenemezdi. Keza adamın zihnine kazınan minicik eteğinin dar olması nedeniyle belirgin olan dolgun kalçalar, sütun bacaklar ve en çok dikkatini çeken incecik bel adamın zaten dimdik olmuş erkekliğinin sızdırmasına neden olmuştu. "Sanırım biraz izin alsam iyi olacak." Tuvalette ufak bir işi vardı. • • • bölüm sonu. bölüm pek içime sinmedi ama umarım beğenirsiniz. bir sonraki bölüm daha çok Jungkook'u merkez alacak ama dediğim gibi texting de olacak. bakalım neler konuşacaklarr bir sonraki bölümde görüşmek üzere. beklemede kalınnn

Bölüm sonu

3 yorum