İçeriğe geç

S&M •taekook•

Bölüm 13 · 11 dk okuma

S&M •taekook•

Bölüm 13

13

✮ ⋆ ˚。𖦹 ⋆。°✩ Mmm, do what you gotta do, keep me up all night Hurtin' vibe, man, it hurts inside when I look you in yo' eye What are you willing to do? Oh, tell me what you're willing to do (Kiss it, kiss it better, baby) ✮ ⋆ ˚。𖦹 ⋆。°✩ • • • S&M (Sado-Mazoşizm) • • • "Gözlüklerimi nerene soktun lan?" Derin bir iç çekti Taehyung saatlerdir gitmemek için şekilden şekile giren kuzeninin bir yeni bahanesini dinlerken. "Bulunca yollatırım ben sana. Git artık." "Sanane. İstediğimde giderim." Bu bahanesinin de tutmadığını anlayan Namjoon krem rengi kumaş pantolonunun cebindeki güneş gözlüklerini çıkarttı ve şekilli saçlarının üzerine bıraktı. "Dün gece böyle kovmuyordun ama." Taehyung onun bu deyimine göz devirdi ve cıklayarak konuştu. "Duyan da yatağa attım sanacak... İki dertleştik. Pişman ettin beni." Namjoon yüzündeki imalı sırıtmayla kahve deri koltuğunda en rahat halinde oturan kuzeninin yanına oturdu ve bir eliyle koltuğun sırtına doğru attığı kolunu tuttu. "Senin derdin de epey büyükmüş. Sonuçta 20 çocuğuna ekmek götürmek için sabah erkenden kalkıp dilencilik yapıyorsun. Her yiğidin harcı değil." "Amma da komiksin sen." Kafa salladı Namjoon. "Ama haklıyım. Çok abartıyorsun." Taehyung ona yandan bir bakış attı. "Abartıyorum, öyle mi?" "Tabi lan." Yerine iyice yerleşip iki elini da kafasını arkasına yasladı diğer alfa ve devam etti. "Camianın gözdesini bulmuşsun, bir de mırın kırın ediyorsun. Omega evi naz evi oğlum. Çekeceksin mecbur. Bugün olmazsa yarın olur." "Hyung." Derin bir iç çekti Taehyung. "Sen dün gece beni götünle falan mı dinledin? Sorun Jungkook değil ki." Boş ve yorgun bakışları duvarlarda gezinen Taehyung, bir anlığına düşüncelerine daldı ve belki de onuncu defa iç çekti. "Sorun onun bir anda hayatıma girmesi ve sadece bir kaç günde hayatımı tamamen değiştirmesi..." Diliyle dudağını ıslattı. "Aklıma gelip duruyor." Eliyle saçlarını geriye doğru tararken, gözlerini yumdu yavaşça alfa. "Kurdum bile onu sahiplendi. Omegası belledi şimdiden." Namjoon ise yalnızca onu, koltuğun sırt kısmına yasladığı kolu ve koluna yasladığı çenesiyle izlemekle yetiniyordu. "O çok güzel ve inanılmaz cezbedici. Etkilenmemek elde değil. Ama... Çok karmaşık birisi." Elleriyle gözlerini ovuşturdu Taehyung. Cidden yorgun ve solgun görünüyordu. Namjoon kuzeninin bu halini görünce derin bir iç çekmeden edemedi. Onu ilk defa böyle aklı karışık görüyordu. Elini bacağına koydu ve destek olmak ister gibi patpatladı. "Karmaşıksa, çöz onu Taehyung." Taehyung'un kendisine dönen gözlerine, güven dolu bakışlarıyla karşılık verdi. "Ara ve bul." Mazoşist yönü beni korkutuyor, diyemeden edemedi içinden baskın alfa. İçimdeki canavarı tetikliyor. Kontrolü elinden bırakmazken, ellerimde nasıl canlanacağını düşünmeden edemiyorum. Tam o sırada telefonuna gelen bildirim sesiyle ikilinin arasındaki gergin sessizlik son buldu. Taehyung yanı başındaki telefonuna ufak bir bakış attı ve ekranındaki tanıdık isim ile istemsizce havalanan dudak köşesini gizleyemeden telefonuna ulaştı. Namjoon ise onun bu tepkisine göz devirmekle yetinmişti. Alfa eline telefonunu aldı ve koltukta yatar pozisyona geçip ayaklarını hyungunun bacaklarına uzattı. ••• jungkook görüldü Alfa tek gösterimlik fotoğrafa tıkladığında beklediğinin bu olmadığın düşündüğünden bir anlığına afallasa da, daha yeni varlığının farkında olduğu çakmağını hatırladı o anda. jungkook sigara kullanmadığım için üzülecek gibiyim taehyung unutmuş olmalıyım akşam alabilirim değil mi O sırada papatya özü esansıyla her bir köşeyi rahatlatıcı bir kokuyla sarmalayan küvetinde sıcak suyun keyifini çıkartan omega, mesajına anında dönüş almanın verdiği ifadeyle kaşlarını kaldırıp dudaklarını birbirine bastırdı. İçten içe asıl yazma sebebi olan konuyu açabilmek için beklediği mesajı alınca hızla hareket ettirdi ekrandaki zarif parmaklarını. jungkook benim evimden olmadığı sürece hmm hayır taehyung seni evinden alacağım jeon teyit etmene gerek yoktu jungkook teyit etmeme zaten gerek yok ayağına gelmeyeceğimi biliyorsun Taehyung koltuğun koluna yasladığı kafasını sanki daha da geriye gömebilecekmiş gibi ittirdi ve alt dudağını dişledi yüzündeki memnun gülümsemeyle. Omeganın böylesine dik duruşlu oluşu onu tatmin ediyora benziyordu. taehyung beğendin mi jungkook çakmağını mı bir cartier beğenmemek olmazdı taehyung senin olabilir jungkook tenimi yakabilirsin görüldü taehyung ne jungkook tenimi diyorum alfa yazıyor... yakabilirsin Bir kaç saniye önce heyecanla büyüyen yeşil gözleri bu sözlerle adeta katran karasına bürünmüştü. Şu anda telefonda gezinen hyungunun dikkati onda olmadığı için şanslıydı, keza bu pozisyonda aniden erekte olmaya yatkın erkekliğinin göz önünde olduğu bir açıktı. Sade beyaz Celine tişörtünün etekleriyle orayı örttü. taehyung sikeyim amacın ne senin şu an jungkook sıkıldım izlerini istiyorum artık taehyung jeon görüldü jungkook yazıyor... omegam diyordun en son taehyung yazıyor... omegam dememi mi istiyorsun jungkook bunu istemem için hiç bir sebep yok lakin kurdunun omegası bellediği birisine kendine ait izler bırakmamak biraz yazıyor... çetrefilli görüldü taehyung hadi ama o tür masum izlerle yetinmeyeceğini ikimiz de biliyoruz jungkook benim sana ait olmam için o tür masum izler tabiki de yetersiz alfa jungkook yazıyor... ne tür izleri kastediyorum biliyorsun değil mi? taehyung başa çıkamayacağın işlere bulaşma jeon ellerimde kavrulursun jungkook merak etme kim yazıyor... ellerinde canlanacağım • • • ilâhi bakış açısı 19:54 "Sakin olur musun Jimin? Anlamıyorum dediğin hiç bir şeyi, ağlamayı bırak artık." "Nasıl bırakayım Jungkook?! Resmen... Re-Resmen terk etti beni!" Jungkook yüzü gözü şişmiş, zar zor nefeslerini kontrol eden arkadaşının önünde dizleri üzerine çöktü ve ıslak gözlerine siper olan minik ellerini tutup okşadı. "Zaten her hafta ayrılıp barışıyorsunuz. Takmana bile değmez. En fazla iki güne kapında alır soluğu o Yoongi." Ardından ise gözyaşları durmak bilmeyen koca gözlere götürdü boştaki elini omega. Yüzünü yana eğdi. "Jimin..." Yüzündeki kocaman gözyaşlarını silmeye çalışan Jungkook, parmaklarının ucuyla Jimin'in bileklerini okşadı, göz hizasına geldi. "Bak, kendine gel. Biraz sakin ol, olur mu? Buradayım... yanındayım." Gözyaşları yine hızlandı Jimin'in. "Gitti. Bu sefer... bu sefer dönmeyecek gibi." Jungkook, Jimin'in suratındaki yaşları yavaşça başparmağıyla sildi. Dudaklarını büzdü, kendince arkadaşını avutacak kelimeleri seçmeye çalıştı. "Bir alfa için değmez. Bunu sen de biliyorsun. Dönmezse kendisi kaybeder. Sonuçta yanında gölge olan kişi o. İllaki dönecek." "Gerçekten mi diyorsun?" Küçük bir çocuk gibi, masum ve umutsuzca soran Jimin'in gözleri parlıyordu. Jungkook başını yavaşça salladı. "Gerçekten." Tam o sırada kapı yavaşça aralandı. İkisi de gelen kişiye döndü. Sessizce içeri süzülen Hoseok'un yüzünde yumuşak ama gergin bir ifade vardı. Gözleri önce Jimin'in şişmiş yüzüne, sonra onun ellerini tutan Jungkook'a kaydı. "Jimin..." Sesi, içerideki havayı incitmeyecek kadar yumuşaktı. "İyi misin aşkım?" Elini arkadaşının çenesinin alt kısmına atmış, parmak uçlarıyla okşamıştı. Jimin utanarak başını çevirdi ama gözlerinden yeni bir damla daha süzüldü. "Kötüyüm." Hoseok hafifçe başını sallayıp içeri doğru birkaç adım attı. Sonra gözlerini Jungkook'a çevirdi. "Taehyung geldi bitanem." "Hm?" "Yemek için işte." Kısa ve açık bir cevap verdi. Göz ucuyla hâlâ ağlayan Jimin'e bakarken yüzü hafifçe buruştu. "Nerede şu an?" "Salonda bekliyor." Jungkook'un gözleri kısa süreliğine Jimin'de kaldı. Ardından ayağa kalkarken bir elini onun başına bıraktı. "Gitmem gerek Jimin'im." Jimin sorun olmadığını söyler gibi kafasını iki yana sallarken, fazlasıyla kısık bir tonla konuştu. "O aptal için de ağlama." Jimin sadece başını eğmişti. Jungkook onun gözlerine son kez bakıp odadan çıkarken Hoseok yaklaşıp sarışın omeganın yanına oturdu. ••• 'Tanrım... çıldıracağım.' Her seferinde aynı insanlarla, aynı sohbetlerle, aynı masada yemek yemek fazlasıyla canını sıkmış olmalı ki; onuncu defa iç çekişini duyurmadan edemedi Jungkook. Zaten can sıkıcıydı ve kendisini normalinden çok daha rahatsız hissediyordu. Aklı Jimin'de kalmıştı tabii ama yine de Kim Malikanesinin de daraltıcı bir havası olduğu bir kesindi. Siyah deri bluzu, altın bir kemerle bağlanmış mini kahverengi deri şortu, leopar desenli mini çantası ve aynı şekilde leopar desenki uzun botlarıyla her zamankinden de şık görünen omega; sıcak havadan haz etmiyor olacak ki krem rengi yelpazesini yüzüne doğrultup yellerken kollarındaki altın bileklikleri sallanıp durmaktaydı. Birden incecik belinde koca bir el hissettiğinde yanı başında oturan Taehyung'un kulağına doğru eğildiğini fark etti. "Oflamayı bırakmayı düşünüyor musun?" "Hayır. Çok sıkıcı." "Biraz onları da dinlesen, sıkılmazsın. Kendi kendine etrafa bakınıp duruyorsun." Jungkook bakışları hemen önündeyken duyduğu sözlerle gözlerini yumdu ve sakinliğini korumaya çalıştı. Yüzüne her ne kadar alaycı olsa da, zarif gülümsemesini takındı. "Tabii senin ilgini çekiyordur sohbet. Malum evliliğimizden başka bir şey konuşulmuyor da." Neyseki ikiliyi birbirlerinden başka kimse duymuyordu. Taehyung dudaklarını birbirine bastırdı ve kaşlarını çatarken burnundan güldü. Masaya doğru eğilmiş omegaya karşın kendisi tamamen koltuğuna sırtını yaslamıştı. Omzu üzerinden onun bu mimiklerini izleyen omeganın bakışları kendisini etkilemişse benziyordu. "Seninle evlenmeye bu kadar niyetli olduğumu düşündüren ne?" Jungkook'un yelpazesinin hareketleri bir an dursa da bu sefer daha hızlı hareket ettirdi ve o yel havası şekilli buklelerini uçurdu. "Düğün yerimiz konuşulmaya başladığı andan itibaren pür dikkat dinlemen mesela?" Taehyung'un alaycı gülümsemesi soldu. Boğazını temizlerken bakışlarını masaya çevirdi ve masaya yaklaşıp şarabına uzandı. "Yanlış görmüşsün." "Benim yanlışım olmaz, alfa." Koca ceylan gözlerini yeşil gözlerden ayırmazken, pek bir cezbedici gözüküyordu güzel omega. Taehyung iç çekmeden edemedi. "Çocuklara sorsanıza hayatım. Sonuçta onların izdivacı olacak. Bizler burnumuzu sokmayalım." Bayan Jeon eşi ve Bay Kim'e karşı çıkarken, masadakilerin bakışları ikiliye döndü. Tam o anda çöken sessizlik üzerine Taehyung, abisi ve kuzeninin evde olmadığına fazlasıyla sevinmişti. Çünkü tam anlamıyla dalga geçilecek bir andı. Jungkook sinir olmuş gibi gülümsediğinde annesi oğlunun dilinin durmayacağını anlamış gibi kendisini düzeltti. "Tabi daha ne kadar sokabilirsiniz ki, değil mi? Sırf kendi menfaatleriniz için kendi kendinize kararını verdiğiniz düğünün yerini de bir zahmet biz seçelim." "Jungkook." Babasının ikaz eder gibi çıkan sesine karşı yalnızca göz devirmekle yetindi omega. "Sakin ol." Kulağına fısıldayan alfayı umursamak istemese de şu anda sakin olmaktan başka yapabileceği bir şey yoktu. Tabii ortam tekrar gerilmiş ve Taehyung o anda en mantıklı olan seçeneği seçmişti. Yavaşça ayaklandı ve siyah gömleğini içine attığı siyah pantolonu deri kemerinden kavrayıp düzeltti. Ardından ise elini yanındaki omegaya uzattı. "Biz bir dolaşalım, hava alalım. Sorun olur mu?" O anda bunu beklemeyen Jungkook bir anlığına afallamış ve bakışlarını büyüklerine çevirmişti. "Ne olacak oğlum? Gidin gidin siz. Gezin tozun, gençsiniz." Bunu büyük bir heyecanla ve kahkahayla söyleyen Bay Kim, duyduklarından fazlasıyla hoşnuta benziyordu. Tabii masadaki herkes istediğine ulaşmış misali gülümsüyordu. Taehyung havadaki elini tutması için sallarken, Jungkook yelpazesini bir hışımla katladı ve çantasına yerleştirip ayaklandı. Elini zarifçe uzattı ve elini bir prenses misali kavrayan adama karşı bıyık altından gülümsedi. Taehyung arkasının dönüp yürümeye başlamışken elini tam anlamıyla kavramış ve kendisini arkasından sürüklemeye başlamıştı bile. Yemek salonundan çıktıkları ve koridora vardıkları anda ellerini ayırmasalar da değişik bir gerginlik hakimdi. Taehyung odasına doğru önden ilerlerken, Jungkook onun geniş sırtını izliyor adım adım takip ediyordu. Ki odasına vardıklarında da Jungkook içeriye girdi ve etrafı incelemeye başlarken, Taehyung yatağının üzerine boylu boyunca serdiği sabahki pantolonunun cebinden bir paket sigarasını çıkarttı. "Odanı ilk defa görüyorum." "Evime de ilk defa geliyorsun?" Bu laubali karşılığa karşın göz devirdi omega. Odanın karşısındaki bahçeye çıkan balkona ilerletti uzun leopar topuklu botlarını ve camı açıp balkona çıktı. Yerleri boydan boya çimlerle kaplı bahçeyi incelerken arkasından gelen ve balkondaki büyük tekli sepet salıncağa bıraktı bedenini. Rahatça iki yana açtığı bacakları ve geriye attığı başına bakılırsa, gün onun için yoğun geçmişe benziyordu. Kaşlarını çatmışken kısık yeşilleri kendisine yan şekilde bakan ve kollarını birbirine sarmalamış omegayı süzerken, sigara paketinden bir dal çıkarttı ve biçimli dudakları arasına yerleştirdi. Yüzünü eğip ceplerinde sigarasını yakmak adına çakmak ararken, ufak bir hüsrana uğradı lakin kendisine doğru adımlayan omeganın çantasından çıkarttığı kırmızı Cartier çakmağını yakması ve önünde büktüğü beliyle eğilerek sigarasını tutuşturmasıyla bu hüsranın gereksiz olduğunu anlamıştı. Ki etkisi altına almış gibi yoğun bakışlarıyla göz temasını kaçırmayan omegayı belinden tuttuğu gibi kucağına çektiğinde Jungkook kıkırdamadan edememişti. Alfanın sol bacağına oturdu ve sol elini siyah gömleğinin ilk iki düğmesinin açıkta bıraktığı göğsüne yerleştirdi. Alışkanlık olmuş gibi tekrardan altın tozu serpilmiş uzun tırnaklarıyla adamın ince altın zinciriyle oynarken yüzünü yana eğdi. Diğer eli adamın omzundayken o elinin avcuna sakladığı kırmızı çakmağı Taehyung'un yanağına sürttü. Dudaklarını büzdü. "Demek kullanmak için yalnızca sigara içmem gerekmiyormuş." Taehyung batımının az kaldığı güneşin sıcak ışığının vurduğu yüzündeki hayran gülümsemeyle, omeganın yüzünün her bir milimini incelerken; boştaki elini dudakları arasındaki sigara götürdü ve çıkarttıktan sonra ağzındaki dumanı yana doğru üfledi. Gözleri tekrardan kendisine bakmaktan bir an bile vazgeçmeyen Jungkook'a döndüğünde belirgin köprücük kemiklerini inceledi. Güneş ışığının vurduğu köprücüklerindeki ufak boşluklara gölgeler düşmüş, bembeyaz tenindeki bronz simler iştahını açmak ister gibi parıldıyordu. Taehyung gözleri oradayken sigarasının külünü düşürdü iki parmağını sallayarak. Gözlerini omegaya çıkarttı. "Hala seni yakmamı istiyor musun?" Jungkook bunu duyduğu an bir anlığına duraksasa da, yüzünde koca bir gülümsemenin yayılmasını engelleyemedi ve alt dudağını tavşan dişleri arasına alırken kafasını salladı. Gittikçe yüzüne yaklaştığı alfa ensesini kavradı ve sertçe dudaklarını birleştirdi. O sırada Jungkook bir bacağını Taehyung'un diğer bir yanına atmış, tam anlamıyla kucağına yerleşmişti. Taehyung sigarasının tuttuğu eliyle dolgun kalçasının okşadı ve bedenini erkekliğine doğru bastırdı. Dişleri omeganın dilini dişlerken, dili o minik ağzının her bir yanını turluyordu. Jungkook'un göğsündeki elini gömleğinden içeriye girdi ve bir düğmesini daha çekiştirerek kaslarını okşamaya başladı. Taehyung ise kalçalarından ayırdığı elini yavaşça yukarıya doğru yükseltti ve kendini okşaya okşaya omuzlarına ulaştı. İki parmağı arasında tuttuğu sigarasını her ne kadar bitirmemiş olsa da o belirgin köprücük kemiklerine yaklaştırdı ve tam da orada söndürdü. Gözleri aralanan omega dişleri arasından kısık bir inleme bıraktırken, hala sigarasını teninden çekmeyen alfanın -ondan acısını çıkartmak ister gibi- dudaklarını ısırdı. Taehyung ise sigarasını çektiği gibi bahçeye fırlatmış ve boştaki elleriyle kucağındaki bedenin belinin iki yanından kavradığı gibi tamamen kucağına çekmişti. Saatler boyu öpüştüler, koklaştılar, sohbet ettiler ve birbirlerini biraz olsun tanıdılar. Sonuçta kısa bir süre sonra evleneceklerdi. • • • bölüm sonu. uzun bir süre sonra yb geldi tabi kesin okunma az olur :( umarım bölümü begenmissinizdirr ve kookun bu bölümdeki looku aynen böyleydi

Bölüm sonu

2 yorum