İçeriğe geç

Saklı zamanlar

Bölüm 19 · 2 dk okuma

Saklı zamanlar

Bölüm 19

Zamanın kırık aynası

Gece boyunca uyuyamadım. Galata Kulesi’nin taş basamakları, mektuptaki harfler, o zarfa sığdırılmış sessizlik… Hepsi beynimde dönüp durdu. Uyku değil, sanki başka bir bilinç haliydi içinde bulunduğum. Gözlerimi kapattıkça Elif’in sesi kulağımda çınlıyordu: “Aşk bazen geç kalmaz. Sadece doğru zamanı bekler.”Sabah, karanlığa benzeyen bir sessizlikle başladı. İstanbul gridi. Camdan dışarı baktım: karşı kıyı puslu, martılar alçaktan uçuyordu. Mert uyanmadan mutfağa geçtim. Eski radyoyu açtım. Radyoda çalan müzik, 40’lı yıllardan kalma gibiydi. O an boğazım düğümlendi. Bu kadar tesadüf fazla değildi.Bir şey beni yukarı, tavan arasına çağırıyordu yeniden.Basamakları yavaşça çıktım. Odaya girdiğimde her şey bıraktığımız gibiydi. Fanus içindeki kurumuş güller, sandığın kapağı, masanın üzerindeki defter… Ama bu kez farklı bir şey vardı. Aynanın önü açılmıştı.Duvarda asılı olan, kenarları işlemeli eski bir ayna.Ama bu bir aynadan çok, bir pencere gibiydi. Yüzüme baktım. Evet, bendim. Ama arkamda duran şey… orada değildi. Geri dönüp baktım, boşluk. Aynaya tekrar döndüğümde, bir kadın silueti beliriyordu. Elif. Ya da ona çok benzeyen biri. Beyaz elbisesi vardı, gözleri hüzünlüydü.Birden sesi duyuldu. Yalnızca zihnimde değil, odamın içindeydi:“Zaman, hatırlayanları korur. Unutanları değil.”Ayna buğulanmaya başladı. Elimi uzattım. Parmaklarım cama değdiğinde sıcak bir titreşim hissettim. Aynanın ortasına bir kelime yazılmıştı:“Devam et.”Mert yukarı çıktığında beni aynanın önünde buldu. Gözlerim dalmış, yüzüm solgundu.“Neler oldu?” diye sordu.“Ayna…” dedim, “Elif buradaydı. Gerçekten buradaydı. Ve bize bir şey söylüyor. Hâlâ bitmedi bu hikâye.”Aynanın arkasını kontrol ettik. Duvara sabitlenmişti ama kenarındaki vida izlerinden biri gevşekti. Tornavida ile dikkatlice aynayı söktük.Arkasında, ince bir bölme vardı. Bir zarf daha. Ama bu defa zarf farklıydı. Üzerinde mühür vardı. Eski Osmanlı tuğrasına benzer bir damga basılmıştı. Açtığımızda, bir harita çıktı içinden. El yazısıyla çizilmişti, ama tanıdık geliyordu.“Bu… Beykoz tarafı,” dedi Mert. “Burası yalıların olduğu eski sahil hattı.”Haritanın kenarına bir not düşülmüştü:“Yarım kalan sadece bir aşk değil. Bir hakikat.”Aynanın karşısında bir süre sustuk. Sessizlik, artık korkutucu değil, çağırıcıydı.Sonra Mert gözlerimin içine baktı:“Bu iş artık sadece Elif’in değil, bizim de geçmişimiz.”Ve ben içimden geçeni açıkça söyledim:“Bu hikâyeyi sadece yaşamak değil… tamamlamak zorundayız.”İşte o anda anladım:Bazı aynalar, yalnızca yansıma göstermez.Bazıları zamanı kırar.Ve biz, artık o kırığın içindeydik.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.