Siluet, karanlıkta kaybolan bir gölge gibi görünüyordu. Gözlerimi kısıp, siluetin detaylarını anlamaya çalıştım. Kalbim hızla çarpmaya devam ediyordu. Kimdi bu kişi? Neden sessizce izliyordu bizi? Mert hala mektuplara odaklanmıştı, ama ben o an her şeyin içindeki gizemi hissettim. Bu sadece bir rastlantı değildi. Biri bizi izliyor, geçmişin yükünü taşıyan birisi vardı.Adımlarım sessizdi, ama karanlıkta bir anda beliren bu figürün arkasında bir şeyler hissediyordum. Bir tanıdık ses, bir geçmişin yankıları. Hemen Mert'e döndüm, ama o tamamen farkında değildi. “Mert!” diye seslendim, ama sesim, rüzgarın sesiyle birlikte kayboldu.Yavaşça, adımlarımı sıklaştırarak siluete doğru yürümeye başladım. O kişi, yavaşça ortaya çıkıyordu. Derin bir nefes aldım. Bir an, gözlerimin önünde kaybolmuş bir zamanın bütün yükü birleşti. O siluetin arkasında bir yüz vardı, tanıdık bir yüz.Yavaşça yaklaştım. Gözlerim, siluetin içinden bir kadını fark etti. Birdenbire, zamanın akışı durdu. Kadın, yıllar önce kaybolan Elif'ti. Ama bu nasıl mümkün olabilirdi? Elif, yıllar önce kaybolmuştu, ama şimdi, burada, bu taşların arasında, karşımdadır.Kadın sessizce bana bakıyordu, ama gözlerinde derin bir hüzün vardı. Bir zamanların kaybolan aşkını, bu taşların ve denizin derinliklerinde saklayan bir yüz. “Sen… sen de kimsin?” diye sordum, sesim titreyerek.Kadın, dudaklarını hafifçe araladı ve bir anda yanı başımda beliren Mert’e doğru döndü. Mert, kadının bakışlarını görünce bir an irkildi. Sonra, derin bir nefes alarak adım attı. Kadının gözleri, ona derin bir anlamla bakıyordu. “Elif…” dedi Mert, ama sesinde bir acı vardı.“Evet, ben Elif’im,” dedi kadın, sesinde bir hüzünle. “Ama benimle ilgili bildiğiniz her şey… Yanlış. Bu zamanın içinde kaybolmuş bir hayatım var. Ve bu hayatın, şimdiye kadar çözülmemiş bir sırrı var.”O an, her şey yerine oturmaya başladı. Elif, kaybolmuş bir zamanın gölgesinde hapsolmuştu, ama her şeyin arkasında daha büyük bir gizem vardı. O kaybolan aşk, sadece iki insanın hikâyesi değildi. Bir zamanın, geçmişin ve kaybolan bir geçmişin arasındaki bağlantıyı ortaya çıkaran bir sır vardı.“Mert,” dedim, elimi onun omzuna koyarak. “Gerçekten her şeyin arkasındaki sırrı çözdük mü? Elif burada, ama biz neyi anlamıyoruz?”Elif, yavaşça başını salladı. “Geçmişim, sadece bir anı değil, bir zamanın kaybolmuş parçalarıydı. Ve bir zamanlar, bu aşkı yaşadığımızda, bizden başka kimse buna tanık olmadı. Ama kaybolan sadece aşkımız değildi… Aynı zamanda geçmişin ta kendisiydi. Mert, sana çok şey borçluyum.”Mert’in gözlerinde bir hüzün, bir kırıklık vardı. Elif’in arkasında bir zamanın gölgesinde kaybolan bir hayat vardı, ve her şeyin doğru olduğuna dair bir inanç eksikti.“Ben…” diye başladı Mert, ama sözcükler boğazına düğümlenmiş gibiydi. “Benimle ilgili bilmediğiniz şeyler var, Lara. Elif’in kaybolan geçmişi, benim de kaybolan geçmişimle bağlantılı. Ama şimdi, her şey birbirine bağlanıyor.”O anda, her şeyin netleştiğini hissettim. Elif, Mert, kaybolan aşk, her şey bir bütün olmuştu. Ama bu bütünün içinde hala bir eksiklik vardı. Geçmişin, kaybolmuş bir zamanın eksik parçaları… Bir şey vardı ki, bu eksiklik beni hep huzursuz kılıyordu. Elif ve Mert’in arasındaki bağlantı çok daha derindi, ama ben bu bağlantının gerisinde hala başka bir sırrı çözmeye çalışıyordum.Elif, bana doğru adım attı. “Lara, seninle çok fazla şey paylaşıldı. Ama geriye sadece bir şey kaldı. O da, bu kaybolan zamanın asıl sırrını ortaya çıkarmak. Ve bunu yapmak için, zamanın sınırlarını aşmak zorundasınız.”Bunu söyledikten sonra, Elif yavaşça geriye doğru adım attı. Ve bir an için, kaybolmuş zamanın içinde, gerçekten kaybolan bir anı daha biriktirdik. Bu yolculuk, sadece bizim değil, tarih ve zamanın bir oyunu gibiydi. Ama şimdi, Elif’in ve Mert’in bana söyledikleriyle, geçmişin derinliklerinden çıkaracak bir cevap arıyordum.Arkamı döndüm. Geçmişin gölgesi, hâlâ izlediğim her adımı takip ediyordu.
Bölüm 10
Sessiz tanık
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.