İçeriğe geç

SANA SEN LAZIMSIN

Bölüm 4 · 4 dk okuma

SANA SEN LAZIMSIN

Bölüm 4

ACI

Gözlerini kapat ve izin ver içinde akmayı bekleyen gözyaşlarına. Önce güzelce ağla, istediğin gibi. Kulak ver içindeki sese, kalbinin atışına ve yaralanan ruhunun acısına. Gözlerini kapat ve geçmişe git, sana tekrar tekrar çelme takan geleceğe attığın adımları atmana izin vermeyen anı hayal et zihninde.
Boğazın düğümlendi değil mi?
O anı öylesine yaralanmış ki seni ne kadar üzerini örterse ört ne iyileşmiş ne de ilk günkü gibi.

Gözyaşların sadece kendin için değil, biliyorum. Ne kadar inkar edersen et içindeki kalp öyle naif ki kırdığın kalpler zehir oluyor sana. Biliyorum kırılmasaydın kırmak zorunda kalmazdım, içine attın ama dayanamadın işte kızma kendine, hak ver. Yoruluyorsun her bir adımda, taktığın maskeler belki de sayılamayacak kadar fazla. Her yeni gün daha fazla öldüğünü düşünüyorsun ve insanlara hayata karşı nefret besliyorsun. Belki çok gülüyorsun yaralarını gizlemek için belki de değer verdiğin insanların üzülmemesi için.
Belki de hiç gülüyorsun görenler kalpsiz olduğunu sanıyor, duygularının olmadığını. Oysa sadece sen biliyorsun yalnız geçirdiğin geceleri, gözünden akan yaşları ve içindeki yaraları.

Saklanmıyorsun sadece saklıyorsun içindekileri. Gözlerinde goca bir duvar bakanlar göremiyor sadece. Oysa o duvar o kadar ince ki görmek isteseler ve sen güvensen ona her şey bir saniye bile sürmeyecek. Ama öyle olmuyor değil mi?
Yalnız hissediyorsun ama en sevdiğin arkadaşın yanında değil, üşüyorsun ama yanında omuzlarını örtecek bir sevgilin yok, sarılmak istiyorsun ama sana karşı bir adım bile atan yok. Hep yalnızsın insanlarla dolu koca kalabalıkta bile.

Ama alışkınsın sen bunlara kırılmaya, kanamaya, saklamaya değil mi? Peki ya o gün için sahne bittiğinde gece yatağına girdiğinde ne hissediyorsun?
Uyuyabiliyor musun?
Yaraların acırken sen kendini kandırmaya devam ediyor olabilirsin ama şunu bil ki sen sarmadıkça o yaralar iyileşmeyecek kimse gelip elinden tutmayacak, kimse gözyaşlarını silmeyecek. Yalnızlığa mahkumsun sen değil mi? Umuda değil umutsuzluğa lıştıtmışsın kendini, ölü gibisin hayatında. Aynadaki sen gerçekten sen misin?
Sevdiğin ve uğruna her şeyi yapabileceğin kişiler gerçek seni tanıyor mu ki?

Hayatın altüst olduğunda yanında olan kaç insan var?
Anlaşılmadığını düşünüyorsun değil mi? Bu yüzden konuşmaya bile gerek duymuyorsun. Haklısın, çok haklısın. İnsanlar anlamak değil anlaşılmak ister bu yüzden kimse başkasını anlayamaz çünkü insanlar bencildir. Dert dinlemez çoğu dert anlatmayı sever. Sen dinleyen misin yoksa anlatan mı?
Kaç kişinin derdini dinledin şu hayatta?
Ne zaman acılarını bir kenara bırakıp hayatın akışana kapılmayın denedin?
Olmuyor değil mi? İçindekileri yok sayamadığın için yaşayamıyorum hayatı ama yaralarını sarmayı da düşünmüyorsun.

Sen alıştırmışsın kendini zindana hapsetmeye ne ruhunu görüyorsun ne kalbini. Kendinle ilgili bile değilsin, çoktan unutturmuşsun kendine yaşamayı. Peki planın ne sonsuza kadar hayattan nefret etmek mi?
Cevabın evet se devam et hayatına, tabi ona hayat denirse. Sen bir şeyler yapmazsan kim yapacak? Hüzünle dolu bir zindan yaratmışsın bir de bahçesi var dışarıda çiçekler, ağaçlar. Sen neredesin, zindanın içinden izliyorsun hayatı. Değer mi peki?
Aştığın onca zorluğa, seni memnun eden küçük anılarına değer mi dünyanı zindan edip kedini o hapse tıkmaya?

Hayatta senin zindan da ama unutma ki anahtar sende istediğinde kurtulabilirsin ya da acı çekmeye devam eder belki de yaşayabileceğin en güzel anları elinin tersiyle itebilirsin.
Bir çiçek kokladığında hoşuna gittiğinde onu koparmak aklından geçmez çünkü değer verirsin. Ama Ke dine bir çiçek kadar değer vermiyorsun, ruhunun kıvranışlarını görmezden geliyorsun, sen kendini yok sayıyorsun.

İnan tek bir gözyaşına değmez ama akıt sen, rahatlayacaksan kaçma akıt gözyaşlarını. Senden değerli hiçbir şey yok hayat bir nefes kadar kısa. Zaman geçiyor ve sana da bana da acımayacak. Kum saati akmaya devam edecek son ana kadar, son nefesini huzurla vermen için ölürken dahi hayata gülümseyebilmen için kendini bulmalısın. Kendini kaybettiğin o karanlık yerde kendine ışık olmalı ve ruhuna sarılmalısın.

Yollar senin eserin zihnindeki labirent kendi kalbinin duvarlarına kazıdığın sözler de öyle. Yolu biliyorsun belki de cesaretin yok gitmeye. Kimse için yapmadığın şeyi kendin için yap. İlk adımın başkasına değil yine kendine at o adımı. Korkuların, geçmişin, sen onlarla yüzleşmedikçe o lardan kurtulamayacaksın. Acını derinden yaşamadıkça acılarından kurtulamayacaksın. Karanlık olabilir ama korkma bu senin karanlığın. Işığa ihtiyacın yok kalbin biliyor yolu.

Şimdi senin zamanın. Adımların kendin için atığın atarken kendinden emin olduğun adımların olsun. Korkak olabilirsin ama korkularını yendiğinde hatta yenmek için attığın ilk adımda cesur sayılırsın. Yalnızsın ama yalnız olduğunda daha güçlüsün. Sen kendine, korkuların yenilmediğin zaman hiçbir insana da yenilmeyeceksin. Senin en büyük savaşın içinde. Belki ruhunda belki de ruhunun kapısı olan kalbinde.
Sorular da senin çözümler de.

Korkularını sakladığın karanlıkta ışık da bulabilirsin kendine. Ruhun seni çağırıyor, bu sefer korkularının karanlığına itilen değil oluşturduğun karanlık boşluğa atlayan ol.

Seçim senin, seçimlerin ise geleceğin.
Gözlerin, kalbin, sesin hepsi seni yansıtıyor ama ayna sana sadece maskeni gösteriyor.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.