Yemeğin ilerleyen saatlerinde sonunda konu Jungkook'un Taehyung'u kurtarma hikayesine geldi.
Bay Seokjin
Anlat bakalım Jungkook. Nasıl oldu?
Jungkook
Ben geminin arka tarafındaydım. Yere yatmış yıldızları seyrediyordum. Ardından Taehyung'un geldiğini gördüm. Sakin bir şekilde denize bakıyordu. Birden dengesizleşti. Tam denize düşecekken onu yakaladım.
Taehyung, Jungkook'un anlattıklarını çok dikkatli dinliyordu. Anlattıklarının bir kısmı doğruydu ama hepsi değil. En azından bütün gerçekleriyle anlatmamıştı.
-Bu çok korkunç. Sen orada olmasaydın şuanda burada Taehyung ile yemek yiyemez olurduk.
-Evet doğru zamanda doğru yerdeymişsin.
Jungkook
Evet, öyle bir alışkanlığım var. Mesela bu geminin biletinide doğru zamanda doğru yerde aldım.
Yoongi her ne kadar olanları dinlesede Jungkook'u hala sevmiyordu. Jungkook'a olan nefreti oğlunun ölücek olabileceği düşüncesini sindirmesine engel oluyordu.
Bay Seokjin
Peki, sen neler yapıyorsun? İşin nedir?
Jungkook
Ben ressamım efendim. Ünlü biri değilim ama resim çizip bunları satar geçimimi sağlarım.
Taehyung'un annesi
Bu çok iyi. Taehyung resimleri çok sever. İyi arkadaş olursunuz.
Taehyung'un annesinin yorumu üzerine Yoongi sert bir şekilde boğazını temizledi.
Bay Seokjin
Ne tür resimler çiziyorsun? Bende malikanem için tablo yaptırmayı düşünüyordum.
Jungkook
Fark etmez efendim. İstediğiniz her şeyi çizerim. Özellikle insan bedenlerini çizmeyi çok seviyorum. İnsan bedenindeki; özellikle de bayanların kıvrımlarını çizmek çok hoşuma gidiyor.
Bay Seokjin
Bu çok iyi. Karımın bir portresini çizdirebilirim. Tabi sende kabul edersen.
Jungkook gururlu bir şekilde gülümsedi.
Jungkook
Bunu çok isterim efendim.
Jungkook Taehyung'a doğru baktı ve göz kırptı. Taehyung gülümsemesini gizlemek için başını yere eğdi.
Sonunda yemek bitmişti. Erkekler yemek sonrası toplanıp iş hakkında konuşur ve içerlerdi.
Bay Seokjin
Akşam yemeğinde bize katıldığın için teşekkürler Jungkook. Umarım tekrar görüşürüz.
Jungkook
Ben bir yere kaçmıyorum efendim. Hep buralardayım.
Seokjin, Jungkook'u Yoongi'nin aksine çok sevmişti. Yoongi, Taehyung'a doğru döndü.
Yoongi
Hadi gidiyoruz.
Taehyung ayağı kalktı. Seokjin Taehyung ve Jungkook'un omzunu tuttu.
Bay Seokjin
İş konuşmak için fazla gençler. Gidip istediğiniz gibi takılın.
Taehyung şaşkın bir şekilde önce babasına sonra Seokjin'e baktı. Sözü büyükler söyleyince küçüklere söz düşmezdi. Bu yüzden Yoongi hiçbir şey diyemedi. Ardından Jungkook ve Taehyung yemekhaneden çıktılar. Birlikte geminin dışına çıktılar. Dışarıda kimse yoktu. O kadar mutlulardı ki gülüşleri yüzlerinden düşmüyordu. Jungkook Taehyung'un elini tuttu ve geminin burnuna doğru koşmaya başladılar. Jungkook yemekhaneden aldığı iki şişe içkinin bir şişesini Taehyung'a uzattı.
Jungkook
Hadi bu anı kutlayalım.
Taehyung içki şişesini aldı ve açıp büyük bir yudum aldı.
Jungkook
Wow biraz yavaş iç.
Taehyung
Neden? Babasını dinleyen biri böyle içemez mi?
Jungkook
Hayır o yüzden demedim. Sarhoş olmadan önce seninle konuşmak istiyorum.
Taehyung
Ne hakkında?
Jungkook geminin iyice ucuna gitti ve parmaklıklara yaslandı. Taehyung da yanına geldi.
Jungkook
Anlat bana.
Taehyung
Neyi?
Jungkook
Anlayamazsın demiştin ya, anlat bana. Bu yüzündeki gülüşü yok eden şey nedir? Hayatına kıyacak kadar yaşadığın acıyı anlat bana.
Taehyung derin bir nefes aldı. Başını denize doğru eğdi. Uzun bir süre denize baktı. Jungkook ise itiraz etmeden Taehyung'u bekledi.
Taehyung
Biz çok varlıklı bir aile değiliz, hatta batağın eşiğindeyiz. Babam son çare olarak tüm varlığını ortaya koyarak bay Seokjin ile ortaklığa karar verdi. Bay Seokjin çok iyi biri ama malına çok değer verir. O yüzden karşındaki kişinin de öyle olmasını ister. Babamın ona olan bağlılığını kanıtlaması için benimle kızını evlendirmeyi teklif etti. Babam ise paranın evladından daha değerli olduğunu düşünüyor demekki.
Taehyung acı bir şekilde gülümsedi. Gözleri doldu ama ağlamak istemediği için hızlıca gözlerini sildi.
Jungkook
Yani kızı ile evleniceksin?
Taehyung
Buna mecburum. Babam ne derse o. Annem her ne kadar istemese de bir evde babanın dediği geçerlidir. Her şeye itiraz edebilir ama buna edemiyor. Nedenini o da bilmiyor. Sadece bu konu hakkında pek konuşmaz.
Jungkook
Annen akıllı bir kadınmış.
Taehyung
Evet öyledir. Her zaman benim yanımdadır. Gün sonunda yaramı hep o sarar.
Taehyung içkisinden koca bir yudum aldı. Ağlamak istemiyordu ama içinde büyük bir acı vardı. Jungkook o acıyı hissetmiş olmalı ki aniden Taehyung'u kolundan tuttu ve kendine çekerek kocaman sarıldı. Taehyung önce şaşırsa da ardından Jungkook'a karşılık verdi. Jungkook sanki içindeki bütün sıkıntıyı alıp götürmüştü.
Jungkook
Hadi başka bir şey konuşalım, olur mu?
Taehyung tıpkı küçük bir kız çocuğu gibi başını salladı. Ardından yere oturup hem içkilerini içtiler hemde sohbet ettiler. Birlikte o kadar çok eğleniyorlardı ki zamanın nasıl geçtiğini fark etmediler.
Gecenin ilerleyen saatlerinde Jungkook ayağı kalktı. Taehyung sarhoş olmuştu. Jungkook Taehyung'un elini tuttu ve onu ayağı kaldırdı. Birlikte tekrar geminin en ucuna gittiler. Taehyung yerinde zor duruyordu. Dengesini o kadar çok kaybediyordu ki gülmeden duramıyordu.
Taehyung
Nasıl ayakta duruyorsun? Ben sanki gemiye binmiş gibiyim. Bekle zaten gemideyim.
Taehyung söylediği şeylere gülerken Jungkook Taehyung'un belini kavradı ve kendine doğru çekti. Taehyung şaşkın bir şekilde Jungkook'un gözlerine bakıyordu. Jungkook eliyle Taehyung'un yanağını tuttu. Ardından da dudaklarını kenetledi. Taehyung önce şaşkınlığından hiçbir şey yapmasada ardından Jungkook'a karşılık verdi ve uzun bir süre gecenin karanlığında, yıldızların altında öpüştüler. Artık ikisinin de nefesi kesilince öpüşmeyi bıraktılar ve Taehyung kafasını yere eğdi.
Taehyung
Bunu sarhoş olduğun için yaptın. Değil mi?
Jungkook Taehyung'un çenesini tuttu ve kafasını kaldırıp gözlerini kenetledi.
Jungkook
Ben asla sarhoş olmam.
Jungkook tavşan dişleri ile kocaman gülümsedi. Ardından dudaklarını tekrar kenetledi. Taehyung hiç tereddüt etmeden Jungkook'a tekrar karşılık verdi. Ellerini Jungkook'un boynuna doladı ve deliler gibi ay ışığında öpüştüler.