Yüzüğü parmaklarımın arasında sıkıca tutarken, tavan arasındaki sessizlik bir anda daha da derinleşti. Sanki dünya yavaşça etrafımda dönüyordu, her şeyin doğru olmasını beklerken zamanın kendisi bile bana göz kırpıyordu. Elif… O ismin kaybolan izlerini bulmak istiyordum. Fotoğraftaki kadının yüzü, o zamandan bu zamana sanki bir köprü gibi uzanıyordu. Ama kimdi o adam? Kimdi bu gizemli, yarım kalmış aşkın diğer yarısı?Yüzüğü tutarken, içimde bir şeylerin derinliklerinden yükseldiğini hissediyordum. Sanki yıllardır bilinçaltımda yer etmiş bir sırrı ortaya çıkarmaya çalışıyordum. Elif’in ve o adamın hikayesi beni içine çekmişti, adeta bir girdaba dönüşen geçmişin derinliklerine doğru sürüklüyordum. Ama bir şey vardı… Bütün bu soruların bir cevabı olmalıydı.Tavan arasındaki tozlu havada, yazılı kağıtları tek tek incelemeye başladım. Mektuplar, bana onları bulmamı bekliyormuş gibi duruyorlardı. Birer birer okudum. Her biri farklı bir duyguyu taşıyor, her biri geçmişin karanlık sokaklarından fısıldıyordu. Elif’in yazdığı mektuplar, o kadar yoğun ve duygusaldı ki, onları okudukça, kendimi onun yerine koyabiliyor, hislerini bir şekilde yaşayabiliyordum.Ama diğer mektuplar… Onlar eksikti. Her birinin arasından kaybolmuş cümleler vardı. Sanki bir şeyler, birileri onları saklamış gibiydi. Neden gönderilmediler? Neden her şey yarım kaldı?Birden bir şok dalgası içimi sarstı. Sandığın içine bakarken, bir başka mektup buldum. Diğerlerinden çok daha yeniydi, ama yazı tarzı farklıydı. Bu mektup, Elif’in yazdığına benzemiyordu. Elif’ten farklı birisi yazmıştı. Mektubun sonlarına doğru, birkaç cümle dikkatimi çekti: "O adamı bul, Lara. O adam, seninle ilgili her şeyi biliyor."Adeta zamanın durduğunu hissettim. "O adam" kimdi? Hangi adam? Ve bana neyi anlatmaya çalışıyordu? Bu yazının içindeki anlam, derin bir bulmaca gibiydi. Mektubun sonunda başka bir isim daha vardı. Mert... O an, bir şeyler beynimde patladı. Mert... O da kimdi? Konakla ilgili bildiğim her şey, bir şekilde birbirine bağlıydı. Mert’in adı, bir şekilde bu mektuplara, bu kaybolan zamanın içine sızmıştı.Yavaşça sandığın kapağını kapatırken, kafamda milyonlarca düşünce çırpınmaya başladı. O an, bir şey fark ettim. Tavan arasındaki havada bir değişiklik vardı. Her şey, her şeyin bir araya geldiği o anı bekliyordu. Mert, buraya mı gelmişti? Bu evin geçmişine dair daha ne kadar şey öğrenmeliydim?Yavaşça başımı kaldırdım. Bir adım daha attım. Derin bir nefes alarak, bir karar verdim. Bu gece, her şey çözülecekti. Elif, Mert, mektuplar… Artık bir adım atma zamanıydı. Geçmişin kaybolan izlerini takip edecektim. Ve belki de bu izler, bana kaybolan zamanın gerçek anlamını gösterecekti.
Bölüm 3
Kaybolan zaman
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.