O geceyi tavan arasında geçirdikten sonra, sabahın ilk ışıkları bile bana huzur vermemişti. Bir yandan geçen zamanın, diğer yandan bulduğum mektupların etkisiyle kafamda dönüp duran düşünceler vardı. Mektuptaki adres, bana başka bir dünyadan, kaybolmuş bir geçmişin kapılarını aralamamı söylüyordu. Deniz kenarındaki terkedilmiş malikane... Buraya gitmeliydim.Elif’in hikayesi, bana sadece bir aşkın değil, aynı zamanda kaybolmuş bir zamanın izlerini takip etmemi gerektiren bir görev gibi geliyordu. Her geçen dakika, tüm bu bulmacayı daha da karmaşık hale getiriyordu. Mert’in adı, aradığım cevapların ortasında bir gölge gibi duruyordu. O adama, o kaybolan zamanın saklı yönlerine daha yakından bakmam gerekiyordu.Bir şekilde, içimdeki boşluğu dolduran tek şey bu macera olmuştu. Kendimi, bir kaybolmuş zamanın peşinden sürüklenirken buldum. Terkedilmiş malikane… Ne kadar da eski bir hikaye gibi geliyordu. Ama bir şeyler vardı, bir şeyler beni burada bekliyordu.Hazırlıklarımı hızla yaptım. Yolda beni nelerin beklediğini bilmiyordum ama artık geri dönüş yoktu. Her adımda, kaybolan bir parçayı yerleştiriyor gibi hissediyordum. Evin dışına çıktığımda, güneş henüz tam olarak yükselmemişti. Havanın serinliği, adımlarımı hızlandırmam için bir neden gibi görünüyordu.Yol boyunca, zihnimde kaybolan zamanın gölgeleri arasında kaybolmuş bir aşkın yankıları vardı. Malikane, bir zamanlar sevdanın, acıların ve sırların saklandığı bir yer olmalıydı. Ve şimdi, o sırlar benim peşimdendi.Bir saat sonra, o terkedilmiş malikane belirginleşti. Uzakta, deniz kenarına doğru ilerleyen yolda, uzun zaman önce terk edilmiş gibi duran bu ev, karanlık ve soğuk bir his yayıyordu. Evin her köşesinde yılların izleri vardı. Burası, geçmişin tüm o kaybolan parçalarını ve unutulmuş anılarını içinde barındıran bir yerdi. İstediğim şey buradaydı. İçeri adım attığımda, her şey değişecekti.Evin kapısını zorlayarak açtım. Kapı, eskiliğin verdiği bir ağırlıkla gıcırdarken, içeri adımımı attım. Bir anda, ortamın derin karanlığı beni sarhoş ediyordu. Sessizlik, her adımda büyüyordu. Ama bir şey vardı, bir his vardı. Burası sadece terkedilmiş bir malikane değildi, burası geçmişin içimde yankılandığı yerdi.Birinci odada, eski döşemelerin arasında kaybolmuş bir şey vardı. Yavaşça yanaşarak, yerdeki eski kağıt parçasını fark ettim. Eğilip, o kağıdı aldım. İçinde birkaç kelime yazıyordu: "Her şeyin sonu burada başlıyor."Bu mesaj, bir başka uyarıydı. Bir başka bilinmeyenin işaretiydi. O anda, kafamda tek bir düşünce vardı: Geçmişin kapıları açılmak üzereydi ve ben bu kapıların ardındaki sırrı keşfetmeliydim.Gözlerimi etrafımda gezdirerek ilerledim. Her şeyin, her anın bir anlamı olmalıydı. İçerisi, uzun yıllar boyunca terkedilmişti, ama burası sadece bir ev değil, geçmişin, bir zamanlar var olan bir hayatın saklı olduğu bir yerdi.Bir odaya girdiğimde, eski bir masa ve sandalyenin bulunduğu bir köşe dikkatimi çekti. Masanın üzerindeki birkaç eski belge, bana geçmişin bir yansıması gibi göründü. Hepsini dikkatlice inceledim. Aralarındaki bir belge, Elif’in yazdığı mektuplardan birine benziyordu. Bu, kaybolmuş bir aşkın son parçasıydı. Elif, buraya gelmişti. Burada bir şeyler olmuştu. Ve ben, sonunda her şeyin gerçeğine ulaşmak üzereydim.
Bölüm 5
Geçmişin kapıları
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.