Mert’in gözleri, karanlıkta derin bir anlam taşıyor gibiydi. O an, her şeyin bir rüya gibi kayıp olduğunu düşündüm. Geçmişin en karanlık köşelerinden gelen bu ses, bana her şeyin ötesine geçmem gerektiğini söylüyordu. Ama bir yandan da, her şeyin bir anda çözülemeyecek kadar karmaşık olduğunu hissediyordum. Ne vardı, gerçekten ne vardı bu fotoğrafların ardında?Mert’in elleri titriyordu, ama yüzündeki ifade sabırla kararmıştı. “Lara,” dedi, sesi biraz daha netleşerek. “Bunlar sadece Elif’in değil, bizim de geçmişimiz. Bunu sana açıklamak zorundayım, ama önce anlaman gerekiyor.”Başımı salladım, ama her şey çok hızlı ilerliyordu. Her şeyin bir sırrı vardı, ve Mert’in bana anlatacağı her şey, beni daha derinlere çekecekti.“Bu fotoğraflarda gördüğün her şey, geçmişin izleri. Elif’in, senin, hatta benim bile bu hikâyede bir yerim var,” dedi Mert. “Her şeyin başı, kaybolmuş bir aşk, fakat o aşkın ardında büyük bir sırrı saklıyor. Sana anlatmam gereken bir şey var, Lara. Bir sırrı daha, ama buna hazırlıklı olmalısın.”Elif, 1940’ların başlarında kaybolmuştu, ve yıllarca herkesin unutmaya çalıştığı bir iz bırakmıştı. Mert’in sözleri, geçmişle bugünün arasındaki o bağları her geçen dakika biraz daha sıkılaştırıyordu. Ama bu bağlar, sadece bir aşkın kalıntıları mıydı? Hayır. Elif’in aşkı, tarihin derinliklerine gömülen çok daha büyük bir sırrı barındırıyordu.“Bu fotoğrafları neden bana gösteriyorsun?” diye sordum, yine de içimdeki ses bir türlü sakinleşmiyordu. “Ne anlatmak istiyorsun?”Mert bir an sessiz kaldı, sonra ellerini cebine soktu. “Çünkü bu fotoğraflarda senin de bir yerin var, Lara. Bütün bu zamanların, bu kaybolan aşkın ve sırrın sonunda bir bağlantı var. Bu ev, bu taşlar, bu fotoğraflar... Her şey, kaybolan zamanı bulmamız için bir işaret.”Bir an, her şeyin ortasında, Mert’in söyledikleri bana gerçek gibi gelmeye başladı. Bütün bu zaman boyunca, bir sırrı çözmeye çalışıyordum. Ama bu sır, sadece kaybolmuş bir aşkı değil, çok daha derin bir şeyleri ortaya çıkaracaktı.“Beni takip et,” dedi Mert, bu sefer bana doğru adım atarak. “Eğer gerçekten her şeyi anlamak istiyorsan, o zaman seninle birlikte geçmişin derinliklerine inmeli ve her şeyi ortaya çıkarmalıyız.”Mert’in arkasından yürümek, bana kaybolmuş bir zamanı ve geçmişin acılarını hatırlatıyordu. Her adım, beni geçmişin karanlıklarına biraz daha yaklaştırıyordu. Birkaç dakika sonra, deniz kenarındaki taşlara tekrar döndük. Mert, denizin tam ortasında yer alan eski bir iskeleye doğru ilerledi.“Sana göstermek istediğim şey burada,” dedi Mert. “Bu, sadece bir taş yığını değil, bir zamanın izleri. Elif ve ben, bu iskelenin etrafında bir zamanlar birbirimize yazdıklarımızı bıraktık. Ama ne yazık ki, hiçbir zaman okundu.”Mert, taşların arasında bir şey arıyordu. Bir an, ne bulduğundan emin olamamıştım. Ama sonra, elinde eski bir kutu belirdi. “İşte bu,” dedi Mert. “Bunlar, senin de gördüğün o kaybolan mektuplar.”Kutuyu açtı ve içinden eski, sararmış mektuplar çıktı. Mektupların yazıları, her biri bir başka zamanın izlerini taşıyor gibiydi. Elif ve Mert’in arasındaki yazılı sözler, kaybolmuş bir aşkın izlerini taşıyordu.Birden, içimde bir his belirdi. Bu mektupların, her zaman bir parçaya daha sahip olduğumuzu anlatan birer işaret olduğuna inanmak istedim. Ama bu mektupların, zamanın içinde kaybolmuş sırrın her bir parçasını çözeceğinden de emin olamıyordum.Mert, mektupları dikkatlice okurken, birdenbire başımı kaldırdım. Arkamda bir hareket vardı, biri bizi izliyordu. Kalbim hızla atmaya başladı. Biri başka bir sırla mı gelmişti? O kişi kimdi?Mert, mektuplara odaklanmıştı ama ben hemen arkamı döndüm. Bir siluet, deniz kenarındaki taşlardan belirmişti. O silueti tam olarak tanıyordum.
Bölüm 9
Geçmişin yansıması
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.