Bir boşluk vardır ruhunda, kalbinde ne yaparsan yap dolmaz. Ne kadar uğraşırsan o kadar hissedersin o boşluğun sızısını. Eksiklik, yarım kalmışlık duygusu doldurur ruhunu. Hayat aksada umurunda olmaz. Peki hiç düşündün mü neden o boşluk dolmuyor, veya boşluğun sebebi ne?
Kalbimiz bizim en değerli varlıklarımızdan biri benliğimizi oluşturan temel etkenlerden biri ama o bile eksik yani yarım. Duymuşsunuzdur kağıda çizdiğimiz kalp aslında gerçekte iki insanın kalbinin birleşiminden oluşur. Yani duygularımız, hislerimiz, bizi yaşatan her bir zerremiz eksik, bir yapboz parçası gibi. Tamamlamayı bekleyen parçalar.
Bu boşluğu doldurabilecek olan ise çokça söz ettiğimiz aşk. Ne kısa değil mi bu üç harfin birleşimi bizim eksik parçalarımızı tamamlıyor inanması zor ama hissettiğimizde inanmak zor olmuyor. O nadide şey bir duygu denemez çünkü geçici değil. Bir his ama kısa süreli olmayanlardan bizde çokça yara açan aynı zamanda da bize en güzel anılarımızı yaşatan aşk.
Sanki rüzgarın etkisinde gibi bir anda bulur sizi ve siz daha ne olduğunu anlayamadan aşık olursunuz. Parçalarınızın tamamlandığını zaman zaman fark edersiniz. O kişiden güzel bir söz duyduğunuzda midenize kelebeklerin uçuştuğu ı düşünür ve onunla zaman geçirirken zamanın nasıl aktığını farkında bile olmazsınız. Büyüsüne kapılır ve ilk darbeyi alana kadar inanırız aşk denen ve bize duygu karmaşasına neden olan bu hisse. Sonra o rüzgar fırtınaya dönüşmeye başlar ve aşk diğer yüzünü gösterir bu yüzden emin olamayız devam edip etmeyeceğinden, acılar çekeriz.
Peki siz aşkın büyüsüne kapıldnız mı, ya da kapıldığınızda neye inandın?
Seni aşka inandıran etken neydi?
Fırtına son bulduğunda ne hissettin? İçindeki boşluk tekrar sızlamaya başladı ya da sen boşluğu düşünmeyecek kadar duygulara boğuldun. Sana farklı hissettiren aşktan geri ne kül kaldı ne de kalbindeyken hissettiğin sıcaklık. Sana kalan kocaman yaralarla dolu olan bir kalp armağan edildi. Senin kalbin farkında olmadan aşk uğruna karşındaki kişiye verirken fark etmediğin kalbin. Binbir parçaya ayrılmış ve bazı parçaları eksik. Şimdi kalbinde tek bir boşluktan fazlası var değil mi?
Kalbin artık sana ait değil gibi hissedersin bu sefer seni uçurumdan iten kimse yoktur sen bile isteye atlarsın o uçurumdan. San bu kadar acımasız olan aşka lanet eder ve belki de sözler verirsin bir daha aşık olmayacağına dair. Çünkü artık konuşan kalbin değil aklın olur. Ama şöyle de düşünmek gerekir eğer bunları yaşamasaydım aşk diye bir şeyi tanımış olmayacak ve yaşadığın o güzel duyguları hissetmeyecektin.
Buradaki amaç kalbini senin o atabilme çünkü nasıl ki doğarken yalnızdım ölürken de yalnız olacaksın. Kalbin sadece senin, onu başkalarına verebilirsin ama şunu da bilmelisin seni yaşatan şeyi kalbini kırmalarına izin verdiğinde ruhunu da ayaklarının altına almış olursun. Aşk uğruna kendinden ödün verirsin. Peki bunları yaparken farkında mıydın?
İnsan kalbi kırılmadan yaşayamaz ne kadar içimize atsak kendimize söylemese bile kırılırız ama hayatın devam ettiğinin de farkında olmamanız gerekir. Eğer kendimizi tamamıyla insanlara adarsak kalbimiz artık toplayamayacağımız kadar parçaya bölünür. Seni yaşatan kalbine karşı nasıl davranıyorsun peki? Seni yaşattığını farkına var alırsın, ne yaşarsan yaşa üstesinden gelmeli ve ne olursa olsun gülümsemeyi bilmelisin.
Seni kıranın arkasından günlerce ağlamak da bir seçenek onun izlerini silmek de bir seçenek. İlk seçenek kendini defalarca kez kırmana yormana ve hayattan nefret etmene sebep olur sadece. Senin içindeki gücün farkına varan gerekir, en çok da bu anlarda. İhtiyacın olan sensin sadece. Kendini düşün neye ihtiyacın var?
Neden mutsuzsun?
Bu soruların cevapları sadece sende saklı aynı zamanda ilacın da sende saklı. Belki bu cevaplar yaralarına tuz basmaktan geçiyor olabilir bu noktada da kaybettiğin cesaretini bulmalı ve acılarına adım adım yürümelisin. Zor olacak evet ama imkansız değil. Bu zamana kadar birçok şey atlattın bu da onlardan biri olacak. Sadece inanmalısın kendine, başkasına ihtiyacın yok.
Aslında aşk sana ne kadar güçlü olduğunu da gösteriyor, kendine karşı ne kadar cesur olduğunu ne kadar yaran olduğunu da. Kalp de senin yaralar da ama başkasının sarmasını beklersen eğer belki de sonsuza kadar beklersin. Hayat sana bu zorlukları onlarla başa çıkman için karşına çıkarıyor ve sen bunu kabul etmezsen kendi sonunu sen getirirsin.
"Güneş gibi doğacağını biliyorsan batmaktan korkma."