O gece, tavan arasındaki sessizliğin içinde her şey daha fazla anlam kazandı. Zihnimdeki karışıklığı bir kenara bırakıp, adımlarımı hızlandırdım. Mektupları tekrar gözden geçirdim, Mert’in adı kafamda yankılanıyordu. Ne kadar da tanıdık bir isimdi. Sanki bir yerde daha duymuştum, ama nerede? O sırada, bir an için karanlık bir gölge gördüm. Gözlerim, tavan arasının köşesinde hareket eden bir şekli fark etti. Bu, bir insan değildi ama neydi?Bir an tereddüt ettim. Adımlarım yerinde donakaldı. Bütün vücudum gerildi. "Kim var?" diye sordum, ama sesim tavan arasının soğuk duvarlarına çarptı ve kayboldu. Cevap yoktu. Yine de adımlarımı yavaşça attım, her şeyin derinliklerine doğru ilerlerken, gölgeler arasında kaybolan bir figür daha beliriverdi.Beni izliyorlardı.Fakat karşımda kimse yoktu. O an bir şey fark ettim: Tavan arasında yalnız değildim. Gizemli bir şekilde buraya nasıl girdiğini bilmediğim bir varlık vardı. Bu varlık, geçmişin izlerini süren bir gölge gibi her an yanı başımda, her an izimi takip ediyordu. Sesler, rüzgarın içinde kaybolan fısıldamalarla birleşiyor, korkuyu içimde daha da büyütüyordu.Bir yandan gölgeleri izlerken, diğer yandan bulduğum mektubu tekrar okumaya başladım. "O adam, seninle ilgili her şeyi biliyor." Cümle aklımı daha da karıştırıyordu. Beni, Elif’in gizemli aşkını çözmek üzere sürükleyen kimdi? Kimdi o adam? O adam kimdi, ve ben neden ona bu kadar yakın hissediyordum? Duvarda yazan mesajla da bağlantılıydı bu. "Beni bulduğun yerdesin." Bu yer, sadece bir yer değildi. Burada bir anlam vardı. Belki de bu ev, bu tavan arası, bir zaman yolculuğuydu.Fısıldayan sesler kulaklarımda çınlarken, bir yandan da zihnimdeki bulmacayı çözmeye çalışıyordum. Geçmişin kaybolan parçaları, bir şekilde kendini bana sunuyor gibiydi. Her bir mektup, her bir detay, daha fazla soru doğuruyordu. Ve bu soruların cevabı bir şekilde Mert’te olmalıydı.Derin bir nefes alarak, Mert’in kim olduğunu araştırmak için bir plan yapmaya karar verdim. Ama o anda, tavan arasındaki kapının gıcırdadığını duydum. Yavaşça başımı çevirdim. Kapı aralanmıştı. İçeriye doğru adım atmak zorunda kaldım. İçimden bir ses, bir şeylerin yakın olduğunu söylüyordu. Yavaşça odanın iç kısmına doğru ilerlerken, başka bir mektup buldum. Bu, önceki mektuplardan farklıydı. Daha eski, daha solmuş bir kağıttı.Zarfı açtım. İçinden çıkardığım kağıt, Elif’in el yazısıyla doluydu. Okudukça, kalbim hızla atmaya başladı. Mektubun sonunda, bir adres vardı: "Beni bulabileceğin tek yer, deniz kenarındaki terkedilmiş malikane."Bu mesaj, beni bir kez daha geçmişin içinde kaybolmaya zorladı. Mert ve Elif… Bu adres, belki de aradığım cevaptı. Yavaşça sandıktan başka bir şey çıkarırken, bir şey daha fark ettim. Mektupların hepsinin bir şekilde birbirine bağlı olduğunu, her yeni mektubun bir öncekini tamamladığını hissediyordum.O gece, sandıkla birlikte tavan arasındaki sırrı keşfetmeye bir adım daha yaklaşmıştım. Her şeyin bir araya gelmesi gerekiyordu. Artık her şeyi çözmek, geçmişin gölgeleriyle yüzleşmek için bir yolculuğa çıkmaya karar vermiştim. Ve bu yolculuk, beni Elif ve Mert’in sırrına, kaybolan zamana ve geçmişin karanlık dehlizlerine götürecekti.
Bölüm 4
Gölgedeki izler
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.